Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Ocak '17

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
125
 

Bildiklerimiz, bilmediklerimiz...

Bildiklerimiz, bilmediklerimiz...
 

Çoğumuzun çok şeyden haberimiz yok.


Hepimiz ne kadar bilgiliyiz değil mi?

Kendimizi biliyoruz, ailemizi biliyoruz, yaşadığımız çevreyi biliyoruz, bizim için önemli olan ve bize çok yakın olan her şeyi biliyoruz.

Bilmediklerimiz, bize uzak olanlar ve bizim için önemsiz, gereksiz olanlar.

Yine de, biraz düşününce aslında bizim için önemli ve gerekli oldukları halde bilmediklerimiz bulunduğunu da fark ediyoruz.

Üç beş kuruşumuz varsa onu nasıl iyi değerlendirebileceğimizi bilmiyoruz mesela. Okula giden çocuklar geç geldiklerinde nereye takıldıklarını bilmiyoruz. Okuduğumuz kimi Arapça duaların anlamını bilmiyoruz. Alkışladığımız önderin ya da liderin pek çok konudaki eğilimini, fikrini, gidişatını bilmiyoruz. Kötü insan olarak tanıdığımız bazı kimselerin gerçekten iyi olduklarını; iyi insan olarak bildiklerimizin de hiç de öyle olmadıklarını bilmiyoruz. Bunlara benzer başka şeyleri de bilmiyoruz.  

Gerçi onlar ilk bakışta görüldüğü kadarıyla parmakla sayılabilecek kadar az şeyler diye düşünüyoruz ve bu yüzden çok da kafa yormuyoruz.

Oysa, dünyaya, eşyaya, olaylara, doğal ve yapay varlıklara bakıyoruz ve pek çoğunun ayrıntılarını bilmiyoruz. Bilme gereği de duymuyoruz. Onların bir kısmının bizim yaşamımızı da doğrudan olmasa da dolaylı bir şekilde ama güçlü olarak etkilediklerinin farkında değiliz.

Ülke ekonomisindeki, yönetimindeki değişmelerin, onları etkilemekte olan küresel durumların farkında değiliz ve umursamıyoruz. Aslında o tarz bilgilerin olduğundan da çoğumuzun haberi yok. Yine de farkında olmadan onların rüzgârlarından da çok ciddi etkileniyoruz.

Dünyanın öteki ucundaki sömürgeci ülkelerin yönetimlerinde bulunanların gözlerinin bizim soframızda, ellerinin bizim ülkemizdeki kurgulu oyuncaklarında olduğundan haberimiz yok.

Dünyanın öteki ucunda pişirilen felaket senaryolarının bizim ülkemizdeki işbirlikçilerle birlikte ekonomimize, huzurumuza, barışımıza darbe vuracak şekilde her gün farklı kişiler ve araçlarla servis edilmekte olduklarından haberimiz yok.

Ekmeğimizin ve huzurumuzun çalınmakta olduğundan haberimiz olsa bile yakınımızdaki ve uzağımızdaki, maskeli ya da maskesiz çoğu kez güler yüzlü duran hırsızları tanımıyoruz.

Daha dün evlerinde, ülkelerinde mutlu ve refah içinde yaşarken aile bireylerinin bir kısmını toprağa verdikten sonra yollara düşen yükte hafif pahada ağır varlıklarıyla, yorgun argın, korkmuş bir şekilde sınırlarımıza dayanan, kapımızı çalan, yüreklerimizi parçalayan insanların global bir oyunun zengin oyuncularının kurbanı olduklarını anlamakta güçlük çekiyoruz.

Çocuğumuzun başından kalkmadığı bilgisayarda sürekli şiddet içerikli oyunlar oynadığını bilsek bile o oyunların çok uzak yerlerde sırf bizim çocuklarımızı şiddete, kana, cinayete yönlendirmek amacıyla hazırlandıklarından, evlerimizdeki internet bağlantılarıyla servis edildiklerinden haberimiz yok. O oyunların sohbet pencereleri aracılığıyla ya da sosyal medya araçlarıyla çocuklarımızın yönlendirildiklerinden de haberimiz yok.

Her gün televizyon ekranlarında boy gösteren; konuştukları tumturaklı sözlerle ciddi ve saygıdeğer görünen kimi beylerin gerçekte ülkesine, düzene düşman; kendilerinin ya da kendi gruplarının çıkar hesaplarından başka bir şey düşünmeyen kimseler olduklarından haberimiz yok.

Dizilere, filmlere, eğlence programlarına, belgesellere, haber programlarına yapılan çeşitli müdahalelerle, ürün yerleştirmelerle yönlendiriliyor olduğumuzdan haberimiz yok.

Aslına bakarsanız çok iyi bildiğimiz sandığımız kendimizden, kendi bedenimizden de haberimiz yok. Gerçek anlamda sağlık durumumuzdan; inandıklarımızın ne kadar doğru şeyler olduğundan, dostlarımızı ve düşmanlarımızı ne kadar isabetli seçtiğimizden de haberimiz yok.

Bildiklerimizin içinde çok sağlam olanların yanında çok çürük şeyler olduğundan da haberimiz yok.

Çocuklukta ve gençlikte yaşımız gereği pek çok şeyden haberimiz yokken ileri yaşlarda, yani artık yaş kemale erdikten, bizler pek çok şeyi gördükten sonra da gerçekte bilgimiz dahilinde olması gereken çok şeyden haberimiz yok.

Ben dahil pek çoğumuzun yok.

Ama yine de siz bu söylediklerime kulak asmayın. Moralinizi bozmayın. Sıkıntıya girmeyin. Her şeyi öğrenmeye çalışmayın.

Biliyormuş gibi yapın. O hal hepimizin üzerinde çok güzel duruyor.

Bilmediğini bilen insanın tedirgin hali dışarıdan bakınca sırıtıyor.

Buna hiç gerek yok.

 

11 Ocak 2017

15:09

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 325
Toplam yorum
: 222
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 196
Kayıt tarihi
: 21.06.14
 
 

Yaşadığımız evrenin oldukça zengin bir yer olduğunun farkındayım.  Bu zenginliğin çok az bir kısm..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster