Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Nisan '13

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
163
 

Bilen bilmeyene anlatsın

Bilen bilmeyene anlatsın
 

Bahçemizde eskilerin “evlek” dediği bir bölümü belleyip domates ve biber fidelerini diktiğimde kan-ter içindeydim. Empati ile köylülerin alın terleri aklıma geldi. Onların haklarını yiyenlere “Kahrolsun!” diyerek bahçemizin sokağa bakan bölümüne “Atam izindeyiz” Atatürk posteri ile şanlı Türk Bayrağını 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı”nda gurur ve onurla taktım.

Bir yudum çayın yorgunluğundan sonra telefonumla tanıdığım çocukları aradım. Onların bayramlarını kutlayıp, kulaklarına Atatürk’ü fısıldadım ve akşam olduğunda da ilçemizdeki Uğur Mumcu Sahnesi’nde düzenlenen ve her yıl geleneksel hale gelen “Aydınlarla Yüzyüze Söyleşi”ye konuşmacı olarak katılan DSP Genel Başkanı Masum Türker, MHP Ankara milletvekili Özcan Yeniçeri ile CHP İstanbul Milletvekili Bihlun Tamaylıgil’in “Türkiye Düşünce ve Özgürlüğü” konusundaki konuşmalarını izlemeye gittim.

Tüm konuşmacıların ortak noktası; ülkemizde gerçek  demokrasi, basın özgürlüğü ile bağımsız bir yargının olmadığıydı. Şimdi sizlere tüm konuşmacıların anlattıklarını uzun uzun anlatmayacağım. Ancak DSP Genel Başkanı’nın açıklamalarının haber niteliğini eski bir gazete çalışanı olarak yakaladım.

İsterseniz önce bir izleyicinin sorusunu aktarayım: “Acaba Türk Silahlı Kuvvetleri PKK’yla baş edemeyeceği düşünülerek mi böyle bir yola başvurdular, yoksa PKK mı artık ‘biz yaptıklarımızdan pişman olduk, da o nedenle artık barışalım mı, dediler.  İkincisi, barışın tarafı siyasi iktidar artık ‘anaların gözyaşı dinsin, akan kanlar dursun’ gerekçesiyle mi barışı ileri sürdü. Ama buna karşılık PKK başındaki APO hiçbir zaman ‘Kürt analarda ağlamasın, akan kanlar dursun’ şeklinde bir ifade olmadı veya ben duymadım. Tersine, eğer istediklerimiz olmaz ise ‘elli bin kişiyle isyan ederiz’ dedi. Şimdi Kürt halkıyla Türk halkının bir sorunu yok. Hiç birbirimizle kavga etmedik, savaşmadık ama PKK ile mücadele ediliyor. Şimdi eğer bu barış süreci hakikaten ciddi bir barış süreci ise, sonunda bir alış-veriş olumsuzluğu olmadığına göre bu barış Kürtlerle Türkler arasında mı olacak? Yoksa Türklerle PKK arasında mı olacak? İşte bu uzun ama can alıcı soruya konuklar kendi partilerinin doğrultusunda yanıt veriyorlar. MHP’li vekil tek millet, tek bayrağın önemine vurgu yaparak, Türk ve Kürtlerin kardeş olduğunu, PKK’nın ise saldıran taraf olduğunu, CHP vekil ise; Barış sürecinin içinin boş olduğunu ve halka gerçeklerin anlatılmadığını söylerken DSP Genel Başkanı Masum Türker ise; 58 Hükümetin Acil Eylem Planında “Bugünden sonra biz devleti sivil toplum örgütleriyle birlikte yöneteceğiz”.

İşte AKP sivil toplum örgütlerini de ele geçirdi.” Dediğinde birçok izleyicinin; “Peki ne yapmamız gerekiyor? Sizler bu konuda neler yapacaksınız?” sorularına DSP Genel Başkanı: “Biz ne mi yapıyoruz? Size önce Esra Önyürek’in “Modern Nostalji” adlı kitabını tüm Atatürkçülere tavsiye ederim. Mutlaka okusunlar. Biz mi? Balıkesir ve Bursa Valilikleri hakkında partimiz sekreterliğince Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunduk.  Biz nerede hata yapıyoruz? Biz önce bir birimizin fikirlerine inanmıyoruz. 23 Nisan’da Ankara’da toplanalım, bütün şehirleri boşaltalım diyoruz. Ve boşalttıkta. Hizmet ettik adamların yönetmeliklerine. İtiraz etmedik. Her şehirdeki duyarlı insanlar toplanıp ve deseydik: ‘Nerede vali, nerede belediye başkanı, nerede garnizon komutanı?’ Bir sistem bizi yönetiyor. Bizler iş yaptığımızı zannederken oturup düşünmüyoruz ve bunun çözümü de örgütlenmektir. İktidar muhalefetsiz demokrasi istiyor! Sıkı durun birkaç güne kadar yine partimiz adına Başbakan hakkında Sincan Ağır Ceza Mahkemesi’ne dava açacağız. Şimdi basın mensupları bunu yazmasın. Yakında duyacaksınız. Hep o dava açacak değil ya!” Masum Türker konuyu Nevruz günü Türk Bayraksız yapılan Diyarbakır Mitingine getirerek şunları söylüyor: “Tayyip Erdoğan Abdullah Öcalan’ın açıklamalarıyla ilgili hiçbir eleştiri getirdi mi? Getirmedi. Ama ne dedi? Herkesin dikkatini ona çekti ve şu anda o tartışılıyor. “Keşke bayrak olsaydı” dedi. Bana sordular, dedim ki; ‘Samimi değil’ ‘Niye?’ dediler, Ya ben çocukluğumdan gençliğimden hatırlıyorum. Tayyip Erdoğan’ın İl Başkanı olduğum dönem ile Belediye Başkanı olduğu döneme kadar partisinin hiçbir eyleminde Türk Bayrağı yoktu ki, yeşil bayrak vardı.”

Gecenin ilerleyen geç vakitlerinde tüm konukların ortak noktası:

“Tek Bayrak” , “Tek Ulus” , “Bağımsız Yargı” , “Gerçek Demokrasi”, “Özgürlük” ve “Türkiye” idi…

Şimdi cep telefonumdan kaydettiğim ve yazıya uzun bir zaman içinde yazıya döktüğüm bu konuşmaları burada yazarak zamanınızı almak istemiyorum. Ancak ilgilenen olursa Facebook sayfamdan videoları izleyebilirler veya bu oturum Nilüfer Belediyesi ile Bursa Gazeteciler Cemiyeti tarafından kitaplaştığında Nilüfer Akkılıç Kütüphanesi’nden talep edebilirsiniz.

Sıkıldınız mı? İsterseniz biraz dolaşın, daha sonra farklı konulara birlikte bir yolculuk yaparız…

Geldiniz mi… Tekrar merhaba,

Akildi, akılsızdı derken barış sürecindeki gelişmeler ülkemizde son sürat devam ediyor. Akiller kimi yerde “Analar ağlamasın, barış gelsin” sözcüklerini anlatamadan protesto edilerek geldikleri gibi gidiyorlar!  Neyse bu konuyu bir kenara bırakalım da Sayın Başbakan’ın yakın zamanda yaptığı MÜSİAD yani Müslüman iş adamlarının bir araya geldiği toplantısında neler konuşmuş bir bakalım. Sayın Başbakan bu barış sürecini CHP ve MHP’nin anlamadığını şu küçük hikâye ile taçlandırıyor: “Hoca köyün camisinde vaaz veriyor. Ama cemaatten çok şikâyetçidir. Çünkü anlattıkları cemaatin bir kulağından girip diğer kulağından çıkıyor. Hoca da Cuma günü hutbeye çıkıp soruyor: ‘Bugün ne anlatacağımı biliyor musunuz?’ dediğinde cemaatte ‘Hayır’ diyor. Hoca’da ‘madem bilmiyorsunuz o zaman bilmediğiniz şeyi anlatmayacağım’ diyor. Bir sonraki hutbeye çıktığında cemaat sözleşiyor. Hoca sorduğunda: ‘Evet biliyoruz’ diyorlar. Hoca bu kez ‘Madem biliyorsunuz o zaman anlatmama gerek yok’ diyor. Hoca bir sonraki hafta yine soruyor. Bu sefer cemaatin yarısı ‘evet’ yarısı ‘hayır’ dediğinde bu kez hoca: ‘Bilenler bilmeyene anlatsın’ diyor.

Haaa! Haaa! Ya çok komikti değil mi? Gülmekten gözlerimden yaş geldi! Yazamıyorum!  Kusuruma bakmayın! Biraz müsaade bir mendil alıp geleyim! Nerde kalmıştık… Eh CHP ve MHP şu hikâyeden sonra da anlamadıysan, ne yapayım! Hala anlamadınız mı? Başbakanım “Analar Ağlamasın, barış gelsin” diyor! Bunda anlaşılmayacak ne varki! Barış gelince ekonomimiz katlanacak, Aponun açıklama yaptığı ve Türk Bayrağımızın olmadığı mitingde bölge kalkınacak diyor!  Hala mı anlamadınız?

Bende Sayın Başbakan’ın sözünü dinleyip, bilmeyenlere ve anlamayanlara işittiklerimi, okuduklarımı ve bildiklerimi aktarayım:

Sürece muhatap PKK silah örgütü lideri Karayılan, gazetecilerin üstlerini aranmasının ardından yaptığı basın toplantısında, çekilmenin 8 Mayıs’ta başlayacağını, gazetecilerden birinin “Kürt devleti kurulma ihtimali…” sorusuna ise; “Bağımsız Kürt Devleti ilan edilmesi halinde bir şey söylemeyeceklerini ancak ‘ulus devlete” karşı oldukları içinde desteklemeyeceklerini söyledi.

Öğrenen, bilmeyene anlatsın!

PKK’ya dünya basını inanmadı!

BBC: “Bundan sonra top Erdoğan’ın sahasında,  PKK militanlarının Türkiye’den ayrıldıkları gibi geri gelmeleri her zaman mümkün”

Emperyalist güçler olduğu ve iktidar söylenenleri (bizlere açık açık anlatılmayan) yerine getirmediği sürece olacaklar belli…

THE NEW YORK TİMES: “Karayılan, silahsızlanma taleplerini reddetti. Hükümet, PKK’nın mücadeleyi bırakması için bazı değişiklikler yapmayı kabul etti. Sözlerini yerine getirip getirmeyeceği belli değil”

Hangi sözler?

WJS (ABD) : “Ateşkes tutsa da tam silahlanma uzun ve sabatojlara açık olacak. Barış anlaşmasına hala büyük engeller var ve taraflar arasında güven artmakla birlikte kırılgan olmayı sürdürüyor.

Büyük engelleri hükümet açıklayabilir mi ve kırılgan olan nokta nedir?

FİNANCIAL TİMES: “PKK, silahlarını ancak Öcalan ve diğerlerinin cezaevlerinden tahliye edilmesinden sonra bırakacağı uyarısını da yaptı.” Gazete; hükümetin bir affın söz konusu olmadığına da ısrar ettiğine de dikkat çekti..

Aponun serbest bırakılması konusu PKK ile görüşüldü mü?

EL PAIS (İspanyol) : “Başbakan Erdoğan, militanların çekilmeden önce silahlarını bırakmalarını gerektiğinde israr etti ancak öyle görünüyor ki PKK’nın bunu yapmaya hiç niyeti yok.”

Neden acaba? İstedikleri Anayasa değişikliği ve talepleri gerçekleşmediğinde yeniden saldırıya geçecekler mi,  dersiniz?

Akil İnsanlar Heyeti Marmara grubunda bulunan Hülya Koçyiğit süreçle ilgili kaygılar taşıdığını söyleyen sanatçı konuşmasına şöyle devam ediyor: “Kaygıların çoğu bende de var. Ülkemize hep beraber sahip çıkacağız. Ülkemizin bölünmesine izin ver- me –yeceğiz! (Hülya hanım böyle bir şey mi sezdi?) Atatürk’ümüzün kurduğu bu mübarek Cumhuriyet’e (aman Cumhuriyet alerjisi olanlar duymasın!) yaşamasını becerebilecek olgunluğa erdiğimizi düşünüyorum.”

Yazıyı okuyan okumayana anlatsın!

PKK Elebaşısı Abdullah Öcalan’ın kardeşi Osman Öcalan ise süreçle ilgili : “Süreç yanlış işlerse daha vahim ve daha kötü şeyler olur” demiş…

Tehdit!..

Başbakan’ın seçtiği akillerden Marmara Bölgesi sorumlusu, tarihçi, akademisyen yazar Mustafa Armağan: “Bu dönemde Öcalan’ın da bu gerçeği görmüş olması benim kanaatime göre bir ilerlemedir. Dini kullanıyor mu? Yoksa samimi mi? Bilemem. Hem dini hangi siyasetçi kullanmamış ki, Atatürk’mü kullanmamış? 1923 Şubatında verdiği Balıkesir hutbesinde ‘Anayasamız Kur’an-ı Azimuşşan’daki emirlerdir’ diyen Mustafa Kemal değil mi? Unutmayın: “Öcalan da Atatürk kadar pragmatik bir lider” sürecin halk tarafından desteklendiğini anlatan Armağan “90 yıldır uygulanan Türkleştirme politikasının değişmesini istiyorlar” demiş…

Duyan duymayana anlatsın!..

Ve siyasetin Kürt kökenli duayeni Kamran İnan’dan yerinde bir açıklama.

“Bu ülkede bu kadar hain nasıl yetişti araştırılmalı” diyerek konuşmasına şöyle devam ediyor: “Bu kadar önemli bir yerde bulunan ülkemizi küçültmek isteyenler var. Bunun için de büyük çabalar gösteriliyor. Ülkemizde sadakatle hizmet eden ve bunun için çaba gösterenlerin başına çok işler getiriliyor.  Ne yazık ki, Türkiye’de hainlerin nasıl yetiştiği, topraklarımızdan mı, suyumuzdan mı, olduğu da araştırılıp incelenmelidir. Bu vatanın, hain yetiştirmede nasıl bu kadar verimli olduğu ortaya çıkarılmalı ve buna göre önlemler alınmalı”  diyor.

Umarım yukarıda Apoyla Atatürk’ü benzeştiren akil (SİZ) Mustafa Armağan Kamran İnan’ın söylediklerini de  tarihimizi inceleyerek hainleri inceleyerek tezlerine iyi bir kaynak edinmiş olur!

Bunu da bilenler bilmeyenlere anlatsın!

Bu arada DSP, bazı valiliklerin tabelalarından silinen T.C.’lerin kaldırılmalarından dolayı, T.C. Başbakanlığı’na bağlı Geliştirme Başkanlığı’nı Ankara Cumhuriyet Başsavcılğı’na  suç duyurusunda bulunmuş…

Bu arada Orhan Gencebay akil olduğundan itibaren yapılan eleştiriler karşısında rahatsızlanarak toplantılara katılamayacağını belirtmiş ve onun yerine bir başka sanatçı aranıyormuş!

Akil sanatçılara duyurulur, bildiğiniz varsa bir bilen bilmeyene duyursun!

Başbakan Yardımcısı ile Kültür Bakanlığından azledilen  Ertuğrul Günay 16 cısı düzenlenen Uluslar arası Çiçek Festivali’nin açılışına gittikleri İzmir Bayındır İlçesinde kortej yürüyüşü sırasında protesto edildi. Ve bir kadının “Yazıklar olsun sattınız vatanı!” diye bağırması üzerine neye uğradıklarını şaşırmışlar!

Yine Akiller Marmara Grubunun Bursa’da yaptığı toplantıda mayından iki ayağı kopan GAZİMİZ “Bu neyin barışı?” diye isyan ederek bacak protezini akillere fırlatıp; “Salona girmek isterken gaz ve yumruk yedik. Açılım ve barış diyorlar… Peki, benim kopan bacaklarımın hesabını kim verecek? Neyin barışı!.. Teröristler silah bırakacaklarsa gelip cezalarına razı olacaklar”

Ne dersiniz? Bunu da duymayanlara anlatacak mısınız?

“Barış gelecek, analar ağlamasın” diyen Sayın Başbakan ile onun akil heyetleri yukarıdaki anlatılanları kıvırmadan, saptırmadan açık bir şekilde yanıtlarsa, sanırım herkes daha iyi anlayacak ve önüne gelecek olan  “oy mu olur”  yoksa  “anayasa ya evet mi,  hayır mı olur” ona göre değerlendirirler, diye düşünüyorum.

İşte yandaş medyada göremediğiniz yukarıda anlatılanları bilmeyenlere sizlerde aktarın…

Hoca haklıymış!..

Ertuğrul Erdoğan

Nisan 2013/Bursa

www.erdoganlaedebiyat.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 301
Toplam yorum
: 98
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 452
Kayıt tarihi
: 06.05.08
 
 

Ertuğrul Erdoğan, 1958 yılının sonbaharında Ankara'da doğdu. 1968 -1980 yılları arasında babasını..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster