Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Mart '07

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
693
 

Beynimizin labirent kentleri...

Beynimizin labirent kentleri...
 

"Artık senin aklının yollarında kaybolmamayı öğrendim."diyorum. Gülümsüyor. Yeniden kurulan bir dostluğun kutlaması gibi bu gülümseme. "Evet" diyor "Bunu birlikte öğrendik."

Uzun zaman önceydi. Yeni bir dostluğun başlangıcını yapmaya çalışıyorduk.İyi niyet ve alınan pozitif enerjinin bu dostluğa temel ve yeter olacağını düşünmek gibi bir yanılgıya düşmüştük. İyi niyet ve pozitif enerjimiz dostluğumuz için önemli ve değerliydi ama yeterli değildi. Ve bunu öğrenmek biraz zaman aldı...

Geçen zaman içinde öğrendik ki;Sağlam bir dostluk kurmak birbirimizin beynindeki kentleri keşfetmekten geçiyordu. Ben kendi aklımın şehrinin haritasıyla onun akıl kentini keşfe çıkmaya çalışmış ve yolumu kaybetmiştim. Kentlerimizin haritalarını bir türlü çakıştıramamış yanlış sokaklarda kaybolmuş ve kendimizi karmaşık çözümü zor bir durumun içinde bulmuştuk.

Her insanın aklı bir kent gibiydi. Ve yeni bir insan tanımak ilk defa geldiğin bir kentin tuhaf tedirginliğini ve heyecanını yaşatıyordu. O kentin sokaklarını, caddelerini, parklarını kendi aklındaki haritaya göre değil o kentin kendi haritasına göre keşfetmen gerekiyordu. Bu da zaman alıyordu. Eğer aceleci bir yapın varsa ve tüm kentlerin aynı plana göre biçimlenmiş olduğu yanılgısına düşmüşsen o sokaklarda kayboluyordun.

Yaptığımız hata buydu: Kendi kentlerimizin haritasıyla birbirimizin akıl kentlerinde yolumuzu bulabileceğimizi sanmak...Bu kaybolmalar iki kenti birbirinden ayırıyordu. Aklın bu labirent kentlerinin kendine özgü haritalarını keşiflerinle çizmen gerekiyordu. O kenti usul usul keşfederek titrek çizgilerinle krokiler oluşturuyor karşındakinin aklının kentinin denizini, uçurumunu, sokaklarını, parklarını, öğreniyor, zaman zaman seni şaşırtıveren küçük bir çiçek bahçesiyle bir volkanla karşılaşabileceğini de aklından çıkarmaman gerekiyordu. Kent bir süre sonra hem bildik oluyor hem de sürekli yenilenen yapısıyla seni şaşkınlığa sürüklüyordu. Bu yüzden kenti benimsiyor ama ondan asla bıkmıyordun. İnasanların aklı kentler gibiydi.Ve dostluk denilen şey o kentin keşfinden geçiyordu.

Şimdi o kentin eşsiz güzellikteki sokaklarını tanıyorum. Onun aklının cümlelerden oluşan sokaklarında dolaşıyor onun sevgisinden oluşmuş eşsiz bahçelerin güzelliğini tanıyorum. Her kelime ile bana sunduğu basamaklardan aklının kulelerine çıkıp tüm kentin güzelliğini soluksuz izliyorum.

Ve şimdi ikimizin elinde de birbirimizin akıl kentlerinin krokileri var. Birbirimiz için, dostluğumuz için harcadığımız emeğin küçük el yazmaları bunlar ve çok değerli. Bana gülümsüyor. "Artık öğrendim aklının yollarında kaybolmamayı" diyorum. Başını sallıyor "Evet" diyor "Ve bu çok değerli."

RESİM:Mahshid Farhoudi

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İki kenti bir araya getirmek...O haritayla usul usul ve sabrederek ilerlemek gerekiyor değil mi? Bazen hemen keşfetmek istediğimiz tarafımızla bulduğumuz yolları da kaybediyoruz...En üzeni de onun labirentinde ,onun haritasında onu bulmaya çabalarken;aynı çabanın onda olmayışı o kenti birbirinden tamamıyle ayırıyor...Çok güzel bir yazıydı canım. Yüreğine sağlık

guguk kuşu 
 24.03.2007 19:30
Cevap :
Canım Haticeciğim, Kentin keşfinde en önemli olan sabır ve emek.Çünkü aklımızın kentleri karmaşık labirentler gibi...Eğer o kentin güzelliğinde yolumuzu bulmak ve huzur içinde gezinmek istiyorsak haritamızı iyi çizmeli...Sevgiler...  25.03.2007 12:24
 

harika bir metafor yapmışsınız! Başkasının beynindeki sokakları görüp onun krokisiyle olaylara bakmak, hayata onun gözleriyle bakmak yani empatidir de diyebiliriz herhalde. Zaten bunu başardı mı bütün insanlar, heralde hemen hemen hiçbir sorun yaşanmaz ve herkes daha mutlu olur sanırım... Sevgiler

melek dagdelen 
 21.03.2007 18:39
Cevap :
Sevgili Melek, Aslında yaşadığımız ilişkilerdeki sorunların hepsi başkalarının kentlerinde kendi haritalarmızla yol aramamız yüzünden yaşanıyor. İnsanların düşünme biçimlerini kavrayıp davranışlarını buna göre düşündüğümüzde tüm sorun ortadan kalkar diye düşünüyorum. Ama artık birbirimiz için emek vermek zor geliyor galiba. Oysa dostluktan bu kadar çok söz eden bir toplum için ne kadar da tuhaf bir durum bu emek vermeme hali...Sevgilerimle...  21.03.2007 18:46
 

Fulyacığım ne kadar sade bir anlatımla aslında ne kadar da önemli bir şeyi anlatmışsın yine... Başka bir akıl kentinin krokisini çıkartmak ne büyük bir heyecan, hele de bu sevdiğin bir kentse:) En ferah meydanlarını , en karanlık arka sokaklarını gezmek bilmek. Yeni yapıların kurulum aşamalarını izlemek. Büyük bir keyif cidden:) Daha nice güzel kentleri , kuşların uçuştuğu ferah meydanları keşfetmen dileğimle, sevgiler:)

Yeşim Özdemir 
 21.03.2007 14:10
Cevap :
Canım Yeşim, Bu keşfin heyecanı ve keyfi başka bir şeyde var mı? Hele de kent sürekli kendini yeniliyorsa ve seni sürekli şaşırtıyorsa :) Çok teşekkür ederim. Kucak dolusu sevgiler canım arkadaşıma...  21.03.2007 17:45
 

Ne güzel bir benzetme yapmışsın sevgili Fulya...Hele bir de öğrendin mi o kente dair tüm sokakları, yolları, evleri ve parkları her defasında müthiş keyif aldığın sonu gelmez bir yolculuk başlıyor. Önemli olan bu yolculuklar sırasında olanı olduğu gibi yerli yerinde bırakmak aslında. O kenti kendine benzetmeden, kendine benzemesini beklemeden olduğu gibi kabul etmek, benimsemek...Sevgimle Özlem...

beenmaya 
 21.03.2007 12:33
Cevap :
Sevgili Özlem, Yeni kentler keşfetmenin büyülü bir güzelliği var ne dersin? Hele de o kent içinde rahat ettiğin o bildikliğine kavuştuğunda ve seni yeni bahçeler, güller ve ılık mevsimleriyle şaşırttığında o keyif daha da büyüyor.Ve son cümle öylesine doğru ki Sevgili Özlem, o kenti kendi güzelliği ve kendi doğası içinde kabul etmeli insan.Kucak dolusu sevgiler...  21.03.2007 13:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 408
Toplam yorum
: 4068
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1052
Kayıt tarihi
: 17.06.06
 
 

Gazetecilik okudum... Ama gazeteciliği sırf yazabilme serüvenine bir adım daha yaklaşabilmek için ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster