Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Haziran '11

 
Kategori
Doğal Sit Alanları
Okunma Sayısı
716
 

Beypazarı

Beypazarı
 

Bu evlerde yaşamak...Bir başka olsa gerek...


Ankara'ya her gidişimde, gitmek isteyip de gidemediğim bir yerdi, Beypazarı. Nihayet bu sefer, bu isteğimi gerçekleştirebildim. Ankara'nın tarihe geçen o; Haziran'da kış görüntülerinin sergilendiği günden, bir gün sonraydı bu günübirlik gezimiz..17 Haziran'da, o nedenle gözümüz bulutlarda, bir gün önceki sel, dolu görüntülerini veren ekranları anımsayarak geçti yolculuk...Ankara'dan otomobille bir saat kadar mesafede bu güzel ilçe. Arada Göksu parkına da uğradık, gerçi yol üzerinden biraz ters istikametteydi ama buralara kadar gelmişken orayı da görelim dedik. Yapay bir göl etrafında güzel tesisler yapılmış. Göl bisikletleri ,küçük tepeye çıkan inen kızaklar , yeşilliklerde dolaşan ördekler, ortamı görülmeye değer kılmış.

Beypazarı evleri, eskinin; özgün, kişilikli yaşamını, insanlarını çağrıştırıyor insana. Günümüzde evlerimiz de, insanımız gibi tek düze, aynı kalıptan çıkmış gibi bir his uyandırmıyor mu pek çoğumuza... Televizyonun oluşturduğu şartlanmış duygular,istekler atmosferi, artan nüfusun getirdiği egoizm, hırs, ekolojik kirlenme ister istemez hepimizi etkileyen olumsuzluklar. İnsan ilişkileri ki, bunun içinde en önemli yeri tutan, akraba komşuluk ilişkileri de, bu yozlaşmadan nasibini alan sosyal yaşam gerekleridir bilindiği üzere. Beypazarı'nda ise; birbirine çok yakın olan evlerde yaşayan insanların, zengin fakir ayrımı gözetmeksizin birbirleriyle olan yakınlıklarını seziyor insan... Müzeye dönüştürülen 1800'lerde yapılmış bir evi gezerken eski sahiplerinin de fotoğraflarını uzun uzun inceledim Hayalimde onları ev halleri ile canlandırmaya çalıştım. Kimbilir şu selamlıkta neler konuşuldu, şu gelin odasında evin büyüklerinden gizli, ne sevdalar ne gönül kırıklıkları dile getirildi,şu odanın içindeki banyoda taşıma sularla nasıl banyo yapılabildi. Buzdolabı yerine kullanılan, demir parmaklıklı kapısından bakınca ürküntü veren mahzen nasıl kullanıldı. Mutfaktaki o koca koca kazanlarda kimler yemek pişirdi...O kenarları dantelli kanaviçe örtüler serili sedirlerde ne dedikodular, ne muhabbetler yapıldı...

İnözü vadisi içindeki tesislerin çoğunda düğün vardı Cuma olduğu için. Dere geçen mekânlara baktık çoğu düğün dolayısıyla kalabalıktı. Biz biraz daha sessiz bir yeri tercih ettik . Oturur oturmaz gök gürlemeye başladı. Neyseki çardağın içine girmeden yağdı yağmur. Yöresel yiyeceklerinden etli yaprak sarması, tereyağlı havuç tatlısını, saç kavurmayı yağmur eşliğinde, bulutların gökyüzünü, hiç olmazsa biraz göstermesini umarak yedik... Yaprağın lezzetini özellikle kızlar çok beğendi,kendine özgü ekşiliği,lezzeti ile gerçekten övgüyü hak ediyor...Semaverde çay ketfi eksik kaldı, yolda başımıza ne gelir korkusu ile,onu bir başka bahara bıraktık, kısmetse. ..

Esnaf, birçok Anadolu yöresinde olduğu gibi biraz fazla rahat... Kahve ve dükkanların önüne Nazilli bardağı misali sıralanmak zorundalar mı acaba... Başka bir seçenekleri de olmayabilir belki, hava sıcak ve yollar dar; kaldırımlarda çoğu esnafın yaptığı gibi toplanıp oyun oynayıp sohbet ettikleri bir alan yok. Kimbilir onlar da haklı olabilir...Yöresel baskılı, şile bezi türü giysileri satmak için ısrarcı tutum sergileyen satıcılar da hoşnutsuzluk hanesine yazıldı ister istemez...

Bu kadar turistik öneme haiz, sit alanı olan bir yere hiç yakışmayan tozlu yolların da, Melih Gökçek'in eksi hanesine yazıldığını söylemeden geçemeyeceğim doğrusu...

Şöyle güzel açık bir havada, tekrar gitmek istiyorum, Başkentin bu güzel, otantik ilçesine.. O, rüzgâr ve yağışın bir heykeltraş görevini yaptığı kayalıklardan oluşan dağların arasındaki güzelim yeşil vadiyi ve o gizemli görünüşleriyle sırt sırta vermiş ahşap evleri, özellikle yaprak sarmasıyla tekrar buluşmak dileğiyle ayrıldım, Anadolu'muzun güzelim yerlerinden birinden, Beypazarı'ndan . ..Gitmediyseniz mutlaka gitmek için düşündüğünüz yerler arasına yazın, burayı...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili arkadaşım, Beypazarı hem fotoğraflarından hem de televizyondan tanıdığım bir yerdir. İnsanlarının çok neşeli olduğunu gördüm televizyonda. El emeği ürünlerini satan kadınların rahatlığı çok ilgimi çekmişti:) Beypazarı demek havuç ve Beypazarı Kurusu demektir benim için. Antalya'daki festivallere katılıyorlar ve ben de nasipleniyorum ürünlerinden:) Aslında bizim Kaleiçi'miz ender bulunan güzelliklerle dolu ama, değerini bilmiyoruz. Bugün gene bir ev alev alev yandı, körfezi duman kapladı:( Beypazarı evlerini özenle korumuşlar televizyonda gördüğüm kadarıyla. İmrendim gezinize inan:) Yağmurlu havada gezmek güneşte gezmekten daha çok hoşuma gider benim. Sevgilerimle...

Tülin Aksoy 
 24.06.2011 16:41
Cevap :
Selam Tülinciğim...Henüz düzeltmelerimi yaptım,yorumunu görür görmez, hemen cevaplıyorum:))Antalya'mız bir dünya kenti.Kaleiçi de, en az Beypazarı kadar otantik incelikler ve güzelliklerle dolu.Senden duydum yangını,umarım büyümeden önlem alınır.Evet yaz yağmuru güzel olur aslında ama bir gün önceki görüntüler bizi endişelendirdi. Sen de benim gibi, eskiyi özleyen, sevenlerden olduğun için özellikle öneriyorum gitmeni. Sevgi ve selamlar...  24.06.2011 17:17
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 305
Toplam yorum
: 746
Toplam mesaj
: 87
Ort. okunma sayısı
: 1316
Kayıt tarihi
: 08.08.07
 
 

Emekli Türkçe öğretmeniyim.Şimdi Marmara Üniversitesi bünyesinde bulunan, Atatürk Eğitim Enstitüs..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster