Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Ekim '13

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
192
 

Bil ki ürkeklik hayadandır.

Bil ki ürkeklik hayadandır.
 

Uzatmak istersin "merhaba" demek için elini.

Radyoda ki sabah sunucusunun her gün tekrar ettiği bir merhaba değildir.

İşte onun için ürkekliğin çıkıverir. Saklı kaldığı benliğinin dibinden.

Şimdilerde atılan adımlarda bile aranan terbiyede gizli kalmış, hani şu hep sakladıkları ve ait olduğu yeri bilen ürkeklik.

Okula geç kalmış. Daldığı oyunda eli yüzü kirlenmiş ama henüz kirletilmemiş yüreği ile sorulduğunda gerçeği utanarak söyleyen çocuk misali artık uzattığın elde çekingendir. Elin ait olduğu yürek de...

Çünkü hep bir yerinde acaba vardır. Ya tutmazsa elimi diye? Kabul görmemek korkusudur.

Gerçekleşince peşi sıra dağ gibi sorunlar yumağı çıkar.

Tepemezsin onu mahallede futbol oynayan gençlerin topa vurduğu gibi.

Sakın olmasın böyle diye önce uygun anı beklersin. Hani o belleğine kazıyarak yerleştirdiğin ve gerçekleşmesi için adımladığın, adımlarken saydığın anda yakaladığın o ufacık zaman parçasını.

Oluşu verince o an. Hemen ortam için sorunlar türetmeye başlayarak sırasıyla ekleyip bahane edersin. Öyle bir yer olmalıdır ki gözün görmesini bırak, uzatılan el ile onun muhatabının dışındakilerin gözlerinin değmeyeceği, her şeyden ırak, şüphe yaratacak rüzgardan bile uzak bir yer olmasını istersin.

Tasarlarsın, ölçersin, düşünürsün sürekli usanmadan ve rüyalarına girer.

Niyetin de var ya! İstekli olunca da uygun zemin geliverir o anıyla birlikte.

İçinde ki dürtü "haydi tam an' ı söyle, işte fırsat" der.

Der de gönül yüzünde, dışında ki yüzün de kıp kırmızı kesiliverir. Harcadığın bu fırsata yanarsın üstelik kırmızılığını unutarak ve kendine kızarsın tüm hiddetinle...

Bitmiştir gerçek. Artık avuntuyla geçireceğin zamanın başlangıcıdır.

Hayal olsa da çiçekler gönderirsin o ellere ve bu kez bir kararsızlık yapışır yakana.

Önce en kırmızısını seçersin gonca gülün. Bir tane olsun dersin. Tutacağım tek el sen' i ifade etsin diye.

Sonra önündeki kış da çıkacak Kardelen'e meyledip, güneşi beklemeyi göz önüne alarak yalın ve temiz sevgiyi anlatan papatya ya uzanırsın.

Yeni bir süreç başlar. Elin geri giderken, çiçekler ise renkleri ve isimleri şüpheli olarak, üstüne üstlük gönül dimağında kalıverir.

Ürkeklik, korku ve ar damarı hayallerinde hep kayboluyor ya!

Elini uzattığında diyorum hani hayallerin de kalsan.

  

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayfama gelmeseniz bu güzel yazıyı okuyamayacaktım.

Kerim Korkut 
 28.10.2013 19:44
Cevap :
Vaktim elverdiğince yazıları okurum. Ayrıntıları yakalamak için. Okuduğumu anlamakla uğraşıyorum. Sanırım uğraşacağımda. Hoş geldin ve daima hoşnut ol.Saygılarımla  29.10.2013 2:36
 

Kıymetli üstad E.Ruhi YALÇIN:Bu çok güzel anlatımlı yazınızdan şunu kesin anladım ki Sevgiyle tabiatın yakın akraba oldukları.Hayallere verdiğimiz önemi gerçeklere verseydik,bu hale düşmezdik.Allah İnsanın ar ve haya damarlarını yardırmasın.İnsanlar bunca hayalleri düşünürken, bir kez Yaradanı düşünse gerçeklerle karşılaşır.Güzelin ötesindeydi.Şiir gibi geldi bana.Saygılar sunuyorum.Sağlık ve mutluluk diliyorum.

Mehmet Burakgazi 
 11.10.2013 15:31
Cevap :
Sağ olasınız, mutluluk gönül damarlarınızda dolanırken, sağlık sizin ve sevdiklerinizin hep yanında olsun. Saygılarımla  11.10.2013 16:47
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 371
Toplam yorum
: 503
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 796
Kayıt tarihi
: 14.02.09
 
 

Adalet önce kendimizde başlamalı ve haksızlıklar sorgulanmalı  ve hataların, afetlere dönüşmeden ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster