Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Mart '12

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
181
 

Beyoğlu 4 : Devamı var...

Beyoğlu 4 : Devamı var...
 

İstanbul’a gittik. Beyoğlu’na çıktık. Cafe Benne’yi bulduk… Yarım porsiyon omleti yedik ya… (Herkes kendi cebinden yiyor ha… yoksa MB blog ısmarlıyor diye aklınıza falan öyle düşünceler gelmesin!) Dostlar arasında güldük, söyledik, sohbet ettik… Sonra da  “Au revoir !”  dedik… Buraya kadar tamam. Ondan sonra hayat bitmedi ki..! Daha İstanbul’da akşam saat 19.00… Oooo… Beyoğlu’nda hayat daha yeni başlıyor… Daha dur bakalım…

Dışarı çıktık… Ohh.. Akşam serinliği çökmüş… İstanbul’un; Beyoğlu’nun gece kuşları yollara dökülmüşler… Aman Allahım ne renk… Ne renk! İnsanın başı dönüyor, bir yandan da kusacağı geliyor… İşte karanlık bir dünyanın, karanlık insanları… Koşa koşa nereye giderler Allah bilir… Kapıdan  çıktıktan sonra , bu akşam nereye gidelim; hanımı nereye götüreyim, diye hesaplar peşindeyim… Eee… Kadınları tavlamak kolay mı!

Beyoğlu’nda Taksim’e doğru yavaş yavaş yürüyoruz… Hanımın da çenesi durmadan işliyor. İşlemesi normaldir… Herhalde işlemese, ya hastadır.. ya da Allah göstermesin, nasıl söylesem… Ölmüştür! Onun için bırakalım konuşsun. Onun söyledikleri zaten bir kulağımdan giriyor, bir kulağımdan çıkıyor… Ben durmadan düşünüyorum… Nereye? Gece uzun ve biz İstanbul’un orta yerindeyiz…

“Rejans”a gitsek … şimdi taşradaki MB izleyicileri “Abi , bu Rejans da ne oluyor?” diye sorsalar haklılar da ; İstanbulluların bunu sormaları biraz tuhaf…

Efendim her “Elegant” İstanbul’lunun mutlaka sevgilisiyle veya anlarsınız ya kadın arkadaşıyla bir kez fiyaka yapması için buraya damlaması ve yanındaki bayanı şaşırtması şarttır…derim ben. “REJANS”  adı bir tuhaf değil mi… İşte biraz  , “Frankofon”  tadında, belki de Levantenlere hitap eden bir  addır.

Rejans nedir veya neresidir? Çok uzatmadan söyleyelim . Rejans Beyoğlu’nda, bir ünlü Lokanta; Galatasaray’da 1931 yılında Mihail Mihailoviç'in ödeme güçlüğüne düşmesiyle, Galatasaray'da Levantenlerin Olivio Geçidi olarak adlandırdıkları mekan, Tevfik Manars, Veronika Protoppova ve Vera Çirik üçlüsü tarafından Rejans adıyla ve bir Rus lokantası olarak işletilmek üzere devralınır. Araştırmacı  yazar Jak Deleon, ilk kuruluş yıllarındaki Rejans üzerine Remzi Kitabevinden çıkan "Beyoğlu'nda Beyaz Ruslar" adlı kitabında burayı tarihine varıncaya kadar ince ince anlatır.. Rejans, tıpkı Beyoğlu gibi "nev'i şahsına münhasır" bir efsanedir.”

Oraya herkes kolay kolay gitmez,giremez. Oranın da özel müşterileri vardır. En çok da İstanbul’da yurt tutmuş Orta Doğulu’ haber ajansları çoğu kez dostlarıyla boy gösterir. Diğer yandan, misyonerler ve masonlar gizli toplantılardan sonra burada akşam yemeklerine çıkarlar. Rejans şimdilerde hem yerini değiştirmiştir hem de eski havasından çok şey kaybetmiştir. Yine de İstanbul’da  bof strogonof'u ve Rus Gulaş’ını en iyi orada yiyebilirsiniz… Ama İstanbulluyum diyen İstanbulluların çoğu da orasını bilmezler…  Bilmezlerse ben ne yapabilirim ki ? Bu bilgiler  Dershanelerde öğretilmiyor ki..! Bazı şeyler hep hayat mektebinde…

İşte ben bu düşünceler içinde eşimle birlikte yürürken… Birden yanımda kocaman levhasıyla  “Saray Muhallebicisi” belirmesin mi?

“Hanım , bu akşam canım Rejans’a gitmek  istemiyor.. sana bir Tavuk Göğsü ısmarlasam, fit olur muyuz ? Deyince, ne cevap versin gariban? “Olur bey, her şeyin en iyisini sen bilirsin..” İşte bu lafa dayanamam, bayılırım! Evet,  içeri daldık… Garson bizi, yeni sevgililer sandı, “Abi yukarı çıksanız, iyi olur, ..” filan dedi, ama ben kanmadım, hemen çöküverdik oraya…

Çöktük ya, hanım bi mutsuz, bi huzursuz… aman yaman… Tavuk Göğsü geldi; arkasından, Dilber dudağı… Aaa, tatsızlık sürüp gidiyor…

“Yahu, nedir derdin..” dedim… Açıklamaya başladı…
İstanbula’a gelmişiz… Öyle anlı şanlı,, hiç kimseyi görememişiz… Nerede o Seda Sayan’lar; CemYılmaz’lar ; Nihat Doğan’lar…Filan…
“Hiç bana İstanbul’da öyle , ünlü, şanlı bir kimseyi gösteremedin?” diye tutturdu..
“Peki, neydi o Cafe Benne’de  rastladığımız ünlü MB yazarları… Onlar kimler, biliyor musun sen?”
Yok efendim, onlar sayılmazmış… Tutturdu bana, ünlü, şanlı, meşhur kişileri göster..diye.
Hey Allahım, yarabbim. İstanbul’a gelmişiz. Beyoğlu’nda geziyoruz … Sağımızdan , solumuzdan bir sürü ünlü çarpuk, çurpuk insanlar gelip geçiyorlar… Baksana onlara.. Yok onlar sayılmazmış… Aman yarabbi, demeye kalmadı, sağıma döndüm… bir baktım, aman Allah, işte o… ADNAN BİNYAZAR.. Benim Sevgili Askerlik arkadaşım.

Kolundan tuttum çektim Adnan’ın… Aradan yıllar geçmiş ama, hala dürüst, iyi yürekli, güzel insan… Benim Gazi’den ağabeyim… (biz Gazi’de  daima bizden bir sınıf büyüklerimize ağabey, derdik.. Hala da öyle) Ağabeyimi masaya buyur ettim. O da çok mutlu oldu. Oturduk konuştuk. Eski günleri andık.

Karıma, Ünlü birini istiyordun, işte sana Ünlü biri; Cumhuriyet gazetesi yazarı; benim kırk yıllık arkadaşım ; 18 tane kitabı olan, sayısız ödül kazanmış bulunan Türkiye’nin en büyük yazarlarından biri… diyerek Adnan Binyazar’ı tanıttım. Adnan abi’de çıkarıp en yeni kitabını imzalayarak eşime hediye etti. Orada epeyce söz ettik ; eskileri andık Ankara’yı ; eski dostları Fakir Baykurt’u  ve diğerlerini… Epeyce sonra , Adnan Bey bizden müsaade istedi.. ayağa kalktı, onu geçirdik .

Eşim artık uçuyordu. Memlekete gidince anlatacak bir hikayesi vardı. Hem de imzalı bir kitabı…

Bense , yeniden eski günlere dönmenin, Tuzla’da Takım Komutanımız Uğur Dündar’ın komutasında, Adnan Binyazar;  hikayeci Mahmut Alptekin ve diğerleri ile geçirdiğimiz  muzip, neşeli günleri bir kez daha anmanın mutluluğu içindeydim. Değerli arkadaşım Adnan Binyazar’a  minnet borçluyum o gece için…

O gece  nasıl mı bitti… Nasıl  olacak diğer geceler gibi…

Not. Üçüncü Bölümde belirtilen gizli noktayı Sayın Sema Şener bilmiş ve kitabı kazanmıştır. Kendisine kitabı Şahin Bey en kısa zamanda takdim edecektir. Saygılarımla arzolunur.
Ayrıca , hikayenin 1. Bölümünde de (bilerek) önemli bir hata yapılmıştır. Bunu bilene bu kez iki kitap verilecektir. Hadi gayret Allahtan… Çalışın bakalım dersinizi?

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yorumlarla çeşitli iletişim kurmak. İşte ben buna bayılıyorum. Siz şimdi Beyoğlu dizisini bir hayli yazar da ben her okuduğumda hata bulamazsam vay benim halime? Şaka bir yana bu samimi diyaloğunuz beni baya memnun etti. Kitaplar feda olsun/ Gönüller neşe dolsun...

Şahin ÖZŞAHİN 
 31.03.2012 21:59
Cevap :
Şaka yapıyoruz Sayın Sahin..Sen sağolasın.. Ne olacak bir kitap ,iki kitap... Eller, işte görsün. İşin kötü tarafı biz müşteri kızıştıralım diyoruz., millet kaçacak delik arıyor. Yok; kardeşim ...Kitap mitap vermiyoruz... Boşverin. Yeter ki gelin, bir selam verin yeter bu garibana...   31.03.2012 23:07
 

Hocam, arabin yeri??? Sakin arab isi bir seyler hazirlamasin en son suudi Arabistan'da pilav uzerinde kizarmis koyun yeme gafletinde bulundum herkes yerde bir ben sandalyede ve bicak, catal buyuk aramalardan sonra bulundu da basliyabildim ama elle yiyenleri gordukten sonra tovbe dedim !!! Saglik ve saygiyla

Newyorker 
 31.03.2012 0:40
Cevap :
Aynı hikayeleri ben de Dhran'da bir düğünde yaşadım; bu kez pilav üstü canavar bir balık vardı. bana çatal bıçak bulamadılar dı.. Yok. bizimkisi başka. Bandırmaya hiç geldiniz mi? Esenlikler.  31.03.2012 11:59
 

Bir gün içine bu kadar renk,gökkuşağı,samanyolu,kuyruklu yıldızlar,ünlüler,tatlılar,börekler,cafeler,muhallebiler...Helal olsun hocam...muhteşem bir üslupla yazılınca böyle bir solukta yine okudum...Gülümsedim...Sağlık ve huzurla,iyi geceler...selamlar...

Mesut Selek 
 30.03.2012 22:46
Cevap :
Çok teşekkür ederim.çok iyisin Hocam. ben, değil, İstanbul yazdırıyor. Biraz İstanbul aşkı, biraz heves.. Hem sanat nedir ki? İki kalas bir heves... Öyle mi demişlerdi ,değil mi?... Asıl senin şiirler adamın ciğerine işliyor. Kolay değil söküp atmak. Saygılar, selamlar efendim.  30.03.2012 23:43
 

rejans? Hani su beyoglundan tunele yaklasinca sagda pajajin onunde iceride maun sandalye masalari olan mi?Bak ben sana bir kac yer tavsiye edim(kapida newyorker'in arkadasi ve misafiriyim de) Moda'da moda deniz clup , Kirecburnunda deniz tarafi degil caddenin arkasi havuzlu restorant. Birincisinde dana sis ve kabak kizartma ye ikincisinde izgara lufer. Aksam git tum unlu buyukbaslari gormen mumkun!!! Saglik ve saygiyla

Newyorker 
 30.03.2012 18:19
Cevap :
Merci beaucoup/Danke Schon/Thank You... Sen Bandırma'ya gel de seni Arab'ın oraya götüreyim...Kartvizitimi gösterirsen %50 iskonto da yaparlar... Üstelik salata patrondan... Esenlikler efendim!  30.03.2012 21:35
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2579
Toplam yorum
: 10204
Toplam mesaj
: 237
Ort. okunma sayısı
: 789
Kayıt tarihi
: 24.10.10
 
 

Mesleğim eğitimcilik… Şimdi artık emekli bir vatandaşım… biraz şairlik, biraz hayalcilik, biraz s..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster