Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Eylül '13

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1289
 

Biber gazı organik mi, kimyasal silah mı?

Biber gazı organik mi, kimyasal silah mı?
 

İLERİ DEMOKRASİ TAM GAZ !


Kimyasal silahlar, öldürücü olsun olmasın, laboratuvarda üretilen kimyevi maddelerin zehirleyici özelliklerinden yararlanılarak üretilmişlerdir. Organizmaya girince yaşamı olumsuz etkileyen, bozan ve  insanı öldüren maddeler “zehir” olarak tanımlandığına göre, bu bağlamda, zehirli bir madde olan biber gazı da kimyasal bir silah olarak tanımlanabilir mi?

1950li yıllardan itibaren, özelikle kapitalist ülkelerde, toplumsal olayları, mitingleri, halk hareketlerini ve gösterileri önlemek amacıyla dozajı düşük kimyasal gazlar geliştirildi.  CS kısaltmasıyla tanımlanan ve öncelikle gözle deriyi tahriş eden bu gazlar ilk kez İngiltere’de üretildi ve denendi. Daha sonra BZ kısaltmasıyla tanımlanan uyuşturucu gazlar da kullanılmaya başlandı.

CS kapsamında olan biber gazının ilk etkisi burun mukozasında tahriş ve nefes borusunda genleşme yaratarak solunumu zorlaştırmasıdır. Solunum zorlaşınca kalbe aşırı yük biner, tansiyon yükselir, yeterli oksijen alınamadığından kalp krizi riski artar, gaz aşırı dozda alındığında boğulma, koma ve ölüm riski yükselir. Özellikle alerjik ve astımlı bünyelerde çok ciddi ölümcül sorunlara yol açabilir. İkinci olarak gözlerde yanma, kızarıklık, sulanma ve  şişmenin yanı sıra, bir saat kadar geçici körlük oluşabilir. Bazı durumlarda deride alerjik reaksiyon, yanık, uçuk ve yaralar görülebilir. Gazın etki süresi alınan doza göre 20 dakika ile 2 saat arasında değişmektedir.

Biber gazı (oleoresine capsicum OC gazı) nın hammaddesi Şili biberidir. Buradan yola çıkarak,  bazı akiller gazın “organik” olduğunu iddia etmişler, “uygun eğitim almış personel tarafından kullanıldığında insan sağlığına zararlı olmadığı” doğrultusunda  çakma raporlar düzenlemişlerdir. Bunların tümü palavradır.  Zira söz konusu gazın hammaddesi  kimyasal işleme tabi tutularak “Chlorobenzylidene Malononitrile” adı altında zehirli bir gaza dönüştürülmektedir. Formülü C10H5ClN2 dir ve kesinlikle organik bir madde olmayıp inorganik  zehirli bir maddedir. (Doğada bulunan Koka bitkisinden elde edilen kokain de mi “organik” o zaman? )

Ayrıca, biber gazının üst ve alt  solunum yollarında sigaraya benzer zararlı etkilere yol açtığı; solunum işlevlerini bozduğu; gaz üreticilerinin ürünlerinde alkol, organik çözücüler, hidrokarbon gibi  katkı maddeleri kullandıkları ve bu maddelerin solunmasının bile ani kalp durması, solunum, sinir sistemi ve ritim bozukluklarına ve ölümlere yol açtığı Türk Toraks Derneği tarafından bir bildiriyle kamuoyuna duyurulmuştur.

Kimyasal bir silah olan ve en son Suriye’de kullanılan Sarin gazının etkileri ise şöyle: Burun akması, göğsün sıkışması, görüşün zayıflaması, nefes almada güçlük, aşırı terleme, adale kasılması, kusma,  hafıza kaybı, çırpınma, koma ve ölüm!

Arada bir fark var mı? Ben pek bir fark göremiyorum. Bu bir yerde tamamen gazın dozajına bağlı. O halde biber gazının da kimyasal bir silah olduğu sonucuna varabiliriz. Zaten uzman gözüyle kimyasal silahlar sinir gazları (Tabun, Sarin, Soman), yakıcı gazlar (Hardal gazı, Fosgen,  Klorpikrin), sistemik zehirler (Hidrojen Siyanür, Hidrojen Sülfür), beyni etkileyen kimyasallar (BZ, LSD) ve kitle kontrol gazları  (CN, CS, CR) olarak sınıflandırılmaktadır.

Kitle kontrol gazları ve biber gazının diğer kimyasal gazlardan tek farkı güya öldürücü olmamasıdır! Ancak, artık bu iddianın ne kadar geçersiz olduğunu ülkemizde yaşanan son olaylarda görüyoruz. Gazın yoğunluğu artırılarak ve içine ekstra zehirlenerek eklenerek, gaz fişeğiyle doğrudan insanlar hedef alınarak biber gazı öldürücü kimyasal bir silaha dönüşmüş durumdadır. Biber gazı kullanımı insanlık onuru ve insan hakları açısından son derecede ilkel, vahşi, yanlış ve utanç verici bir uygulama olmasının yanı sıra  herhangi bir gösteri veya eyleme müdahale etmek üzere gaz kullanıldığında, sadece gösteri yapanlar değil,  çevrede açık veya kapalı ortamlarda bulunan herkes gazdan etkilenmektedir. Bu nedenle kitlenin sağlığının tehlikeye atılması söz konusudur.

1993 yılında 187 devlet bir araya gelerek Kimyasal Silahlar Antlaşması’nı imzaladı. Buna göre her çeşit kimyasal gaz ve silahların kullanımı, geliştirilmesi, üretimi, edinilmesi, saklanması, stoklanması ve transferi yasaklandı. Bu nedenle, ülkemizde ve dünyada biber gazının kullanımı derhal yasaklanmalı, üreticiler, kullananlar ve kullandırtanlar hakkında yasal işlem yapılması gerekmektedir. Bu yapılmadığı takdirde bizim ileri demokrasimizin de Suriye ile aynı akıbeti paylaşması, a priori, kaçınılmaz görünüyor!

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bence en tehlikeli silah demokrasidir. Hafif bir mutluluk etkisi verir ama sonuçta da iflah olmaz bir şekilde aptallaştırır. Sevgi ve selamlarımla

Matilla 
 11.09.2013 22:47
Cevap :
Mustafa bey, teşekkürler. Kitapları soba da yakmak iyi bir çözüm değil! Kuşku (şüphe) da bilginin başlangıcıdır. İyidir. Kuşkulanır ve araştırısınız. Descartes’ın öncülük ettiği aydınlanma böyle başlamıştır. Demokrasinin en tehlikeli silah olması ise hafif mutluluk vermesinden değil, insanlık ve toplum için en tehlikeli görüşlerin ve en büyük sahtekarların bile iktidara gelmesine kapıyı aralamasındandır. Nitekim ülkemizdeki “ileri demokrasi”(!) bunun en somut kanıtıdır. Esenlikler.  12.09.2013 16:20
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 129
Toplam yorum
: 179
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 1735
Kayıt tarihi
: 27.07.06
 
 

1968 yılından bu yana dinler tarihi, mitoloji, sosyoloji, antropoloji, dinbilim, teozofi, metafiz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster