Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Mart '18

 
Kategori
Dilbilim
Okunma Sayısı
2782
 

Biçim Bilimde Yeni Yaklaşımlar

Dil, bir  ulusun yarattığı ve yüzyıllar boyu geliştirip zenginleştirdiği ortak eserdir.  Ait olduğu ulusun bütün değerlerini ve özelliklerini taşır. Dolayısıyla, her  dilin kendine özgü özellikleri vardır.

Biçim birimler
Biçim birimler iki öbekte incelenebilir:
 
Bağımsız (Özgür) Biçim birimler:
Kendi başlarına kullanılabilen “sözlüksel” birimlere bağımsız biçimbirimler denir. Adlar ve ad soylu sözcükler, bağımsız birimlerdir: ev, taş, baş, dün, gibi, ben, ah vb. Bağımsız  biçimbirimler, önde bulundukları için  öncül biçim birimlerdir. 
 
Bağımlı  biçim birimler:
Evim, taşlık örneklerindeki –im,-lık gibi kullanımı başka öğelere bağlı olan birimlere bağımlı biçim birim denir. Ekler ve eylemler bağımlı biçim birimlerdir:” Bil-gi-n-ler” sözcüğündeki –gi,-n,-ler ekleri; bak-,koş-,gez-,git-  vb. eylemler. Bağımlı biçim birimler, bağımsızların arkasından geldikleri için bunlara ardıl biçimbirimler denmektedir.
      
Eşbiçimlik
Bir biçim birimin aynı anlam ve görevi taşıyan, ancak ses değişimine uğramış biçimine eş biçimlik denir. Türkçemizde, eşbiçim birimlik yaygındır. Örneğin, görülmeyen geçmiş zaman çekimini gerçekleştiren aynı zamanda ortaçlar türeten {-miş} biçim birimin ünlü uyumu nedeniyle dört ayrı eş biçimliliği vardır (-miş,-mış,-müş,-muş).Bu sayı, ünlü uyumu ve ünsüz benzeşmesinin olduğu görülen geçmiş zamanda {-di} ,bir ekin en çok değişkeni, sekize(-di,-dı ,-du,-dü,-ti,- tı,-tu –tü)çıkar.
Türkçe birim birimlerin bölümlenmesini Oya Adalı (Türkiye Türkçesinde Biçim Birimler) 
 
    1.Oya Adalı’nın Türkiye Türkçesi biçim birimleri üzerinde vardığı yargıları Doğan Aksan şöyle özetlemiştir: Bağlantılı bir dil olan Türkçenin biçim birimlerinin ilk ve kesin ayrılığı, öncüllük-ardıllıktır. Öncül, bir birlik ya da tümcede tek başına yer alabilir; ardıl, tek başına kullanılamaz.
 
    2.Öncül biçim birimlerden eylem, ardılsız kullanılmayan bir birim olarak öteki ardıllardan ayrılır; tek başına bir görev yüklenir.
 
    3.Türkçede birimleri belirleyen, dizimsel sıralamadaki konumlarından çok, yöneldikleri birim ve o birimle kurdukları ilişkilerdir. Dizimsel ilişkiler biçim birimleri de belirler.
 
    4.Ses uyumları ardıl biçim birimlerin uyumsal eş biçim birimleri olması sonucunu doğurmuştur; eş biçim birimleri olmayan ardıl çok azdır.
    5.Türkçedeki biçim birimlerin saptanmasında karşılaşılan güçlükler geçiş seslerinde ve kimi birimlerin ayrılmasında ortaya çıkmaktadır.
 
     6.Ardıl biçim birimlerin değişik görevler yüklenmeleri, öncüllerin de böyle bir olanağının bulunması bizi, Türkçenin, gelişme olanakları çok geniş bir dil olduğu sonucuna götürmektedir.(Aksan,1995,s.279)
 
Yapı bakımından sınıflandırmada dillerin ses, dilbilgisi ve sözcük hazinelerindeki benzerlikler esas alınır. En yaygın sınıflandırma ölçütünün dillerin sözcük yapısıyla ilgili olduğunu söyleyebiliriz. August Wilhelm Schlegel  ( 1767-1845) ve Wilhelm von Humboldt (1767-1835) tarafından 19.yüzyılın başlarında bu biçimbilgisi ölçütüne göre yapıları bakımından diller:
   
      1.Bir heceli diller
      2.Bükünlü diller
      3. Kaynaştırıcı diller
      4.Bitişken(eklemeli) diller   
 
Bitişken(eklemeli) diller
Türkçe, yapı bakımından eklemeli diller  içinde yer alır. Yani, sözcük başına ve ortasına ek gelmez. Yapım ekleri de,  çekim ekleri de belli bir kurala ve sıraya göre sözcüğün sonuna eklenir. Bir  sözcüğün sonuna hem yapım eki hem çekim eki getirilecekse, önce yapım eki, sonra  çekim eki getirilir. Örnek: “vatandaştı” sözcüğünde,”vatankök, “-daş” yapım eki,”-tı” çekim eki (bilinen geçmiş zaman eki)
 
Bu dillerde sözcüklerin kökü değişmez. Köklere değişik ekler getirilerek yeni anlamlı sözcükler türetildiği gibi eklerle de değişik durumlara sokulabilir. Eklerle kökler kolayca birbirinden ayırt edilebilinir. Sözcük ya da gövdelerine getirilen ekler, kökün yapısını bozmaz. Türkçe, Japonca, Macarca, Moğolca, Mançuca, Tunguzca dilleri. Örneğin, Türkçedeki, “baktılar” sözcüğü”,bak-“köküne “-ti”-di’li geçmiş zaman ekiyle” –ler” çoğul ekinin eklenmesiyle oluşmuştur.
 
Her dilin temel öğesi tümcedir. Tümceyi de sözcükler oluşturur. Dillerin sözcük yapısı farklılıklar gösterir. Sözcük, belli bir anlamı olan tümce kurmaya yarayan dil öğesidir. Sözcük oluşturmanın değişik yolları vardır. Derleme, tarama yollarıyla sözcük oluşturulduğu gibi başka dillerden de alınır. Sözcük köklerine yapım ekleri getirilerek yeni sözcükler türetilir. Bazen de farklı sözcükler bir araya getirilerek kendi anlamlarından az çok ayrı anlamda sözcükler oluşturulur.  Buna göre Türkçe sözcüklerin yapısını üç grupta inceleyebiliriz: 
 
    1. Yalın(kök biçimbirimler) sözcükler 
    2. Türemiş sözcükler 
    3. Bileşik sözcükler 
 
Sözcüklerin yapısını, eklerin türlerini ve işlevlerini inceleyen dilbilgisi koluna biçim bilgisi denir. Biçim bilgisinin ana öğesi “biçim birim”dir. Biçimbirim, dilde tek başına kullanılabilen ve daha küçük parçalara ayrılamayan anlamlı birimler ile tek başına kullanılamayan görevli en küçük birimlerdir. Örneğin, baş-ar-ı-sı, gül-üş-tü –ler, süt –çü balık-çı- lık, bak-mak vb. gibi. Örneklerdeki anlamlı en küçük birimler:, baş, gül, süt, balık,bak- ‘dır. Ek durumundaki öteki birimler görevli birimlerdir. Ek durumundaki birimler, sözcüğün yapısını, tümcedeki görevini, kimileyin de hem görevini hem de türünü değiştirir. Ekler, daha küçük biçim birimlere bölünemez. Sözcüklerin daha küçük birimlere bölünmesiyle sesbilgisine geçilir. Sesbilgisinin en küçük birimi “ses birim”dir Bir solukta çıkarılan ses veya ses birliği, seslem: Ah, oh, bak-, üst, alt, kalk-, dört…”Çiçekçiliğimiz” sözcüğünü, biçimbirimlerine çiçek-çi-liğ-imiz biçiminde ayrılırken seslem açısından çi-çek-çi-li- ği-miz biçiminde ayrılır. Kimileyin biçim birimle seslem örtüşür: “O,koş-tu .“ tümcesindeki biçimbirimler aynı zamanda” seslemler” dir.
 
     İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı. 
    Önce hafiften bir rüzgâr esiyor; Yavaş yavaş sallanıyor. 
    Yapraklar, ağaçlarda; 
  Uzaklarda, çok uzaklarda, 
    Sucuların hiç durmayan çıngırakları; 
    İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı.
 
   İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı
   Serin serin Kapalıçarşı, 
   Cıvıl cıvıl  Mahmutpaşa; 
   Güvercin  dolu avlular.
 
                                  (Orhan Veli Kanık)
    1.Kök
 
Kök: Sözcüğün, anlamı ve yapısı bozulmadan daha küçük parçaya ayrılamayan bölümüdür. Kökler, eklerle türememiş ya da bileşme yoluyla yapılmamış yalın sözcüklerdir. Türkçemizdeki yalın (kök biçimbirimlerin) sözcüklerin çoğu tek seslemlidir:
 
 aç, ağ, af, ak, at, bağ, bal, çam, dil, diş, ev, göz,  kuş, ok, ön, us, var, yön, yüz; bak-, ,bas-, ,çek-, ,dik, ger-,gez-,iç-,kal-, öv-…Dilimizde, çok seslemli yalın (kök) sözcükler vardır. Kökü bilinmeyenler de yalın (kök) sözcüklerdir: aba, acar, amaç, burun, ceviz, çaba, ekşi, iri, iyi, ihtiyar, kömür, odun, orta, öküz, sarı, tahıl, toprak…
 
Türkçede kökler, yapısal değişikliğe uğramaz. Ancak, bu özelliğin ses değişimine uğrayan bazı sözcüklerde bozulduğu görülür:
 
 ben  bana büyük büyü (k) cek     de      diyor                                                                                       sen   sana küçük küçü  (k )cek     ye      yiyor    dip       dibe
 
Türkçe kurallara göre  türetilmemiş ya da Türkçe kurallarına uygun bileşmemiş sözcükler, alındıkları dilin özelikleri açısından türemiş ya da bileşik olsalar da bu tür sözcükler, kök sözcük sayılır. Örneğin,” esrarengiz”  Arapça “ esrar”( sırlar) ve Farsça “engiz” (koparan,kışkırtan) ile “esrarengiz” olmuştur. Yunanca” tele” ve Fransızca “geniş görüşlülük”vizyon" sözcükleriyle yapılan “televizyon” Türkçe olmaması nedeniyle ve Türkçe kurallara göre biçimlenmedikleri için kök sözcük sayılırlar.
 
Türkçemizdeki yalın  (kök biçimbirimlerin) sözcüklerin çoğu tek seslemlidir:
   aç,ağ, af,ak,at,bağ, bal, çam, dil,diş, ev, göz,  kuş,ok, ön, us,var,yön,yüz;bak-, ,bas-,  çek-,  dik, ger-, gez-, iç-, kal-, öv- …Dilimizde, çok seslemli yalın (kök) sözcükler de vardır. Kökü bilinmeyenler de yalın (kök) sözcüklerdir: aba, acar, amaç, burun, ceviz, çaba, ekşi, iri, iyi, ihtiyar, kömür, odun, orta, öküz, sarı, tahıl, toprak… 
 
Kök(Kök Biçimbirimler) genel olarak ikiye ayrılır: 
 
    1) Ad  kökleri
Ad soyundan olan sözcüklerin (ad, sıfat, belirteç, adıl, ilgeç bağlaç, ünlem) köklerine denir. 
Örnek şiirdeki;”bir, rüzgâr, yavaş, çok, hiç, serin ”(Mor. seri gün) sözcükleri ad kökleridir. Bu sözcükler,   -mek/-mak  mastar ekleri almıyor. Çekim eki alan sözcükler de kök (yalın) sözcüklerdir.  Örnek şiirdeki çekim eki alan  “gözlerim, yapraklar, ağaçlarda, avlular” sözcükleri de kök (yalın)sözcüklerdir. 
 
     2) Eylem kökleri
Eylem soylu sözcük kökleridir.-mek/-mak mastar eki alır; iş, hareket, oluş bildirirler.  Örnek şiirdeki”: es-, sal-, dur-, din-, dal-”, kökleri eylem kökleridir. Eylem kökleri, eylemsi, kip ve kişi ekleri almadan kullanılamaz Bunların dışında ses taklidi yoluyla oluşan yansıma kökleri de vardır: cız-, cın-, fos-, gür-, hır-, vız-… gibi. 
 
Bir sözcüğün kök olup olmadığı kestirilemiyorsa şöyle bir yol izlenir: 
Ek sanılan parça atıldıktan sonra geriye kalan bölüm anlamlı değilse sözcük köktür. 
Örnek: “Çiçek’ sözcüğünü daha küçük parçaya ayıramayız; çünkü, “çiç”in bir anlamı yoktur. 
 
Bir anlamı olsa bile bağlı bulunduğu sanılan sözcüğün anlamıyla aralarında bir ilgi bulunmuyorsa  atılan parça ek değildir.Örnek: “Yavaş” sözcüğünün sonundaki “ş”yi ek sanıp atalım. Geriye kalan bölüm anlamsız olur. Demek “yavaş” sözcüğünde ek yoktur. Yabancı sözcüklerden Türkçe ek almamış ve kurallarımıza göre bileşmemiş olanlar da kök sayılır: muharrir, idare, medeniyet, istikbal, eczane… gibi.
 
Genel anlamda biçimbilim, var olan bir sözcükten yeni bir sözcük oluşturmadır. Örneğin “sınıf” sözcüğünden “sınıfçı, sınıfçılık, sınıfsal,” türünde sözcükler türetilebilir. Türetmeler: 1.Soneksel türetim, 2.Öneksel türetim, 3.Bileşim karşıtı tüketim, 4.Yanlış kullanılmış türetim, 5.Gerileyici türetim
 
    1.Soneksel türetim: Sözcük köklerine yapım ekleri getirilerek yapılan türetimdir: 
Şiirdeki, kap-a-lı, sal-la-n-(ı)yor, uza-k-lar-da, su-cu-lar-ın, dur-ma-y-an, din-l-(i) yor-um, gök-er-cin sözcükleri türemiştir. Sözcüklerin sonlarındaki  -a,-lı,- la,-n,-k,-cu,-an,–l,-cin   yapım; (ı)yor,-lar,-da,-ın,-um  çekim ekleridir. Yapım ekleri, çok ve çeşitlidir:
 
göz-cü, göz-lük, göz-le-m;doğ-a, gör-e-nek, say-aç, tüm-le-ç,öz-gü, yap-ıcı, aç-ık, gün-dem, tür-deş, tut-ucu, ada-k,dön-ek, diz-i,
 
    2.Öneksel türetim: Yalın sözcüğün başına gelerek yeni bir sözcüksel birim oluşturur.”Önek” sözcüğünde bile bir “öneksel” türetim vardır.”Ön ”ön ekiyle türemiş sözcükler: öncelik, öngörmek, öninceleme, önsezi, önsöz, önyargı... Türkçemizde;”eş, üst, art, alt, çok, düz, ana, iç, iki, öz, son, yeni, yan, dış, ben, karşı, geri, öte, tıpkı, baş, kızıl” önek olarak kabul edilir.(Aksan,2000,s.28)
 
Örnek: eşadlı, eşanlam, eşcinsel, eşdeğer, eşgüdüm, eşkenar; üstçene, üstderi, üstsubay, üsteğmen; altçene, altgeçit, altyapı, altyazı; artalan, düzyazı; anadil, anakara, anakent, anamal, anaokulu, anapara, anavatan, anayasa; içek, içgöç, içgüdü, içiletişim, içtüzük, içyağı, içzar; ikianlamlı, ikicanlı, ikiyüzlü; özalgı, özdeyiş, özgüven, özsu, özyapı, özyaşamöyküsü; sonbahar, sonek, sonses, sonsöz; yenibahar, yeniçağ, yeniçeri, yenidünya, Yenimahalle, Yenipazar, yeniyetme; yantümce, yanödeme; dışalım, dışişleri, dışkulak, dışyarıçap, dışyüz, dışzar; karşısav, Karşıyaka; geribildirim; başbakan, başdanışman, başgardiyan, başhekim; kızılağaç, Kızılbaş, Kızılderili, Kızılay, Kızılhaç, kızılötesi, Kızıltepe...
 
Eşadlı, eşanlam”daki “eş”, “üstçene, üstderi”deki “üst”,” altçene, altgeçit “deki “alt”…Sözcüklerin anlamlı parçalarıdır. Bunları, ek olarak kabul edebilir miyiz? Yapım ekleri, sözcüklerin yapısını türünü, çekim ekleri durumunu, zamanını değiştirir; ama tek başlarına anlamları yoktur. Oysa” eş”,”üst”,”alt” ek değil, sözcüktür.
 
   3.Bileşim karşıtı türetim: Bileşimle birlikte başka özelliklerin de bir arada kullanıldığı türetim. Kimi sözcükler, hem önek hem de sonek alarak yeni bir sözcük oluşturabilir.
Örneğin: “Açıölçer” sözcüğünde bu durum görülür.”Açı” başa gelen bir sözcüktür. “Ölç-” ölçmek eyleminin köküdür. Bu köke eklenen “-er” ise, eylem kök ya da gövdelerine getirilen geniş zaman eki ve ad ya da sıfat görevinde sözcükler türetir. (Hatiboğlu,1981,s.133)
 
     4.Yanlış kullanılmış türetim: Ekleşmenin olmadığı türetimdir. Sözcük yeni bir anlam kazanmıştır. Sözcükte biçimsel bir değişim yoktur.”Geyik” bir hayvandır. Gençler arasında “geyik yapmak” diye moda bir kullanım vardır. Bu yanlış kullanılmış türetmeye bir örnektir.
 
    5.Gerilemeci türetim: Asıl sözcüğün kökünden bir hece, sözcük ya da ekin atılmasıyla oluşturulan sözcüktür.
Örneğin “öncelik” sözcüğünden “öncel” oluşturmak böylesi bir durumu belirtir.”Kanka” da bir kısaltma ve gerilemeci türetim sayılabilir.(V.Doğan Günay ,Sözcük Bilmine Giriş, İstanbul: Multilingual, 2007)
 
 
 
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Türkçe ve gramer yapısına ilişkin şimdiye değin hiç rastlamadığım kadar farklı bir içeriğe sahip, eğitici, bilgilendirici, öğretici ve geliştirici bir yazıydı. Çok teşekkürler böyle bir yazı için, saygılar...

Filiz Alev 
 21.05.2018 4:10
Cevap :
Filiz Hanım,sosyal,kültürel,bilimsel gelişmeler dili de etkilemektedir.İçtenlikli yorumunuz için teşekkür eder; selam ve sevgilerimi iletirim.   21.05.2018 21:37
 

İlginç ve faydalı bir ders aldım. Çok emek harcamışsınız. Emeklerinize sağlık. Bunları okudukça, öğrendikçe Türkçeye bir kez daha hayranlık duyuyor, bu zenginlik eşsizdir diyorum. Teşekkürlerimle... Selâmlar...

İsmail Hakkı CENGİZ 
 18.03.2018 17:39
Cevap :
İsmail Bey,Türkçe,var oluşumuzun temel taşı.Onu yaşatmak,bu ülkede yaşayan herkesin görevi olmalı diye düşünüyorum.Siz,sizin gibi düşünenler,dilimize gereken özeni gösteriyor; beni de yüreklendiriyorsunuz.Sağ olun.Saygılar.  19.03.2018 16:56
 

Ana dilimiz Türkçemizin bu eşşiz anlatımlarını sunduğunuz için teşekkürlerimle Sevgi, saygılar değerli arkadaşım.

Şahin ÖZŞAHİN 
 13.03.2018 23:30
Cevap :
Şahin Bey, Türkçeye son yıllarda gereken önem verilmez oldu.Oysa,dilini önemsemeyen,diline gereken önemi vermeyen uluslar,ulusal birliklerini de sürdürmekte zorlanırlar.İlgine teşekkür ederim.Sağ ol.Saygılarımla.   14.03.2018 15:43
 

Sayın Başdoğan öğretici bu güzel yazınızla bilgilendim teşekkürler selam sevgi ve saygılar.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 13.03.2018 0:16
Cevap :
Nahide Hanım,ilginize teşekkür ederim.Sağ ol.  13.03.2018 14:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 341
Toplam yorum
: 1217
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 2119
Kayıt tarihi
: 04.12.12
 
 

Hüseyin BAŞDOĞAN, 1942'de Malatya- Arapgir'de doğdu.Arapgir Ortaokulunu, Diyarbakır Öğretmen Okul..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster