Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Kasım '12

 
Kategori
Hukuk
Okunma Sayısı
8895
 

Biber gazının yan etkileri ve yasalar

Biber gazının yan etkileri ve yasalar
 

BÖCEK Mİ İLAÇLIYORSUNUZ BEYLER ?


Organizmaya girince yaşamı olumsuz etkileyen, bozan ve  insanı öldüren maddeler “zehir” olarak tanımlanır. Bu bağlamda,  sigara bir zehir olduğu gibi biber gazı da bir zehirdir. Güney Amerika kırmızı biberinden elde edilen  biber gazının sigara kadar tehlikeli ve ölümcül etkileri vardır. Sigaranın olumsuz etkileri zaman içinde çıkıyor, ama biber gazı hemen etki gösteriyor.

Biber gazının ilk etkisi burun mukozasında tahriş ve nefes borusunda genleşme yaratarak solunumu zorlaştırmasıdır.  Solunum zorlaşınca   kalbe aşırı yük biner, tansiyon yükselir,  yeterli oksijen alınamadığından kalp krizi riski artar, gaz aşırı dozda alındığında  zehirlenerek boğulma ve ölüm riski yükselir. Bu nedenle, biber gazı özellikle alerjik ve astımlı bünyelerde çok ciddi ölümcül sorunlara yol açabilir.

İkinci olarak gözlerde yanma, kızarıklık, sulanma ve  şişmenin yanı sıra, bir saat kadar geçici körlük oluşabilir. Bazı durumlarda deride alerjik reaksiyon,  yanık, uçuk ve yaralar görülebilir. Gazın etki süresi alınan doza göre 20 dakika ile 2 saat arasında değişmektedir.

Uzmanlara göre gözlerdeki yanmadan kurtulmanın yolu gözün kendiliğinden yaşararak gaz kalıntısını temizlemesidir.   Önerilen yöntem gözü yakmayan şampuanlarla yüzü ve gözleri yıkamaktır. Biber gazı  suda çözünebilen bir madde olmadığından deriye su uygulamak etkili bir yöntem değildir.

YASALAR NE DİYOR ?

Biber gazı kullanımı insanlık onuru ve insan hakları açısından son derecede ilkel, vahşi, yanlış ve utanç verici bir uygulamadır.  Herhangi bir gösteri veya eyleme müdahale etmek üzere gaz kullanıldığında çevrede açık veya kapalı ortamlarda bulunan herkes gazdan etkilenmektedir. Bu nedenle kamu sağlığının tehlikeye atılması söz konusudur. Kamu sağlığı söz konusu olunca, hava  ve çevreye biber gazı gibi zehirli bir maddeyi bilerek püskürtmek, eylemin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamında mercek altına alınmasını gerektir.

Burada söz konusu olan eylem  insanlar tarafından tüketilecek şeyleri  -ki soluduğumuz hava da yaşam için tüketilen bir şeydir-   zehir veya başka şekilde bozarak, yani, yaşam için tüketilen  havanın  biber gazı ile bozularak kişilerin yaşam ve sağlığının tehlikeye düşürülmesidir. Öngörülen ceza 2 yıldan 15 yıla kadar hapistir! TCKnun 185/1 maddesine göre:

“Madde 185/1 - İçilecek sulara veya tüketilecek her çeşit besin veya şeylere zehir katarak veya başka suretlerle bunları bozarak kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye düşüren kimseye iki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası verilir.”

Kanun maddesindeki “kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye düşüren” ifadesi, gaz püskürtme eyleminin de bu kapsama alınabileceğini ve  somut tehlike yaratan bir suç olabileceğini göstermektedir. Demek ki, suçun oluşması için, çevreye sıkılan biber gazının organik veya insan sağlığını bozmaya veya  ölüme yol açacak miktarda  olup  olmamasının bir önemi olamaz. Bu nedenle, böcek ilacı, hayvan ilacı gibi zehir olarak kabul edilebilen her tür  maddenin yanı sıra biber gazının da bu kapsamda değerlendirilmesi  gerekir. Çünkü kişilerin hayatı ve kamu sağlığını tehlikeye sokacak biçimde  yapılan bir uygulama söz konusudur. İşin sağlık boyutunun yanı sıra bir de özgürlük boyutu vardır. 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 3. maddesinde

“Madde 3 - Herkes, önceden izin almaksızın, bu Kanun hükümlerine göre silahsız ve saldırısız olarak kanunların suç saymadığı belirli amaçlarla toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.”

Denmektedir. O halde, insanlar her tür yasal gösterileri yapmakta özgürdürler. Kaldı burada söz konusu olan 29 Ekim kutlaması ile 10 Kasım anma törenidir. Bunun da sokakta yürümekten bir farkı yoktur. Yolda yürüyerek bayram kutlamasına giden insanları hangi hakla ve nasıl engellersiniz? Bu insan haklarına, anayasaya aykırı olduğu gibi Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na da aykırı olup bu tür engelleme girişim ve tertiplerine 9 aydan 1,5 yıla  kadar hapis cezası öngörülmüştür:

“Madde 29 - Toplantı veya yürüyüş yapılmasına engel olan veya devamına imkan vermeyecek tertipler ile toplantı veya yürüyüşü ihlal eden kimse, fiil daha ağır bir cezayı gerektiren ayrı bir suç teşkil etmediği takdirde dokuz aydan bir yıl altı aya kadar hapis  cezası ile cezalandırılır.”

Ayrıca, özellikle 29 Ekim 2012 Cumhuriyet bayramında, yetkili mercilerce  bir sürü  abuk sabuk “engeller ve tehditler” ile  gergin bir ortam yaratılmış, yurttaşların huzur ve sükunu bozulmuştur. Oysa, yürüyüşe katılacak ve katılan yurttaşları “huzur ve sükûnu bozmak maksadıyla tehdit edenler” veya “başka yöntemlerle huzur ve sükûnun bozulmasına sebebiyet verenlere”  de  kanun ağır yaptırımlar getirmektedir. Hele milli bir bayram kutlamasına gidenleri kokutmak, tehdit etmek ve bunun yanı sıra yürüyüşlerini engellemek için –kimin tarafından olursa olsun-  zor kullanmak, tazyikli su ve biber gazı sıkmak  gibi eylemlerin ilgili kanunun 30. Maddesi kapsamına alınması gereklidir:

“Madde 30 - Yapılmakta olan toplantı veya yürüyüşte huzur ve sükûnu bozmak maksadıyla tehdit veya hakaret veya saldırı veya mukavemette bulunanlar veya başka bir suretle huzur ve sükûnun bozulmasına sebebiyet verenler, fiil daha ağır bir cezayı gerektiren ayrı bir suç teşkil etmediği takdirde, bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapis  cezası ile cezalandırılır.”

Türkiye bir hukuk devletidir. Kanunlar böyle diyor, benim yorumlarım da böyle. Hukukçuların, sağlık kuruluşlarının, çevre koruma ve kitle örgütlerinin ortaya çıkıp gereğini bir an önce yapmalarını bekliyor ve umut ediyoruz.

EK BİLGİ: Biber gazı (oleoresine capsicum gazı) nın hammaddesi Şili biberidir. Buradan yola çıkarak,  bazı akil adamlar gazın “organik” olduğunu iddia etmişler, bir takım tıbbiye mektepleri de gazın “uygun eğitim almış personel tarafından kullanıldığında insan sağlığına zararlı olmadığı” doğrultusunda  bilimsel (!) raporlar düzenlemişlerdir.  Benim yüzüm kızarıyor, ancak, şunu çok iyi bilmemiz gerekiyor:

Söz konusu gazın hammaddesi  laboratuvarlarda kimyasal işleme tabi tutularak “Chlorobenzylidene Malononitrile” adı altında kimyasal bir gaza dönüştürülmektedir. Formülü C10H5ClN2 dir ve kesinlikle organik bir madde olmayıp inorganik  zehirli bir maddedir. (Doğada bulunan Koka bitkisinden elde edilen kokain de mi “organik” o zaman? O zaman kokain için de “uygun eğitim almış kişilerce kullanıldığında insan sağlığına zararlı değildir” diye rapor düzenleyin de görelim bakalım)

Almanya, İtalya ve İsviçre’de biber gazı sadece ve sadece meşru savunma amacıyla kullanılabiliyor. İngiltere’de tamamen yasak. Avrupa ülkelerinde bu gazın kitlelere karşı kullanılıp kullanılmaması halen tartışılmakta olan bir konudur.

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

EK BİLGİ: “Türk Toraks Derneği” bir basın bildirisi yayınlayarak 1. biber gazının üst ve alt solunum yollarında sigaraya benzer zararlı etkilere yol açtığını; 2. solunum işlevlerini bozduğunu; 3. küçük solunum yollarındaki akım hızını azalttığını ve solunum yolu hastalıklarını arttırdığını; 4. gaz üreticilerinin ürünlerinde biber özütüne ek olarak alkol, organik çözücüler, hidrokarbon gibi katkı maddeleri kullandıklarını ve bu maddelerin solunmasının bile ani kalp, solunum, sinir sistemi ve ritim bozukluklarına ve ölümlere yol açtığını belirtilmiştir. Yapılan araştırmalar biber gazının astımın bir çeşidi olan Reaktif Solunum Yolu Disfonksiyonu Sendromuna ve astımlı hastalarda ölüme neden olabileceğini, kapalı alanda kullanıldığında daha da ölümcül olabileceğini, yoğun kullanımla açık alanda da ölümcül olabildiğini göstermektedir.

Erol İrdelmen 
 04.06.2013 23:55
 

Elinize sağlık güzel ve analitik bir blog. Her ne kadar demokratik hakların sınırlarının belirsizliği ve bunların sıkça süistimal edilmesi ile ilgili çok ciddi endişelerim olsa da biber gazının ölümcül sonuçlara sebebiyet vermesi nedeniyle "kimyasal silah" olarak kabul edilmesi, dolayısıyla da kullanımının yasaklanması gerektiğini düşünüyorum. Sevgi ve selamlarımla

Matilla 
 12.11.2012 15:48
Cevap :
Çok teşekkürler. Halk gösterileri demokratik bir haktır. Ve özellikle bu tür eylemlere karşı kullanılmaması gerekir. Esenlikler.   13.11.2012 7:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 129
Toplam yorum
: 179
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 1633
Kayıt tarihi
: 27.07.06
 
 

1968 yılından bu yana dinler tarihi, mitoloji, sosyoloji, antropoloji, dinbilim, teozofi, metafiz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster