Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Kasım '07

 
Kategori
Aile
Okunma Sayısı
1520
 

Bilerek engelli bir çocuk doğurur muydunuz?

Bilerek engelli bir çocuk doğurur muydunuz?
 

ATV’nin geçen hafta başlayan El gibi dizisini izlediniz mi bilmiyorum? Tabii ben Blog yazarlarımızdan Yaprak Eser gibi yorum yapamam bu diziyi ele alış nedenim de diziyi eleştirmek değil zaten. Dizinin konusunu tartışmaya açmak. Diziyi izlemeyenler için kısa bir özet yapmak istiyorum ondan sonra bu diziyi neden ele aldığımı anlatırım.

“El Gibi” ... Dizisi başrollerini Emre Altuğ ve Naz Elmas'ın paylaştığı, yazar Pınar Kür'ün bir hikâyesinden yola çıkılarak senaryolaştırılmış. Doğum öncesinde yapılan testler sonucu özürlü doğma ihtimali olan bir bebeğin dünyaya getirilip getirilmemesi konusu işleniyor. Plato Film-Sinan Çetin'in yapımcılığını üstlendiği 'El Gibi'nin senaryosu Dikmen Yakalı tarafından yazılmış. Dizinin yönetmenliğini Erhan Baytimur üstleniyor, kadroda ise Emre Altuğ ve Naz Elmas'ın yanı sıra Cevdet Arıcılar, Hakan Ural, Mehmet Ulay, Deniz Gökçer, Funda Eskioğlu, Tuğçe Özbudak, Melik Akkaya, Bahar Akça, Serdar Özer ve Ceyda Çınar bulunuyor. Dizide Naz Elmas, zengin bir ailede prensesler gibi büyümüş, ailesinin tüm itirazlarına rağmen sevdiği erkek olan Demir'le evlenmiş olan Ece karakterini canlandırıyor. Şarkıcı ve oyuncu Emre Altuğ, 'El Gibi' dizisinde genç bir hukukçu olan Demir karakterini canlandırıyor. Doğum öncesi yapılan testler sonucunda doğacak çocuklarının özürlü olduğunu öğrenen Demir ve Ece’nin bundan sonraki yaşadıklarını konu alan dizi herkesin kendi içinde bile cevabını vermekte zorlandığı bu soruya izleyiciler dizinin iki karakteri; Ece ve Demir'in gözünden bakarak çözüm arayacaklar.

İşte ben de konuyu bu noktadan alarak burada tartışmaya açmak istedim. Kendim de bir engelli olmama rağmen bu sorunun cevabını vermekte zorlanıyorum. Zaman zaman kendi sitemizde diğer engelli arkadaşlarla da bu konu üzerinde tartışmalar yapmamıza rağmen hala doğru olan hangisidir bilemiyorum. Bu yüzden şimdi sizlere soruyorum bilerek özürlü bir çocuk doğurmak ister miydiniz? Bu dizinin işlenişiyle baktığımda benim sormak istediğim ve üzerinde durulması gerektiğini düşündüğüm sorular sırasıyla şunlar.

1- Bilerek engelli bir çocuk doğur muydunuz? Ben bu sorunun cevabını hala bulamadım. Annem beni bilseydi doğurur muydu? Ya da bana sorulma şansı olsa doğar mıydım? Evet, doğardım engelli olarak doğmuş olmaktan hiç gocunmadım. Peki, engelim farklı olsaydı ister miydim? İşte bunun cevabını ben de bilmiyorum.

2- Bu çocuk doğmalı mı? Onun da yaşama hakkı yok mu? Sorusu bölüm boyunca dramatize edilmeden sorgulanan bir diğer soru bence. Onun da yaşama hakkı yok mu gerçekten! Ona bu soruyu sorma şansımız oysa hiçbir zaman olmayacak. Onun yaşama şansını kendimiz için mi elinden alıyoruz, yoksa onu düşündüğümüz için mi? Cevabı ne kadar zor bir soru değil mi? Bakıldığında onun sonradan yaşayacakları diyerek alınmalı diyebiliriz belki, ya o bütün bunlara rağmen yaşamak istiyorsa? Bunun cevabını hiçbir zaman doğru bir şekilde veremeyeceğiz.

3- Bir çocuk özürlü doğuyorsa mutlaka genetiktir ve ekonomik anlamda sınıf buna etkendir konusu da gizliden işlenen bir diğer konu. Yani zengin ailelerde genetik bir sebep olamaz. Tabii bunu herkesin görmesi mümkün olmayabilir. Biz engelliler bu konuyla zaman zaman karşılaştığımız için farklı bir şekilde görebiliyoruz. Örneğin engelli birinin çocuğu olmaması düşüncesi toplumda oldukça yaygın bir düşüncedir. Dizide bu çürütülüyor, sınıf farklarıyla alakası olmadığı her engelli çocuğun genetik nedenlerden engelli doğmadığı inceden inceye işleniyor. Ama toplumda hala hâkim olan bir düşünce şeklidir. Hele ki engelli olarak bir sağlamla evliyseniz ve çocuğunuz es kaza engelli doğduysa vay halinize nedeni kesinlikle sizin engelinizdir.

4- Ve tıp dünyası bu konuya nasıl bakıyor, ne diyor? Dizide bu konuda ki tartışma belirgin olarak ele alınmasa da bazı mesajlarla Tıbbın da bu konuda kendi içinde farklı düşüncelere sahip olduğu vurgulanıyor. Ve yine altı önemle çizilerek engelli bir çocuğun doğup doğmamasına anne babanın kararı sadece etken teşkil etmediği anlatılıyor. Yani bir kurulun, bir komisyonun kararı olmadan tek başınıza bu çocuğu aldırmak istediğinizi belirtemiyorsunuz, hadi alın diyemiyorsunuz. Oysa bu çocuk sizin ve doğum sonrasında siz o çocuğun tüm sorumluluğunu taşıyacaksınız böyle bir kararı komisyonların vermesi ne kadar doğrudur, her zaman komisyonlardan çıkan kararlar doğru mudur? Peki, komisyonlar bu kararları neye göre verir? Siz bu bebeği isterseniz yine komisyonlar “Hayır” derse ne olacak, ya da gerçekten komisyonun dediği gibi yüzde yüz özürlü mü doğacak bebek? Ya tersi olursa sorumluluk kimin olacak? Gerçi tersinin olup olmayacağını da karar alındıktan sonra kimse bilemeyecek.

5- İşte içinden çıkılması zor olan bir soru daha. Böyle bir çocuğun doğmasına aslında anne mi karar vermeli? Ve anne aslında bu çocuğu kendisi bakamayacağı için mi aldırmak istiyor? Bence aslında işlenmesi ve üzerinde durulması gereken en önemli soru bu. Dizide bu soru direk işlenmedi. Sadece annenin şu sözlerinden ben bu yargıya vardım.” Ben bu bebeği istemiyorum. Beden benim bedenim. Ben normal bir çocuğa bakamayacakken böyle bir çocuğun sorumluluğunu nasıl taşırım.” İşte bu sözlerden sonra diyorum ki acaba gerçekte anneler bu sorumluluğu taşıyamayacakları için mi böyle bir karar almak istiyor? Kendi korkuları yüzünden mi doğurmak istemiyorlar böyle bir çocuğu? Doğum sonrasında yaşayacakları korkuların sorumluluklarının ağırlığı mı onları böyle bir karara itiyor?

Yani özetle cevabını vermekte zorlanacağımız bir yığın soruyu da birlikte getiriyor böyle bir olay. Hem anne hem bebek açısından bakıldığında doğru kararı vermek, doğru cevabı vermek çok zor. Anne olarak bakılmasında diyorum tabii ailenin diğer fertleri de konu içerisinde ama öncelik bana göre annenin. Öncelikle ruhsuz bir taşıyıcı gözüyle bakmadan annenin yaşayacaklarını düşünmek gerekir. Diğer yandan kürtaja karar verilirken embriyonun ne zaman insan sayılabileceği düşüncesi de önemli olan bir diğer konu. Bu konuda tıp ne diyor bunu bilmiyorum ama bana göre insan olduğuna karar verildiği andan itibaren yapılan kürtaj aslında bir insan canına bilerek son vermekle eşit düzeydedir. Nedeni ne olursa olsun. O zaman ötenazi neden uygulanmıyor diye başka bir soru gelir hemen. Öyle ya eğer engelli çocuk alınmak isteniyorsa kendisine sorulmadan, o zaman yaşarken çektiği acılardan kurtulmak isteyen insanlara da ötenazi uygulanmalıdır diyebiliriz. İşte tüm bu karışık ve cevabını bulamadığımız sorularla işin içinden çıkmak zor. En azından kendi adıma daha önce de dediğim gibi engelli olmama rağmen ben çıkamadım bu soruların içinden ve doğru cevabı bulamadım. Hani doğru bir tanedir diyenler var ya burada doğru hangisidir cevap verebilirler mi? Peki ya sizler, sizler cevap bulabilir misiniz bu sorulara.

O zaman hep beraber Çarşamba günleri yayınlanan bu diziyi izleyelim. ( Ben tekrarını izliyorum o saatte KanalD’nin başka bir dizisini izlediğim için.:) ) Bakalım aradığımız soruların cevaplarını bulabilecek miyiz?...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bir yorum yazdım, ama uzun olduğu için kendi bloguma ekledim. Okumanız dileğiyle.

Erdal Aydın 
 11.11.2007 4:06
Cevap :
Öncelikle teşekkürler kendi Bloğunuza taşıdığınız için konuyu. Okudum. Ve diğer arkadaşlarımızın da okumasını istiyorum. Yorumumu sizin bloğunuz üzerinden yaptım cevabımı da oradan verdim. Bloğunuzun linkini buradan vermemin sanırım sakıncası yoktur. Sevgiler. http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=75105  11.11.2007 15:28
 

cevabı diziden çıkmaz zira sorular çok zor...

Yine Yeni Yeniden 
 08.11.2007 11:24
Cevap :
Haklısınız gerçekten sorular çok zor. Biz engelliler olayları bire bir yaşadığımız halde kendi çocuğumuz böyle olursa ne yaparız buna cevap bulamazken dizinin yada insanların bu sorulara cevap bulması gerçekten çok zor. İlginize teşekkürler. Sevgiler...  08.11.2007 12:16
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 295
Toplam yorum
: 561
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 3676
Kayıt tarihi
: 01.10.06
 
 

Milliyet Bloğa nasıl geldim ve nasıl yerimi aldım bilmiyorum. Sanırım uzun yıllar okuduğum bölüml..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster