Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Temmuz '18

 
Kategori
Yurtdışı Tatil
Okunma Sayısı
85
 

Bhutan: Bir Ömre Bedel Yolculuk

Bhutan: Bir Ömre Bedel Yolculuk
 

1692 yılında inşa edilen Kaplan Yuvası Manastırı (Tiger's Nest Monastery)


2000'li yılların başı idi sanırım, ilk defa Bhutan'ın adını duyduğumda. O zamanlar ülke turizme yeni açılıyordu ve yılda sadece 6000 turist kabul ediyordu. Bu nedenle haber olmuştu ve benim ilgimi çekmişti  Doğu Himalayaların tepesindeki, bir yanda Tibet, bir yanda Çin ve öte tarafta Hindistan ile komşu olan 700,000 nüfuslu bu küçücük Budist ülke. Ama ne yazık ki Türkiye’den dünyanın doğusuna giden hemen tüm uçaklar oldukça pahalı olduğu için, bu küçücük ülkeyi de 'istek' listeme ekleyerek başka ülkeler ve kültürler keşfetmeye devam etmiştim.

Çok şükür ki, eşim de benim gibi kültür tarih ve doğa gezilerini, deniz kenarında bir otelde 15 gün yan gelip yatmaya tercih ettiği için tanıştığımızdan beri aklımızda olan Bhutan'a gitme fikrini bu yıl gerçekleştirme fırsatımız oldu. Dünyanın epeyce ülkesine (44 olmuş) uzun süreli gezilerim(iz) oldu. Ama hemen hic biri beni/bizi Bhutan kadar etkilemedi diyebilirim. Her ülkenin coğrafyası ve tarihi tabii farklı ve etkileyici, Afrikada ateş etrafında otururken bir arslanın 4, 5m ötenizden geçmesi ya da Galapagosta dünyanın en küçük penguenleri ile yüzmek, Kübada Che Guevara ve Fidel'in mezarlarını ziyaret etmek, Borneoda orangutanlarla bir hafta iç içe yaşamak, Yeni Zellanda'da dünyanın en güzel şaraplarını tadarken munteşem gün batimlarina eşlik etmek, Kapadokyada dünyanin en eski yeraltı şehrini gezmek ve daha niceleri anılarımızda en güzel köşeleri işgal etmeye devam edecek.

Bhutan'ı bunca ülke arasında farklı kılan ise tamamen beklenmedik ve çok hoş bir sürpriz olmasında yatıyor. Bin küsur yıl Himalaya Dağlarında küçük derebeyliklerin hüküm sürdüğü bu topraklar, 17. yyda birleşmiş. Aslında Bhutan'a ilişkin yazılı belge bulmak hemen hemen imkansız çünkü ülkede çok sık görülen yangınlar sonucunda pek çok kütüphane ve saray yanmış.

 1907'de ilk kralları tahta çıkmış. İlk 2 kral döneminde Bhutan kendi isteği ile dünyaya kapalı, kendi içinde bir yaşam sürmüş. 1970'lere dek ülkede bir tane okul ya da hastane yokmuş.

Günümüzde, Himalayalarin tepesindeki bu ülkede tarım ve hayvancılık ile yaşıyor insanlar. 3000m ve üzerinde yasayan Yak ve yükseklerde yetişen kırmızı pirinç ile her türlü renkteki biber ana gıdaları. Peynir ve kırmızı biber ile yapilan EmaDatsi geleneksel yemekleri. Bizim Güney ve Güney Doğu mutfağına yakın hissedip o acılı yemekleri yiyebilenler için sorun yok ama benim gibi çok acılı yiyemeyenler için zorlu  bir deneyim olduğunu söyleyebilirim.

1970'lerde 3. kral ile birlikte Bhutan yavaş yavaş dünyaya açılmaya başlamış. Ancak 3. Kralın çok genç yaşta ölümü nedeni ile 4. Kral,Jigme Singye Wangchuck, 16 yaşında tahta çıkmış. Ve deyim yerinde ise Bhutan'ın kaderi degişmiş. Kral Jigme, ülkeye yatırımcı gelmesi için çalışmalar yapmaya başlamış. Bunların yanısıra okullar ve hastaneler (ülkede halen sadece 2 tam teşekküllü hastane var!) yapılıyor. Yani ülke bir kalkınma atağına başlıyor

Hemen her köye bir okul ve sağlık ocağı yapılıyor. 1999 yılında ülkede Televizyon ve İnternet yasağı kaldırılıyor. Böylece Bhutan dünyada televizyonun en son girdiği ülke oluyor.

Ülkenin ilerlemesi çalışmaları hızla devam ediyor Bhutanda. Bunu attığınız her adımda görebiliyorsunuz. Ülkenin en ücra köşelerini ve köylerini gezerken beni/bizi en çok etkileyen küçücük çocukların, kendi halinde yaşayan hiç turist görmemiş esnafın bile İngilizce konuşması oldu. Bir köy evinde yediğimiz öğle yemeği sırasında duvardaki İngilizce alfabeyi görünce sordum kim öğreniyor diye. Evin 5 yaşındaki oğlu ilkokulda öğreniyormuş Ingilizceyi, annesi de evde ona yardımcı olmak için hazırlamış bu alfabeyi!.

Nepalde İnternet konusunda cok sıkıntı yaşadığımız için, Bhutandan hiç İnternet beklemiyorduk Ama bu küçücük ülke bizi yine şaşırrtı. Her gittiğimiz yerde internet çok iyi çalıştı (sadece bir nokta hariç ki orasi Himalayalaıin 2800m yüksekliğindeki bir dağ köyü idi). Ayrica cep telefon ağlarının pek çok gelismis ülkeden daha iyi oldugunu soyleyebilirim (Örneğin İngiltereden! Turkce yaziyorum, esim itiraz edemez! )

2006 yılında bu 4. Kral, herkesi şaşırtan bir şey yapıyor ve ülkeye anayasal monarşi (İngiltere usulü demokrasi) getiriyor. Şu anda ülkede seçimle gelmiş bir parti iş başında, parlemento var. En önemlisi, bin yıllık Budist ülke, din ve devlet işlerini birbirinden ayırarak laik bir yönetim sistemini kabul etmiş durumda. Tabii ki demokrasi henüz oturmamiş. Ama atılan adımlar çok heyecan verici. Önümüzdeki yıl seçimler var. Bu seçimler için tüm adaylar kendi yerel TVlerinde yüzyüze tartışmalara katılıyorlar. Halk sorular soruyor. Liderler de ülke genelinde TV de tartışmalara katılıyorlar. Biz oradayken yerel TVlerde tartışmalar baslamıştı. Ülkenin bayrağı laiklik ve dini temsil ediyor. Beyaz kısmı laikliği, turuncu kısmı Budizmi. Ortadaki Ejderha ise hem ülkenin sembolü hem de, nazardan korunma sembolü:) Din adamları, dinle uzaktan yakından ilgilenen hiç kimse seçimlerde oy kullanamıyor.

Bhutan'ın bu 4. Kral'ının bir de GNH, Gross National Happiness/ Ulusal Mutluluk Vizyonu var. O kadar ki Birlesmis Milletler bu fikre bayılıp 12 Martı  Dünya Mutluluk Günü ilan ediyor. 2012 yılından beri kutalanan bugun Bhutan’ın dünyaya bir armağanı.  

4. Kral,Jigme Singye Wangchuck, kendisi hayatta iken krallığından vazgeçerek, oğluna veriyor yönetimi. Kendisi de ülkenin refahı için ve özellikle doğayı korumak için çalışmaya devam ediyor.

Anayasal olarak ülkenin %80'ni orman olmak zorunda. Bir ağaç kesen 2 ağaç dikmek zorunda. Yılda bir gün bütün ülke her işi bırakıp ağac dikiyorlar. Ülkede, Asyada görmeye cok alışık olduğunuz, plastic yığınlarını görmek mümkün değil. Bütün plastikler, en ücra köşelerde bile, bir noktada toplanıyor ve yerel yönetimler bunları toplayıp gereğini yapıyorlar.

Bhutan gördüğüm en temiz nehirlere sahip. Metrelerce yüksekten nehirin dibindeki taşları görebiliyorsunuz. Kendi ürettigi Karbon'un 3 mislini emiyor, ormanları sayesinde. Ayrıca o bölgede gördüğüm(üz) en temiz ülke. Karşılaştığımız bütün turistler de aynı şeyi söyleyerek şaşkınlıklarını gizleyemiyorlardı. Ülkenin tek uluslararası havaalanına indiğimizde yaşadığım şaşkınlığı ise hiç anlatmayayım. O kadar temiz ve o kadar aydınlık bir havaalanı idi ki, hani bal dök yala, o kadar yani. 

Güney Asyada ekonomik özgürlük, iş yapma özgürlüğü ve kolaylığı ve huzur konusunda ilk sırada geliyor Bhutan. Kişi başına gelirde ise ikinci sırada. Ancak teknoloji ve yatırımlar açısından hala bölgenin en az gelişmiş ülkesi.

Hindistan'ın ülkedeki varlığı çok yoğun. Bhutan ordusunu Hindistan ordusu yetiştiriyor ve hem Hindistan'ın hem Çin'in Bhutanda askeri üstleri var. Bhutan'ın Çin ile ilişkileri, Tibet ile yakın dini bağları nedeniyle, daha mesafeli. Ama Hindistan hem büyük yatırımlar yapıyor hem de ülkeye yardım ediyor. O sarp dağ sıralarına yol yapımında Hindistan büyük rol oynuyor.

Ülkenin tekstil ve tarım dışında gelişmesi için daha çok yatırıma ihtiyaç var. Bhutan bunun farkında ve dünyaya açılmaya devam ediyor. Bhtutan turizm de Nepal ve Hindistan'ın yaptığı hataları yapmamak için ucuzcu turiste kapılarını açmıyor. Bhutan'ı ziyaret etmek isteyenler mutlaka ülkedeki bir turizm şirketi ile çalişmak zorundalar. Bu hem ülkeye giren turist’in hem de turizm gelirlerinin yonetilmesini sağlıyor. Ayrıca ülkeye giriş vizesinde nerelere gideceğiniz tek tek yazılı. Her seferinde de kontrol ediliyor. Yani tam olarak bir özgürlükler ülkesi diyemeyiz 

Gelenekleri korumak çok önemli Bhutanda. Bütün yeni evler, geleneksel mimariye uygun olarak inşaa edilmek zorunda. eski yeni bütün evler boyalı ve bakımlı olmak zorunda. İşe giderken ve devlet dairelerine giderken geleneksel giysilerini giymek zorundalar. Erkeklerin giydiği geleneksel giysi ise bizim padişah kaftanlarımızla neredeyse tıpa tıp ayni! Dükkanlardan birinde sarap şişesi için kılıf gördük o geleneksel giysi görünümlü, eşim döndü aaaa bak bizdeki Osmanli kaftanı'nın aynısı dedi :)

Biz turistlerin gördüğü Bhutan ile gerçek Bhutan arasında tabii ki fark var. Halkın yaşam standardı oldukca basit. Herkes okuma yazma bilmiyor tabii. Ama bu küçük ülkede eğitim ve sağlık hizmetleri bedava. Kendilerinin tedavi edemedikleri tum hastalıklarda hasta ve bir yakınını yurt dışına tedaviye gönderecek kadar da insanına önem veriyor. Ne yazık ki henüz yeterli doktor ve sağlık çalışanı yok.

Bhtuanda, beni bunca güzellikten sonra üzen tek şey ise etnik ayrımcılık oldu. Bhutan'ın dini ve bunun günlük yaşamdaki etkilerini bir başka  yazımda anlatacağım . Ancak bu Budist ülkenin, inandığı din gereği herkesi ve herşeyi sevmesini ve kabul etmesini beklerken, kendilerinden olmayanlarla evlenenlere devlette ve devletle iş yapan özel sektörde çalışma izni vermediğini ogrendim(k). O kadar ki yabancı eşi olanların eşlerine ülkede devamlı oturma izni verilmiyor. Eşler her 3 ayda bir ülkeden 1 ay ayrılmak zorundalar. Böyle devam eden, 30, 40 yıllık evlilikler var. Bu evliliklerden olan çocuklara da vatandaşlık verilmiyor. Zaten nüfus 700bin. Kendi içlerinde evleniyorlar. Henüz demokrasileri yerleşmediği için de bu çocukların ya da eşlerin vatandaşlık almalari Kral'ın onayına bağli. Kral'ın 2, 3 yıldır imzalamadığı talepler olduğu biliniyor. Tabii bu etnik ayrımcılık hemen aşağılarındaki bir ülkede, Myanmar, yaşanan etnik temizlik harekatını da biraz olsun kafamda netleştirdi.

Tabii Bhutan’a gidipte Tiger’s Nest Monastery (Kaplan Yuvasi Manastirina) gitmemek olmazdı. 3050m yükseklikteki bu manastır’a 2.5 saat süren çok dik bir yürüyüş, yer yer tırmanış, ile çıktık. Sıcak bir yandan yüksekliğin getirdiği oksijensizlik bir yandan oldukça zorlamasına ragmen Manastır’a ulaştığımızda bütün çabalarımıza değdiğini düşündük. Aynı yolu yine 2.5 saatte geri dönerken kendimizi bir ömre bedel bir yolculuk yapmış gibi hissediyorduk.

Bhutan'in Budism anlayisi ve gunluk yasami ile aramızdaki benzerliklerı de bir başka yazımda yazacagim. Şimdilik 2 hafta geçirdiğimiz ve hemen her köşesini gezdiğimiz bu ülkenin anılarımızda en  güzel köşeyi kaptığını söyleyeyim.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 5
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 132
Kayıt tarihi
: 03.05.16
 
 

Coooook uzun yillar once ODTU Psikoloji Bolumun bitirdim. Yuksek Lisansimi da ayni bolumden aldim..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster