Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Temmuz '11

 
Kategori
İnternet
Okunma Sayısı
381
 

Bilgiye erişmek

Bilgiye erişmek
 

ERİŞMEK yada ERİŞMEMEK ite bütün mesele bu!


Yaklaşık 20 yıldır Internet ile iç içeyiz. Bu 20 yılı dört bölüme ayırmak mümkün. Bunlar: Tanıma, öğrenme, kullanma ve faydalanma.

Sürecin ilk aşamasından beri içerisinde olan biri olarak, kendimi şanslı azınlıkta sayabilirim. Ama işlevlerin daha ortaya çıkmadığı yıllarda tanışmanın şanssızlık olarak değerlendirilmesi de mümkün.

90’lı yılların başlarında sadece belli (ODTÜ, İTÜ ve TÜBİTAK gibi) üniversitelerde bulunan erişim noktaları birkaç yıl içinde o üniversitelerin ellerindeki bağlantıları paylaşmaya başlamaları ile çoğalma gösterdi. İnternet öncesinde BBS denilen dial-up bağlantı ile erişilen sunucular mevcuttu. Bu sunucuların işleticileri üniversitelere ilk bağlananlar oldu. Böylece bir BBS kullanıcısı, önce BBS’e onun üzerinden de internete bağlanabiliyordu. (ilk mail adresimi bu yöntemle aldım) İşte o yıllarda internetin tek bir dili vardı. HTML denilen sayfada bulunan metinlerin (sonraları resimlerin de) düzenini sağlayan dosya formatı. Bu düzenleme işinde kullanılan kelimelere de HTML dili denilmekteydi. (Bu gün de geçerli) İşte ilk safhası olan TANIMA SÜRECİ bu şekilde yaşandı. 1995 yılına gelindiğinde artık üniversiteler, bir araya gelip, internet paylaşımından kendilerinin de faydalanması için tavır koymaya başladı. O yılın Kasım ayında ilk İnternet Konferansı Ankara’da yapıldı. Bu konferans, ÖĞRENME SÜRECİNİN başlangıcıdır.

Bizde daha 1. İnternet Konferansı yapıldığı sırada dünyada başka meseleler konuşulmaktaydı. Ağustos 95 tarihinde ABD’de Kaliforniya Üniversitesinde Kriptoloji Konferansı toplanıyordu. Yani, dünyanın iki farklı noktasında olmamıza rağmen iki konferansta da “iletişimin nasıl olacağını” tartışıyorduk. Biz, bilgiye nasıl ‘ERİŞİRİZ’ derken, ABD’de birileri bilgiye nasıl ‘ERİŞTİRMEYİZ’ in derdindeydi...

Bizler interneti oramıza buramıza bulaştırırken, kesinlikle fayda-zarar analizi içerisine girmedik. (Bu durum aynen devam ediyor) İletişimin ne işe yaradığını soranlara da: “Arkadaşlarımla konuşmak, çan-çan etmek” diyecek kadar basitleşmiş bir sosyal yapının üyeleriyiz. Bu mantıkla, internetin ne işe yaradığı sorulduğunda da: “Yeni arkadaşlar bulmaya yarar!” Diyeceğimiz açık seçik ortadadır.

Çok İLETİŞECEK, bol bilgisi olan insanlar olduğumuz için başka dillere karşı ilgimiz pek yok. O yüzden internet aktivitemizin çoğunu kendi ulusal devremizde sürdürüyoruz. Bu hizmeti veren Facebook gibi yabancı yazılımlar olmasa dışarı çıkacak bir baytlık bilgimiz de yok!

Ama 62 milyon telefon hattına sahip DENGESİNİ KAYBETMİŞ bir toplum olduğumuz gerçeğini de görmemiz gerekiyor.

Az kaldı. Abone sayısı nüfusumuzu aşınca EVCİL KEDİLERİN DE TELEFONU OLDUĞU TEZİM ispatlanmış olacak. Yürüyün millet, telefon bayilerine koşun birer hat daha alın. Kediler ile ilgili tezimi ispatlamam için bana destek olun!

Hep sevgi ile kalın.
Murat SEVGİ 

Yazı resimleri:
http://www.facebook.com/media/set/?set=a.227388942416.134790.679942416&type=1 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 369
Toplam yorum
: 214
Toplam mesaj
: 33
Ort. okunma sayısı
: 1065
Kayıt tarihi
: 10.07.08
 
 

1969 doğumlu. Tasarımcı, endüstriyel otomasyon sistemleri için yazılım geliştiriyor. Yüksek öğren..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster