Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Mart '12

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
254
 

Beyoğlu 2 : İstanbulsamak…

Beyoğlu 2 : İstanbulsamak…
 

21.Mart.2012, Çarşamba (Öğleden sonra…)

Taksim-Hacıosman ne kadar sürüyor 20-25 dakika bir şey … Bütün bu süre içinde İstanbulun ortasından girip Tarabya’nın oralardan bir yerden çıkmak heyecan verici bir düşünce. Velhasıl artık İstanbul’un altı köstebek yuvası gibi… Biriler oradan oraya kazıp duruyor. Kimbilir zaman gelecek belki de İstanbulluların yarısı yerin altında yaşayacak..!? Peki, köstebekler o zaman nerede yaşayacak; hadi düşünmeden etmeyin…

Taksim’den Metro’ya biniyorsun, sonra:  Şişli, Osmanbey, Levent, 4. Levent, Sanayi, İTÜ Ayazağa ; Atatürk Oto Sanayi Sitesi; Darüşşafaka, Hacıosman, .. derken, hop son duraktasın… Daha önce  İstanbul’da Hacı Osman diye bir semtin olduğunu bilmezdim… Şimdi hem Metro’nun son durağı olduğunu, hem de Tarabya’ya yakın önemli bir yerleşim merkezi olduğunu evlat sayesinde öğrendik…

Hacı Osman oldukça bayır, yukarda bir yer… Hacı Osman’da Metro’dan çıkınca bir de üst mahalleye çıkan (İzmir’in asansörü gibi…) asansör yapmışlar, o işleri oldukça kolaylaştırıyor. Yoksa o tepeleri tırmanmak kolay değil…

Planımız, eve gidip biraz dinleneceğiz ; emanetlerimizi bırakacağız… Ondan sonra aynı yolları katedip, Metro’yla Taksim’e varacağız…Dinlendik ve dönüşe geçtik… Metro’ya yeniden bindik… Bu kez çevreme dikkat ediyorum. Gençler, hafif giysileriyle, rahat hareketleriyle her zaman genç… Belli ediyorlar. Ama bu kez, iyice dikkat ettim… Her zaman yaşlılara yer veriyorlar, saygı gösteriyorlar… Hayret! Gençlik mi olumlu bir yönde değişiyor; yoksa ben mi olumsuz bir yönde yaşlanıyorum. Neyse, bu tatsız bir konu… Yaşlanınca ne olacak, bütün insanlar yerin altına gidecekler… İstanbul’da zaten insanların yarısı yerin altında yaşıyorlar… Koşturan koşturana…

Ve bu arada Metro’nun uygun yerlerinde müzik ziyafeti çekenler var… Birkaç kere gördük: gitarla müzik yapanlar; akordeon ve sazla müzik yapanlar… Her seferinde durup biraz dinledik… Müziğin her türlüsünü sevmişimdir… Ayrılırken, hanım da çaktırmadan birkaç kuruş bırakıyor… (O herkese acır…) Para vermesi, acımasından mı, takdirinden mi, onu bilemiyorum… Ama bunlar Metro’nun güzel yönleri.

Metro’yla giderken insanları gözlüyorum… İkişer üçer kişilik neşeli gruplar var ama genellikle herkes kendi aleminde… Diğer yanda, bizde de zamanını kitap okuyarak geçiren insanlara rastlanıyor. Ne güzel… Hatta ders çalışanlara bile rastladım, orta yaşlardaki bir bayan belli ki İngilizce çalışıyordu; sesli sesli kelime ezberlemeye çalışıyordu… Fakat ne yazık ki hiç gazete okuyana rastlamadım! Hayret…  Gazete artık bir gereksinim olmaktan çıkıyor mu ne?  Diğer bir kısım gençlik de kulaklarına taktıkları kulaklıklarla habire yüksek oktavdan  müzik dinliyorlardı. Hele tam önümde dikilen sivri bir genç bana kadar ulaşan çok yüksek volümlü müzik parçasına öylesine kendisini kaptırmıştı ki, benim iri iri açılmış gözlerime bakınca, utandı… hemen kulaklığı çıkartıp, çantasına attı… Ben mi ayıp ettim; o mu iyi etti, bilmiyorum…

Neyse Taksim’e geldik… ama bu kez Asansör belasından korktum ve “Yürüyen merdiven” leri denemeyi istedim… Evet, deniyoruz ama… Çık Allah çık… Çık Allah çık … Bir türlü yeryüzüne ulaşamıyoruz. Ne derler, “Yedi kat yerin altı..” Tam deyimine uyuyor. İnsanlar, yedi kat yerin altında hareket etmeye çalışıyorlar. Yerin altında hareket etmek, Metroyla gidip gelmek çok kolay da, yeryüzünden inip, çıkmak çok zor…

Sonunda Taksim… Taksim  demek, biraz da “Taksim …..  Anıtı” demektir. Buradaki boşluğa acaba kaç İstanbul’lu doğru ismi koyabilir. Bunu, tavsiye ederim Sayın Pakize Suda bir keresinde halka sorsun. Evet, “Taksim (Cumhuriyet) Anıtı” , İtalyan Heykeltıraşı Piyetro Kanonika’ya yaptırılmış; 8 Temmuz. 1928’da açılmıştır. Ama uzun hikayesi vardır… Meraklısı açıp okuya…

Eskiler durmadan tekrarlanan klışe sözler için , “ Bâb-ı âli yüksek kapısından mürur edip geçerken yek bir atlı süvari ile tesadüfen rastlaştım…” diye alay ederlerdi… biz de evirip çevirip sizi Taksim’e çıkarıyoruz… Ama ne yapalım ki, İstanbul’da bütün yollar Taksim’e çıkar… Tabii yakında bu Taksim’i de alt üst etmezlerse… O da yakındır… O da yakındır..!

Anladınız aslında yolumuz, Taksim’den  İstiklal caddesine…  yani diğer adıyla Beyoğlu’na … niye Beyoğlu, demişler ki..? Aslında İstanbul’da her bir ismin bir hikayesi vardır. Onları satmakta da Sunay Akın’ın üzerine yoktur… Ataol’la bir olurlar; yanlarına da bir iki tane dımbır dımbır gitar çalan arkadaşlarını alırlar… Anadolu’yu gez Allah gez… Sunay Akın modern bir Ortaoyuncusu gibi derlediği İstanbul öykülerini, ağzından bal damlaya damlaya anlatır… sonra da Ataol şiirlerini okur da , genç üniversite kızları dizlerini döve döve ağlamaklı olurlar… Sonra alkış, kıyamet… Yaşa, Varol sesleri… Böyle gezerken gezerken eskilere gidiveriyoruz işte…

Bak… Taksim Maksim derken, şallum, şullum nerelere kadar geldik de, Beyoğlu’nun içine dalıverdik , biraz sonra Çetinkaya binasının Yedinci Katındaki, Cafe’de (ne kadar çirkin söz… Cafe..!)  MB’dan arkadaşlarla hasret gidereceğiz. Hadi bakalım…Yürüyelim… Yürümekle yollar aşınmaz..!

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hocam Taksim'den Metroya binince önce Osmanbey, sonra Şişli gelir. Eh doğma büyüme İstanbullu olarak yanlışı yakaladım. Yanlış bu değildi başka yerde diyorsanız katiyen kabul etmem, çünkü bu böyük bir yanlış hocam... Banane ödül benim, kitap benim anlamam hocam, sakın mızıkçılık yapmayın vallahi bir dahaki toplantıyı Van'da yaparım gelemezsiniz...:)) (Yok yok siz oraya da gelirsiniz Allah enerjinizi arttırsın) Selnur hanıma ve size sevgimle...:)) Bu arada kazandığım kitabı bir dahaki toplantıda isterim...:)) Hocam siz hep böyle bulmacalı yazılar yazın da kütüphanem genişlesin...:))

Sema Sener 
 29.03.2012 13:25
Cevap :
Demek ki bizde "Yanlış" çok... demek ki bizim hayatımız yanlış...İşe bak yav..Ben onu hiç düşünmemeştim... bakalım Millet daha neler bulacak. bizde artık kafa kalmadı ki...Farkında olmadan yaptığmız yanlışı, bilmece diye yutturmaya çalıştık..! Bak neler geldi başımıza... Yok o değil...!Desem de nafile...Neyse..Biraz düşüneyim!  29.03.2012 17:30
 

Aslında gelmeyi gerçekten çok istedim ama asla kıskanmadım hocam. İnsan bazen çok istese de bazı isteklerini, zaman ve o an ki duruma göre ertelemek zorunda kalıyor. Tabii hem İstanbul'un, Taksim'in, Beyoğlu'nun o eşsiz güzelliğini ve havasını sizlerle birlikte solumak isterdim.;((( Ne yapalım kısmet başka toplantılara inşallah. Sevgi ve saygılarımla...

Ay Şen 
 29.03.2012 12:41
Cevap :
Biliyorum..biliyorum.. Kıskanmak ne kelime... Asıl biz sizin gezilerini kıskanmamız :) lazım..Ne güzel anlatıyorsunuz. Biz ehh , kırk yılın başında, şöyle bir depreşiyoruz... Sevgi ve saygılar bizden...  29.03.2012 13:02
 

abi, tabiki ben ayrildigim da metro falan hikayedi idi. Konusup dururlar ama bir turlu tatbikata gecmezdi. Haciosman ise "Bayir" di!Cocuklugumda kurekler elde suadiye kiyaya inerdim denize girerdik. S.Akin ise(simdi hava sirasi bende) clubumde bir kac kez dinledim!O zamanlar tam palazlanmamisti. Ama belliydi yaman bir adam oldugu!Ulasimi guc herkesin gelmedigi kavaklari severdim bakirliginden. Sonralari oralarda ih oldu! Bazen bu memlekette sahile inerim soyle bir bakarim yahu elin oglu nasil boyle temiz tutuyor nasil bir nizam saglamis. Ama gel gor ki sehir merkezi ayni yani cok bir fark yok sadece binalar daha yuksek o kadar! Gene de ben o hatirladigim Istanbul! Saglik ve saygiyla

Newyorker 
 28.03.2012 0:43
Cevap :
New-Yorklu kardeşim herhalde temizlik ve düzen uygarlığın göstergesi... Onu bunu bilmem. Sen de bunun altını çiziyorsun. Ben olsam okullara Arapça dersinin yerine "Hijyen" dersi koyarım veya "Çevre" dersi... Hem de uygulamalı..!? Hacı Osman'da ise anam dinim ağladı. Ev bir bayırın dibinde..İnmesi kolay da çıkması... ? Fakat sık sık Sarıyer'e gittik.. Oradaki Muhallebici'yi bilirsin..Onu ziyaret ettik..İşte İstanbul... Esenlikler efendim..  28.03.2012 13:21
 

Büyük bir zevkle okudum ve okumaya devam edeceğim sevgili üstadım.

Şahin ÖZŞAHİN 
 27.03.2012 21:03
Cevap :
İstanbulu gezmek ve tanımak ve anlatmak hoşuma gidiyor. Bu belki de uzun boylu içinde yaşamadığımdandır. Fakat bu, askerliğimi orada yaptığım gerçeğini değiştirmez... Biz Üsküdar'da tanklarla dolaşmıştık Mirim.! Sen ne diyon?   28.03.2012 0:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2579
Toplam yorum
: 10204
Toplam mesaj
: 237
Ort. okunma sayısı
: 834
Kayıt tarihi
: 24.10.10
 
 

Mesleğim eğitimcilik… Şimdi artık emekli bir vatandaşım… biraz şairlik, biraz hayalcilik, biraz s..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster