Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Nisan '12

 
Kategori
Okul Öncesi
Okunma Sayısı
460
 

Bilgisayar oyuncak değildir

Bilgisayar oyuncak değildir
 

BİLGİSAYAR OYUNCAK DEĞİLDİR.


Teknolojinin nimetlerinden biri olan bilgisayarlardan her yerde ve evimizde yararlanmak güzel şey. Eğitimde, iş alanında, fabrikalarda, kurumlarda, hemen hemen her alanda işleri hızlandıran ve kolaylaştıran, çalışma hayatında “yılları dakika yapan” bir araç. Tamam. Çok doğru.

 

Ancak; çocuklarımızın yetişmesinde – kontrollü davranılmazsa- bir o kadar da onların gelişimini engelleyen, onları yalnızlığa iten bir araç. Nasıl mı?

 

 “Çocuklarının bilgisayar başında saatlerce oturması anne-babaların işine geliyor. Ama işin doğrusu hiç de öyle değil.Sanal âlem çocukları ve ergenleri yalnızlığa ve sorumsuzluğa itiyor.” diyor, Psikolog Fazilet Seyidoğlu.

 

Çocuklar sevilmek ister. Anne-baba onlara gereken ilgiyi göstermezse, onlar da bilgisayarı ve interneti kendilerine arkadaş kabul ederler. Çocuklar okuldan eve döner dönmez, çoğunlukla bilgisayardaki oyununun başına geçmekte, ya da facebook veya başka sitelerdeki oyunlara dalmaktadır.

 

Çocuklar sevgi ve dostluğu sanal dünyada aramaya yönelmektedir. Saatlerce “chat” –yazışarak sohbet - ettikleri kişilerden sevgi göreceklerini düşünmektedirler. İletişim eksikliğinden ailelerinden göremediği sevgi ve dostluğu “sanal âlemde” aramaktadırlar.

 

Oysa anne ya da babaların okuldan dönen çocuklarına en azından “Günün nasıl geçti?” Bugün okulda neler oldu?  Dersler nasıl geçti? Neler yaptın?” gibi cümlelerle söze girerek –özellikle göz göze gelerek - onlarla iletişim kurmaları gerekir. Çocuklar kendilerine önem verildiğini hissetmek isterler.

Fazilet Seyidoğlu devam ediyor. “Neden çocuklar bu kadar çok bu sanal âlemin içindeler? Yeni nesil anne-babaların da işlerine geliyor bu sanal âlem sanki. Çocukla uğraşmak kolay mı? Kolay mı onlara laf anlatmak? "Yapma, dur!" demek, doğruyu, yanlışı, iyiyi, kötüyü anlatmak. Belki de çocuklarımızla konuşmak bizim için çok zor oldu, göz temaslarımız azaldı, iletişimimiz yok denecek kadar az.

Anlık hazların bedeli ise dağılan zihinler ve kopan aile bağları oluyor. Çocuklarımız kendileri için neyin doğru, yanlış veya yararlı, zararlı olduğunu bilemedikleri ve hazzı erteleyemedikleri için bilgisayarın başından anne-babaları onları kaldırmadığı, 'çocuğumla nasıl iletişim kurabilirim?' sorusunu kendilerine sormadıkları sürece ne yazık ki kalkamayacaklar.”

Eğer çocuğunuz bilgisayarın başında çok fazla zaman geçiriyor, sınır koymaya çalıştığınızda aşırı tepki verip öfkeleniyor ve hatta kriz geçiriyor, sosyal ve mesleki aktivitelere katılmıyorsa bağımlı olmuş demektir. Geç kalmadan klinik destek alınması gerekir.” Seyidoğlu’nun görüşlerine katılmamak mümkün değil. 

Çocuklar anne-babalarını örnek alırlar. Anne-baba akşam evde çocuklarıyla birlikte olacakları yerde, saatlerini facebook veya msn’de- sohbet ederek- vakit geçiriyorsa, okul öncesi, 3-5 yaşındaki çocuğu “sussun”, “yaramazlık yapmasın”, “kafa şişirmesin” diye onun eline, ebatları küçülen bilgisayarlar ile “laptop” veya “ipad”i “oynasın diye” verirse, onlara aslında bilmeden kötülük yapmış olur. Çocuklarını zamanla bilgisayar bağımlısı yaparlar farkında olmadan.

 3-5 yaşında, dokunmatik ipad üzerindeki resim ya da sembollere dokunarak, çeşitli programları açan ve internetteki oyun sitelerine bağlanarak, oyunlar oynayan “dijital nesil” çocuklarımızı, başkalarının yanında, gurur duyarak “Amcası, teyzesi bak, oğlum ya da kızım ipad ile neler yapıyor?” demesi, çocuğun bilgisayarı - oyuncak gibi görüp- ona daha da bağlanması, elinden düşürmemesi demektir.

Özellikle okul öncesi çocukların ileriki yaşlarda laptop’ın başından kalkmayan, arkadaşlarıyla kolay iletişim kuramayan, sevgi ve dostluğu “sanal alemde” arayan ve kendini yalnız hisseden bireyler olacağını düşünüyorum.

Çocuklarımızı gelişen teknoloji ile tanıştırmamızın da belli bir yaşı ve zamanı olmalıdır. Bilgisayar başında geçireceği süre hafta içi ve hafta sonunda belli bir zaman dilimi, içerisinde olursa, daha doğrusu – onun gelişmesine olumsuz etki yapmadığı sürece - yararlı olduğunu biliyoruz.  Bu nedenle ilköğretim çağındaki çocuklarımızın bilgisayar başında ne yaptıklarını –belli etmeden- kontrol etmeli, onlar için yararlı oyunları seçerek bilgisayarına yüklemeliyiz.

Çocukların teknolojiyi “oyun” ile kolayca öğrendikleri bir gerçektir. Ama “bilgisayar”ın oyuncak olmadığı” da çocuklara – pozitif kelimelerle - öğretilmelidir. Özellikle okul öncesinde bilgisayarı “çocuk oyalansın” diye “oyuncak niyetine” kullanmasına izin verilmemeli.   Onun yerine onlara seviyelerine uygun zekâ geliştirici oyuncaklar almalı, birlikte oynamalı ve onlar için alacağımız kitapları okumalıyız.

Unutulmamalıdır ki, “bilgisayar oyuncak değildir”.

Sevgi  ve saygılarımla. 

 

Ali İhsan ÖZÇAKIR

MEB. Bakanlık Başmüfettişi (E)

e-mail: aliihsanozcakir@hotmail.com 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 172
Toplam yorum
: 75
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 4809
Kayıt tarihi
: 07.04.09
 
 

50 yıllık eğitimciyim. İngilizce öğretmenliği ve Bakanlık müfettişliği yaptım. Bunca yıllık eğiti..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster