Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Nisan '15

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
224
 

Beyninden yaralanmak

Beyninden yaralanmak
 

google


Milan Kundera şöyle demiş:

“İktidar sizi nerenizden yaralıyorsa, orası kimliğiniz olur.”

Bunun doğru bir tanım olduğundan emin değilim.

İnsanlar, bunu her tarafa çekilecek biçimde yorumlayabilirler, yorumladılar da.

Bunu, ilkin bir eşcinsel grupta alıntıladılar. Bu durumda, homofobik toplumumuzda iktidarın yaraladığı yer, rektum olunca, siz de bunun uygun bir durum olmadığını tanımladığınızda, iktidardan daha homofobik olmakla suçlanabilirsiniz, suçlandım da.

Ben şöyle yazdım orada:

‘Beyninden yaralanan yok mu?’

(Ki bunu 2 kez sildiler.)

‘Beyin’ deyince, beyni kastediyoruz, düşünme organımızı. Duygu organımızı değil.

Devam:

Sonra, aynı şeyi yazdığım siyasal bir grupta şöyle bir tepki geldi:

“Senin, kendini esas olarak hangi kimliğinle tanımladığın da, zerre kadar önemsenmediğinden, şöyle bir adaptasyon yapılabilir:

Devlet seni ne niyetine oyarsa, eninde sonunda o olursun.”

Burada moment bir. Yorumlar sırayla, Bir Bir, Bir İki diye gider:

Burada dolaylı olarak 3 grup var:

Devlet, normaller, marjinaller.

Önesürülenin tersine bir örnek olarak, 1980 ertesinde devlet, 1980 öncesinde apolitik sayılan beni solcu olarak oydu ama ondan öncesinde de, sonrasında da asla ve kata solcu olmadım. Yani, yukarıda belirtilen durum, herkeste işlemiyor ve benim istisna olmam da, kuralın kalırlığını sağlamıyor ya da kuralları hep istisnalar bozuyor. Bu, Bir Bir.

Buradan çıkarsanacak sonuç şu:

Eğer, düşmanının tezleriyle oynarsan, o zaman düşmana karşıki antitezlik savın geçersizleşir. Bu, Bir İki.

Ayrıca:

Bu, aynı zamanda normallerin her duruma uyarlanma davranışının başaşağı versiyonu gibi. Bu, Bir Üç.

Alıntılanan metnin yazarı, devam metninde şunu da demiş:

"Beyninden yaralananlar, zaten en büyük kurban (öteki) kitlesini oluşturmuyor mu?

Doğrudan tımarhaneye veya hapse tıkılanlar (şizofrenler, anarşistler) bir yana, daha incelikli, ‘medeni’ infaz yöntemleriyle kariyeri bitirilenler, itibarsızlaştırılanlar (geçen gün Yalova'da ölen öğretmen).

Beyinle bunu kastetmiyorum. Bu, İki Bir.

Beyinle, düşünmekle, bilimi, düşünü, sanatı kastediyorum ki onlar da en çok milyonda bir oran ki alıntı yapılan Kundera da bir sanatçı zaten. Bu, İki İki.

Toplumun her zaman kendine zeka keçisi / kurban icat ettiğini biliriz ama bu ötekileştirme değildir, sistemin her yıllık % 10’luk amortisman eksilmesidir. Bu, İki Üç.

Akrep akrepliğini yapacak, sorun kurbağa akrebi sırtına almayacak, yani zeka keçisi, öteki, marjinal, toplumun gazabından kaçacak veya ortalıkta hiç görünmeyecek. Bu, İki Dört.

Yani, genel olarak:

Bir toplumsal parodi sergileniyorsa, orada ezen veya ezilen olmak, pek farketmez. Sorun, yöneten-yönetilen oyununu dıyına çıkabilimke veya ona hiç girmemek.

Beyninden yaralanmamanın tek önkoşulu budur.

Bu, bir gerek-koşuldur ama bir yeter-koşul değildir.

(11 Nisan 2015)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2216
Toplam yorum
: 1121
Toplam mesaj
: 127
Ort. okunma sayısı
: 500
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

Serbest yazarım. 1960 doğumluyum. BÜ İşletme mezunuyum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster