Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Ekim '07

 
Kategori
İş Yaşamı - Kariyer
Okunma Sayısı
5220
 

Bilgisayar olmadan önce neler yapardık, nasıl çalışırdık?

Bilgisayar olmadan önce neler yapardık, nasıl çalışırdık?
 

"Bilgisayarlar olmasa hayatımızda, nasıl olurdu acaba?" diye sesli, sesli düşündüm. Cevap geldi diğer masadan, "bilmem, biz işe başladığımızda bilgisayarlar gelmişti" dedi oda arkadaşım.

Haklıydı, koca, koca daktilolalar, kalın saman kağıtlar, pelur kağıtlar, boy boy karbonlar, daktilo silgisi, daktilo şeridi onlara uzaktı…

Biz yaşamıştık. Koca koca daktilolar önümüzde, elimiz karbondan kararmış kimi vakit. Kimi vakit, kaç kat kağıdı yanlış harfe basmamızın yüzünden silmek işlemini.. o an yırtıldı mı, sil baştan; bir daha kağıdı, karbonları güzelce yerleştir, tekrar üstten aşağı başla yazmaya… tık, tık, tıkı, tık…

Bazen; bir deneme de, bazen birkaç denemede biterdi o sayfaların yazma işlemi…

Elimizin sağ işaret parmağı kalemle yazmaktan şişerdi… Yaz, yaz, yaz... Mürekkepli kalemden bulaşan mürekkepler, tükenmez kalemden bulaşan, mavi, kırmızı renkler… Sayfanın üzerindeki siyah çizgilerden geçen, elimizin yan tarafını siyaha boyayan karbon boyaları… Az ağrımamıştı parmaklarımız, şiş, şiş gezerdik bir de...

Hele de maaş bordroları vardı, bir açtın mı koca masayı kaplayan, tek tek hanelere gireceksin, hesap makinesinde hesaplayacaksın, bulduğu rakamı yazacaksın, diğer kesintiye geçtiğinde tekrar hesap makinesine döneceksin. Olmadı, yekun tutmadı mı? Koca bordroyu tek tek hesaplaya hesaplaya hatayı bulmaya çalışacaksın. Bulduğun yeri daksil’le, kaç nüsha ise düzeltip saatler sonrasında, bitap düşmüş bir şekilde, teslim edersin. Bunların yanına ekleyeceğimiz aylık istatistikleri de unutmamak lazım. Çok gecelerimizi sabaha bağlamıştır, önce kalemle yazıp, sonraları temize çekmek.

Nefeslik zamanlarımız olurdu. İşimiz yoksa, gelsin yemek tarifleri, gitsin iş yeri dedikoduları… Eşten, çocuktan, kaynanadan yakınmalar, elverdiğince, siyaset, politika konuşurduk yahu. Sohbetlerimiz olurdu; sigara eşliğinde, çay, kahve tadında…

Şimdi öyle mi ya?
Önümüzde bilgisayar denen aygıt. Odanın bir tarafında duran printer / yazıcı.
Yanlış mı yazdın, tuşu.
Kaç nüsha çıkaracaksın ki, bas gitsin…

Yöneticin beğenmedi mi hemen aç sayfayı düzelt gönder yazıcıya, al çıktıyı koy önüne.
Maaş programına gir verileri, al sonucu, gönder muhasebe’ye…

Hayat ne kadar kolaylaştı, işyerinde, bilgiler internet ortamında, ordan oraya savruluyor. Her şey mailleşti, web’leşti, şifreleşti..

De;

Kimse, kimseyle sohbet edemez oldu…
Günaydın, der demez, bilgisayarına konuşlanır oldu.
Eller temiz, gömleğin kolu çok çabuk kirlenmiyor belki.
Kirli elleri yıkayıp ısmarlanan çaylar eşliğindeki sohbetler azaldıkça azaldı…

Kaynana, çoluk-çocuk, zam, vb.dertleri, isyanımızı, kederimizi, sevinçlerimizi, güzel temennilerimizi slaytlar halinde artık mail ile dile getirip, gönderiyoruz, kafamızı bile çevirmeden, yan masadaki arkadaşa…

Hayatımız işyerinde kolaylaştıkça, bireyselleştik. Daha bir bilgisayar çocuğu olduk. Alışverişe çıkmak yerine, net’ten beğenir alır olduk, siparişleri yürüyerek 3 dk. yerden alıp geleceğimiz yere, oturduğumuz yerden önümüze getirtir olduk.

Hayatımız bir kolaylaştı, bir kolaylaştı ki…

Sokağa az çıkar olduk, aileye ayırdığımız, iş arkadaşlarına ayırdığımız zamanlara el koyar olduk.

Karbonu unuttuk, daktiloya antika gözüyle bakar olduk, şimdide böyle anılara yazı malzemesi yaptık.

Acaba biz, bigisayar olmadan önce ne yapardık sahi?

10 Dakika internet kesilse, şaşıp kalıyoruz. Sanki elimiz, kolumuz bizden alınmış, beynimiz stop edilmiş gibi oluyoruz.

Biliyorum ki, bir 10-15 yıl sonra bilgisayarlara da antika gözüyle bakacağız…

Korktuğum şey sadece şu; acaba biz ne halde oluruz?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

artık oturdugumuz yerden bayramlaşıyoruz dostlarımızla akrabalarımızla.. cep telefonları ile.. Emaillerle.. msn 'lrle.. teknoloji canavarı olup çıktık.. iletişim tamam da..ne kadar tamam?? yüzyüze görüşemez olduk Yıldız'cım.. sınırları korumak gerekiyor sanırım özlemin de dediği gibi.. sevgiler canımcım.. ellerine sağlıkk.

Yağmur zamanı 
 03.10.2007 8:20
Cevap :
Kesisnlikle sınırları belirlemek lazım.Yoksa biz yo olup gideceğiz.İnsani yönümüz mekanikleşecek.Hareketsizlik zaten başlıbaşına bir olay oldu zaten işyeirnde:))) Paylaşımın için teşekkürler.görüşmek üzere sevgilerimle...  03.10.2007 8:26
 

teknolojinin gözünü yiyim yemesine de gerçektende insan iletişimi söz konusu olduğunda sınırı bilmek gerekiyor sanki. yani ne bileyim ben hala eve bilgisayar almış değilim mesela. ve bu anlamda da çok rahatım.

beenmaya 
 02.10.2007 12:46
Cevap :
benim bir yakınım var bayan aaa gecesi gündüzü internet chat chat chat sözsüz iletişim gibi oldu aynen:))  02.10.2007 13:16
 

işte o müzik kutularında dinlerdik. Atardık içine madeni para ya da jetonu öyle çalışırdı. Sıraya sokardı çalacağı şarkıları. Sonra portatif pikaplar vardı yanımızda taşır, kırda, deniz kıyısında her yerde dinlerdik, dans ederdik, oynar eğlenirdik. Herkes bir yerlerden bulur getirirdi plakları. Tabi sıcaktan plaklar yamulur, bozulur kırılırdı, boşa giderdi paralar ama onun da zevki öyle çıkardı işte. Çok mu eskilere gittim yoksa.? Selamlar sevgiler

İlyas Bayram 
 01.10.2007 22:06
Cevap :
Valla işte ben onları bilmiyorum:)) Siz bayağı bir gitmişsiniz ama iyi olmuş,hoş olmuş:)) Paylaştığınız için teşekkürler.  02.10.2007 8:07
 

Hangisinin daha iyi olduğunu Yıldız'cığım ama sanki biz o koşullarda sanki daha mı mutluyduk ne? Sevgiler arkadaşıma:))

Özlem Akaydın 
 01.10.2007 18:10
Cevap :
Ya,biraz daha bireyselleştirdi gibi geliyor bu bilgisayarlar ortmı,öncekiler gerçekten yorucuydu.Biliyorumki sabahlamıştım istatistikler yüzünden.Şimdi öylemi ya değil.ama ben insani yönden baktığımda evet içe dönük olduk.  02.10.2007 8:10
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 363
Toplam yorum
: 3034
Toplam mesaj
: 27
Ort. okunma sayısı
: 1113
Kayıt tarihi
: 29.11.06
 
 

Deli-dolu, akıllı,  yalandan yere çamura yatan, normal değerlerde zekalı, esprili, şakacı, kendin..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster