Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Şubat '12

 
Kategori
Bilim
Okunma Sayısı
197
 

Bilim ve zafer

Bilim ve zafer
 

Gökyüzünün Derinliklerindeki Kontrol


Bilim deyince niçin başım göklere çevriliyor, bilmiyorum... Belki insanın çağlar boyunca sürmüş uçma özlemi bu ilginin nedeni. Günümüzde de yukarıların önemi sürüyor. Uçaklar insanları ve yükleri, bazen de bombaları taşıyor. Uydular tüm dünyanın aynı odadaymış gibi haberleşmesini, herhangi bir yeri havadan gözetleyebilmesini sağlıyor.

Gelişmelerin üretim teknolojilerine uygulanması kaynakların daha hızlı elde edilip dönüştürülerek kullanıma sunulmasını getiriyor.

BİLİM VE ZAFER

Teknik bir alanda çalışmama karşın benim de bu konuya ilgim pek sınırlı  kalmış. Teknolojik gelişmeleri iyi kötü öğrendiğim, bazı yenilikleri  kullandığım halde bilimde neler olup bittiğini yakından izleyememişim.

Bilimle ilk tanışmam TÜBİTAK'ın Bilim ve Teknik dergisiyle olmuştu.

Türkiye'de bilim deyince akla TÜBİTAK'ın gelmesi normal. Sonra üniversiteler  olabilir. Elbette başka kurumlar da düşünülebilir ama temelde bu ikisinin belirleyici olduğu söylenebilir. Başbakanlık, Devlet Planlama Teşkilatı, Milli Eğitim Bakanlığı, Yüksek Öğretim Kurulu gibi kurumların da yönlendirici bir etkisi olmalı.

TÜBİTAK çalışmaları A.Ö. ve A.S. diye iki döneme ayrılabilir mi? Birincisi Avrupa Birliği Programları'ndan ya da Araştırma Geliştirme (AR-GE) Çalışmaları'ndan önce, diğeri de bu çalışmalardan sonra diye okunabilir.

Eskiden dünyadan ve insanlardan kopuk olarak kendini araştırmalara adamış bir  bilim insanı düşünülürdü. Bağımsız olarak çalışıp önemli buluşlara imza atan  ünlüler! Günümüzde bilim adamlarından çok araştırma merkezlerinin belirleyici olduğu söyleniyor. Bazı kişilerin adlarının öne çıkması o konudaki çalışmaları tümüyle onların yürütüp sonuçlandırdığı anlamına gelmiyor. Elbette önceki buluşların da tek kişinin sayılabilmesi olanaksız. Her yeni gelişme, önceki çalışmaların sonuçları ve birçok araştırmacının katkısıyla belirli bir aşamada ortaya çıkıyor. Belirli adların öne çıkması her zaman katkılarıyla
orantılı olmuyor.

Son dönemde elektronik ve yazılım alanlarında temel kuralların hızlı bir değişim geçirdiğini, bir anlamda yeniden yazıldığını görüyoruz. Elektronikte mikroişlemcilerin günlük yaşamda yaygınlaşmasıyla başlayan süreç bu konudaki araştırmaları da hızlandırarak nanoteknolojilere varan yolu açıyor. Kullanıcıların yapısında neler olduğunu merak etmediği bilgisayarların, cep telefonlarının ve birçok benzer aygıtın içinde sürekli küçülen işlemciler,
devre elemanları yer alıyor. Bu teknolojilerin yolunu açabilmek için önemli kaynaklar ayrılarak sürekli araştırmalar yapılıyor. Yazılım uygulamaları  yaygınlaşıyor.

Bilim deyince akla ilk gelen doğayla ilgili alanlar oluyor. Toplum bilimleri daha sonra geliyor ve gördükleri ilgi, yaygınlıkları, aldıkları destek daha az. Bu yalnızca Türkiye'ye özgü bir durum değil. Örneğin Avrupa Birliği araştırma desteklerinde de bu alanda ayrılan pay daha düşük. Sanırım bunun geçerli bir nedeni var. Doğaya egemen olmak tüm gelişmelere karşın henüz
insanın öncelikli sorunu olmaktan çıkmadı. Bu yüzden doğanın tanınması ve kontrolü hep öncelikli olarak kaldı. Ama uygarlıkların gelişmesine bağlı olarak toplum ve insanla ilgili konular da karmaşıklaştığı için bu alanların önemi de sürekli arttı.

Bilim, teknolojinin itici gücüdür. Teknoloji, ekonomik gelişmenin kaynağıdır. Sağlıklı bir ekonomi, insanların mutluluğunun ön koşuludur. İnsanların mutluluğu, kendisini insan olarak görenler için temel amaç olmalıdır.

Peki ama hangi insanların mutluluğu?

İşte kritik yol ayrımı burada başlayıp bitiyor. Gelişmiş batı ülkelerinde
yaşayanların mı, onların çevresinde yer alıp ekonomik sistemlerinin bir
parçası olanların mı, geçmiş deneyimlerinden sonra yeniden dünya üzerinde
etkin bir güç olma yolunda ilerleyen Doğu Avrupa ve Asya'daki güçlerin mi,
gücü ve kaynakları sınırlı yoksul Afrika ülkelerinin mi? Kimin mutluluğu?

Batı ülkeleri için sorunun yanıtı basit olabilir. Onlar yüzyıllarca okuyup
araştırarak öğrenmiş, dünyayı ve gelişmemiş toplulukları daha iyi kontrol
edebilecek bilimsel güce ulaşmışlardır. Bu yüzden kaynakların nasıl
kullanılacağına karar vermek onların hakkıdır. Bir seçim yapmak gerektiğinde
kendi çıkarlarını önde tutmalarından doğal ne olabilir?

Ama dünya geneline bakınca konu karmaşıklaşıyor. Bilimle ilgili kaynakları
sonuçta ülke yönetimleri planlıyor ve sağlıyor. Bilimde söz sahibi ülkelerin
hem ekonomileri, hem de askeri durumları sağlam olduğu için genel doğrultuyu
onların istekleri belirliyor. Böyle olunca da en büyük paylar, güçlü
olanların gücünün korunması için hep savunma bütçelerine ayrılıyor. Yeryüzü
de daha güvenli, insanların mutlu olduğu bir yer oluyor. Oluyor mu acaba?

Sıradan bir dünya vatandaşı olarak dışarıdan bakıyorum. Soğuk savaş
sonrasında savunma harcamaları bir dönem biraz azalır gibi oluyor. Sonra
yükselme eğilimi sürüyor. Gelişmiş ülkeleri yoksulların barbarlıklarına karşı
koruyabilmek için gözleme, bilgi iletme, değerlendirme ve karşı etkinlik
yürütme aşamalarında ileri bir bilimsel altyapıyla güvenlikte teknoloji
kullanma eğilimi artıyor. Dünyanın çevresinde dönüp durarak haberleşmemizi,
televizyon yayınlarını izlememizi, hava durumunu öğrenmemizi sağlayan
uyduların bir bölümü gerekirse saldırıya da destek verecek bir savunma
sistemi için yörüngede kalıyor. Aslında birçok bilimsel gelişmenin arkasında
savunmayla ilgili nedenler bulunabiliyor.

Savunmadan sonraki itici gücün tüketim olduğunu söylemek abartılı mı olur
acaba? Artan isteklere bağlı olarak ürün sunabilmek için daha kısa sürede daha
iyi sonuç getirecek yöntemler araştırılıyor.

Avrupa Birliği 7. Çerçeve Programı'ndaki alanlar gösterilen ilginin bir ölçüsü
olarak değerlendirilebilir. Sağlık; Gıda, Tarım ve Biyoteknoloji; Bilgi ve
İletişim Teknolojileri; Nanoteknoloji; Enerji; Çevre, İklim değişikliği;
Taşımacılık; Sosyoekonomik ve Beşeri Bilimler; Güvenlik ve Uzay... (1)

Eskiden postayla gelen özet dergilerinde taradığımız bilimsel yazı bilgilerine
İnternet üzerinden ulaşılabilmesi (2) de genel eğilimle ilgili kolayca bilgi
alınabilmesini sağlıyor. Listede 3751 dergi yer alıyor. Tarım, mühendislik,
fizik gibi alanların yanında bilgisayar ve malzeme bilimlerindeki çeşitlenme
dikkat çekiyor.

Belki de bilimde olup bitenlerde özünde bir değişiklik yok.

Kaynağı sağlayan ülkelerin ekonomik ve askeri üstünlük sağlaması için
teknoloji geliştirilmesine destek vermek, arta kalan paylarla ve gönüllü
çabalarla da diğer konulara el atmak...

Bilimde güçlü olan için zaferin yolu açılıyor.

1. http://www.fp7.org.tr/home.do?ot=1&sid=3200, Erişim: 27.04.2008
2. http://www.isinet.com/cgi-bin/jrnlst/jlsubcatg.cgi?PC=K, Erişim: 27.04.2008


 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 72
Toplam yorum
: 18
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 244
Kayıt tarihi
: 08.01.12
 
 

1958 doğumlu. Mühendislik eğitimi aldı. Teknik alanda çalışırken kültürel konulara ilgisini sürdü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster