Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Ağustos '15

 
Kategori
Bilim
Okunma Sayısı
914
 

Bilim bizim neyimize...

Bilim bizim neyimize...
 

Türkçe nin Diriliş Hareketi'nin fotoğrafı.
 
BİLİM BİZİM NEYİMİZE…
Bugün bir e-posta aldım. Okuyunca donakaldım. Kahroldum. Ağlamakla gülmek arasında uzun zaman bocaladım. Tam büyük mizah ustamız rahmetli Aziz Nesin’lik bir durum. Sonunda sizlerle paylaşmaya karar verdim. 
Durumu özet olarak bilgi ve duygularınıza sunuyorum.
 
Efendim, Doç.Dr. Neva Çiftçioğlu gerçek bir Türk hanımefendisi. Finlandiya’da doçentlik ünvanını alan ilk yabancı. Kendisi kireçlenmenin müsebbibi olan ve nanobakteri adı verilen mikrobu bulmuş. Bu buluşu nedeniyle dünyanın her yerinden davetler, ödüller almış. 2,5 yıldan beri NASA’da (Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi) çalışan ilk Türk bilimkadını. Önümüzdeki yıllarda da kalp ve böbrek hastalıklarının teşhisine ilişkin, patenti yüzlerce milyon dolar değerinde önemli bir buluşu açıklanacakmış. Buraya kadar çok güzel. Ama Türkiye onu tanımıyor, Türk yetkililerden aldığı tek bir tebrik bile olmamış. Bilim dünyasında ona “Türklüğünden vazgeç, daha çok parla” diye akıl verenlere o inatla “asla” demeye devam ediyor.
Türk olması büyük sorun olmuş. Finlandiya’da Türk olduğu hiç anılmamış. Vatandaşlık başvurusu bile yapmamış ama, onu hep Finli gibi tanıtmışlar dünyaya. Mesela NASA’ya gittiğinde, “NASA’ya giren ilk Finli” diye başlık atmış bir gazete. 1996 da başarılı bilim insanlarının bulunduğu bir törene çağrılmış ; bu törende Türk bayrağının altına gittiğinde onu oradan alıp Finlandiya bayrağının altına almışlar. Çok ağırına gitmiş bu…
1996 yılında Finlandiya Hükûmeti onu buluşunu bilim dünyasına açıklamak üzere ABD’ye göndermiş. New York’ta bulunan dünyanın dört büyük laboratuarından biri olan Cold Spring Harbor Laboratories’e gitmiş. Meğerse Amerikalılar da o dönemde aynı bakteriyi Mars gezegeninde bulmuşlar. Bunun üzerine birlikte Astrobiyoloji Enstitüsü’nü kurmuşlar. Bulduğu bakteriyle ilgili olarak ABD’de kurulan büyük bir firmanın da sahiplerinden biriymiş. Firmanın CEO’su “senin Türk olmandan yoruldum” diyerek kendisine ABD vatandaşlığına geçmesini önermiş. Yanıtı kısa ve öz : ASLA ! Ve ekliyor : Ben milliyetçi olduğumu bilmezdim, ama dışarıda kalınca insan ülkesinde kızdığı şeyleri bile özler hale geliyor…Şaşırıyorlar Amerikalılar. Sana hiç kimse sahip çıkmıyor, sen neden Türk olmakta ısrar ediyorsun ? diye soruyorlar kendisine.
 
Ankara Tıp Fakültesi’nde asistan iken doktorasını bitirmek üzereymiş. Astım hastalığı hakkında bir tez hazırlamış hocalarına sunmuş. Bölüm başkanı olan hocası tezi herkesin gözü önünde çöpe atmış. O çöpe atılan tezi birkaç yıl sonra tıp dünyasının üç büyük bilimsel dergisinden birinde yayınlanmış. Ankara ona doçentliğini vermediği için Finlandiya’da doçentlik ünvanı alan ilk yabancı olmuş.
 
Finlandiya’da bakteri çalışmaları yaparken Bilkent Üniversitesi Rektörü ve Genetik Bölümüne başvurarak “gelin bunu birlikte yapalım, patenti Türkiye’ye ait olsun” önerisini yapmış. Gelen yazılı yanıtta “siz galiba iş arıyorsunuz” deyip kabul etmemişler. Hacettepe Tıp Fakültesi de “bu bizi aşar” demiş. Hasrete dayanamayıp Türkiye’ye dönmüş ve Başkent Üniversitesi’nde çalışmaya başlamış. Kendisine mikrobiyoloji kliniğinde 9 ay boyunca dışkı tahlili yaptırmışlar. Sonunda Finlandiya’daki profesörü “sen orada ziyan oluyorsun” diyerek isyan etmiş ve Türkiye’ye onu almaya gelmiş.
 
Bana yurtdışında “Everest’in tepesine bayrak diken kadın” gözüyle bakıyorlar, ama bugüne kadar hiçbir Türk yetkilisinden tebrik almadım. Sadece bir kişi, nasıl oldu bilmiyorum, İskandinav Tıp Ödülünü kazandığım zaman, Ziraat Bankası eski Genel Müdürü bir tebrik kartı gönderdi ; halâ saklarım diyor bu değerli Türk Bilimkadını…
 
Yetişmiş beyin gücünün başka diyarlara göçmek zorunda bırakılmadığı, kendi yağımız, kendi şekerimiz ve kendi unumuz ile kendi helvamızı yapabileceğimiz özlediğimiz o Türkiye çooook uzaklarda olmasa gerek...(Vahap Balman)
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yani inanılacak gibi değil!

Kerim Korkut 
 24.08.2015 20:22
Cevap :
İşte öyle bilim adamlarımızın kıymetini bilmiyoruz.Selamlar.  25.08.2015 10:26
 

Yalnızca zeki olmak yetmiyor. Bilim yapacağınız ortam, sunulan olanaklar da önemli. Yoksa ülkemizde olduğu gibi zeka ve bilginizle başbaşa dışkı analizi yapmayı sürdürmeye zorlanırsınız. Bizde başarılı insanı kıskanırlar. Tembelliğe ve başkalarının başarısından nemelanmaya yatkın bir bünyemiz olmalı. Ünv.de araştırma görevlisi olan arkadaşım kendi hazırladığı tezin altına hocasının adı yazılmadan sunma şansının hiç olmadığını, tezini sunmaya giderken hocası olan doç. dr bilmem kimin çantasını taşıdığını anlatmıştı da içim acımıştı. Ünv.de araştırma görevllerine hazırlattıkları yabancı dildeki tezlerle yükselen sözde hocalar var. Neva Hn.ın NASA'ya giren ilk Finli olduğu doğrudur çinkü kendisine bilim yapma olanağı sunan ülkeyi temsil etmek durumundadır bana göre. Buradas kuru milliyetçiliğik yaparak ucuz kahramanlık yapmaya gerek yok. Zeka ve çalışkanlığı genlerinden geliyor olabilir ancak milliyetinden değil. İnsan üzülüyor ve kızıyor. Aklına başına devşirsin bence. Saygılar.

Güz Özlemi 
 13.08.2015 20:46
Cevap :
Sayın Güz Özlemi,benim de canımın içi ABD'de 13 yıl kaldı.Doktora üstü çalışmasını Emaite 'de yaptı.Türkiye'de bir özel üniversitede yardımcı doçent olarak göreve başladı.Doçentlik sınavında,ODTÜ'den bir öğretim üyesi,bilimsel çalışmalarını doçentlik üstü olarak görürken,diğer jüri üyeleri konuyu anlamadıkları için doçentlik için yeterli görmediler;bir gecikmeyle doçent oldu. Alanında yetkin olmayanlar başkalarını kıskanır.Bunlar,kendine güveni olmayan insanlardır.Bu durum,üniversitelerde daha yaygın.Bir de "bilim bizim neyimize" yandaş ,dindar,sözde milliyetçi olmak varken...Selam ve saygılarımla.  14.08.2015 13:49
 

Kafası çalışan kadını sevmezler buralarda! Kadın yemek yapacak, evi temizleyecek, kocasını mutlu edecek, üç beş çocuk doğuracak; dayak yedi mi de sesini çıkarmayacak, "Kocamdır, dövecek tabii." diyecek!! Kadının okuması hele hele böyle buluşlar yapması da ne ola ki! Mutfakta tencere tavanın düzenini tasarlasa yeter!! Ben derim ki Neva Hn vatanseverliğini, ülke sevgisini içinde yaşasın; ama ona kim değer veriyorsa ona sarılsın. Bu ülkenin 75 milyon sahibinden biri sadece o. Tek sahibiymiş gibi hayaller kurup da üzmesin kendini. Gözü perdeli aklı tutuklar yüzünden yüzyılın felaketini yaşıyoruz ya!! Sabır ve selametle.

Ata Kemal Şahin 
 13.08.2015 8:26
Cevap :
Ata Kemal Bey,konu kadın açısından değerlendirildiğinde yorumunuza içtenlikle katılıyorum.Kadının adının bile olmadığı bir toplumda,kadının neyine bilim adamı olmak,sesini dünyaya duyurmak.Kadın,kadınlığını bilmeli!Elinin hamuruyla böylesine bilimsel konulara girmemeli!Selam ve saygılarımla.  13.08.2015 13:17
 

HoCam, dikkat ederseniz blog bile tahsil cehaleti alir sadece ekolunun uyelerinin varligi ile dolu.Ulkenin yansimasi seklinde dusunursek mb'yi eh nomal yani !

Newyorker 
 12.08.2015 20:27
Cevap :
İlginize ve katkınıza teşekkür eder;selam ve sevgilerimi iletirim.  13.08.2015 13:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 293
Toplam yorum
: 1088
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 1538
Kayıt tarihi
: 04.12.12
 
 

Hüseyin BAŞDOĞAN, 1942'de Malatya- Arapgir'de doğdu.Arapgir Ortaokulunu, Diyarbakır Öğretmen Okul..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster