Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Eylül '12

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
381
 

Bilgi varsa inanç yoktur!

Bilgi varsa inanç yoktur!
 

Öncelikle polemik konularını yazının başında ortadan kaldıralım. Bu ifade; inançlı kişiler bilgisizdir, bilgili kişiler inançsızdır demek olmuyor. Yine bu kavramları inanç ve bilgi felsefi düzleminde tartışmak ya da inancın ve bilginin gücünü küçümsemek gibi bir niyetle de kullanmıyorum. Bu yazıyı kaleme almaktaki amacım, daha çok kavramları kullanma şeklimizin sosyal yaşantımızı etkileyiş biçiminden duyduğum rahatsızlık.

Peki, ne demek istiyorum?

Şöyle açıklayayım: eğer herhangi bir kişi herhangi bir konuda size herhangi bir iddiada bulunduysa, mesela; “gelirken yolda bir çukur gördüm” demişse. Siz artık bu iddiaya ya inanırsınız ya da inanmazsınız.

Çünkü örneğin başka bir kişi aynı konuda: “Ben de aynı yoldan geldim ancak çukur yoktu. Sadece ufak bir çatlak vardı ama çukur denemez.” dese bir önceki iddia hakkında şüphe duymaya başlarsınız.

Ya da birinci kişinin ardından gelen ikinci ve üçüncü kişiler de “evet yolda bir çukur vardı, neredeyse içine düşüyorduk.” şeklinde ilk iddiayı destekleselerdi, artık inanç yerini bilgiye bırakmaya başlardı.

Son olarak, eğer siz o çukuru kendi gözünüzle görseydiniz o çukurun varlığı artık sizin için bir “bilgi” olurdu ve zaten “inanca” gerek duymazdınız. Tabi gözlerinize ya da genel olarak duyu organlarınıza inanıyorsanız(!).

Neden bu tür bir ayrımın altı çizilmeli?

Günlük yaşamda birçok alanda inançlar, sanki gerçek bilgiler gibi tartışılmaktadır. Yani eğer bir iddiayı herhangi bir yerden duyup, ona inanmışsanız, artık bu inanca dayalı iddia, gerçeğe dayalı bir bilgi şeklinde toplumda yayılmaya başlamaktadır.

Toplumda bu şekilde dedikoduyla yayılan o kadar çok gelenek, görenek, adet, ritüel, şehir efsanesi ya da piyasa söylentisi vb. “bilgi” sanılan “inanç” konusu var ki, aslında birçok problemimiz bu iki kavramın ayrımını net bir şekilde ortaya koymadan konuşmaya/düşünmeye/savunmaya başlamamızdan kaynaklanmıyor mu?

Elbette bir “şeye”, bir “kişiye” inanabilirsiniz, ancak sizin inanıyor olmanız o bilginin “doğru” olduğu anlamını taşımayabilir. Örneğin “dolar yükselecek/düşecek” söylemi ne kadar sıklıkla duyduğumuz ancak çoğu zaman tersi çıkan ve elinde doları olan ya da alacak olanların inandıkları ve gerçeklere dayalı bir bilgiymiş gibi sundukları bir söylem.

Kavramların bu şekilde karıştırılarak sunulması ortaya gereksiz tartışmalar, polemikler ve hayal kırıklıkları çıkarmakta ve toplumda ve bireylerin günlük yaşantısında da huzursuzluk yaratmaktadır. Bundan dolayıdır ki, bilgiye dayanmadan sadece inanca dayalı olarak sunulan iddiaların gerçekliğini sorgulamaktan hiçbir zaman geri kalmamanızı öneriyor, sizin bu konudaki düşüncelerinizi ve yorumlarınızı beklediğimi ifade ederek yazımı tamamlamak istiyorum.

Sevgi ve selamla…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 67
Toplam yorum
: 55
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 710
Kayıt tarihi
: 07.07.10
 
 

1978 Ankara doğumlu, ekonomi ve işletmeciliğe ilgi duyan eğitimini bu alanlarda devam ettiren anc..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster