Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Mart '20

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
85
 

Bilime İman!

BİLİM DİNİ: COMTE’UN İNSALIK DİNİ ÜTOPYASI

Auguste Comte’un dünyaya geldiği 18’nci ve bilhassa 19’ncu yüzyıl Avrupası, tarihsel anlamda büyük buluşlara imza atılan bir çağı betimlemektedir. İngiltere’de baş gösteren Sanayi Devrimi, tarımda makineleşme süreci ile yalnızca ekonomik alanda değil, siyasi, sosyal, politik, düşünsel, vs. gibi her alanda büyük değişiklikler meydana getirmiştir. Kıta Avrupası’nda özellikle tekstil alanında yaşanan devrim bütün Avrupa’ya yayılmış, bu devrimi Edison’un ampulü keşfi, Tesla’nın elektrik akımı üzerine çalışmaları, Pasteur’un kuduz aşısı, Darwin’in evrim teorisi ve seçilim kuramı gibi buluşlar takip etmiştir. Francis Bacon’a dayanan “bilgi kuvvettir” nosyonu bütün çevrelerce benimsenen bir ideoloji halini alarak, bilim hakikat, ilerleme ve verim ile özdeşleşen bir yapı kazanmıştır. Dönemin Fransız dini önderleri, endüstrileşmenin yarattığı manevi tatminsizliği gidermeye çalışmış, Katolikliğin geleneklerini devam ettirmekte ısrar etmişlerse de başarılı olamamışlardır.

Comte da Katolik engizisyonunun tarihsel gücünün kırıldığı, bilim adına devrim niteliğinde keşiflerin yapıldığı bu dönemde (1798) dünyaya gelmiştir. Annesi Rosalie (Boyer) Comte, ancien regime taraftarı, kralcı ve koyu bir Katoliktir. Auguste Comte vaftiz edildiği sırada annesi tarafından kendisine, Katolikliğin üç büyük azizi olan “Isidore”, “Auguste” ve “François Xavier” isimleri verilmiştir. Bu sebepledir ki, daha 13 yaşında iken bilime büyük bir hayranlık duyan Comte, kendisinin doğaüstü olarak tabir ettiği (ailesi tarafından aşılanan Katoliklik, etik, din ahlakı, vs. gibi) her kavrama savaş açmıştır. Öznel anlamda manevi bir inkardan sonra dikkatini topluma çeviren Comte, Katolikliğin toplumu bir arada tutacak (unity) tutkal vazifesini artık ifa edemediğini tespit etmiştir. Comte’a göre Orta Çağın temel özelliği, toplumun Katolik Kilisesi-Engizisyon tarafından idamesi idi. Bu düşünce şekli ise, Comte’un askeri toplum olarak tanımladığı toplumlarda, yüce din için savaşan muhariplere atfedilen değerlerde kendisini yeniden üretmekteydi. Fakat 19’ncu yüzyıl, Aydınlanma Çağı’nın doruk noktasına ulaştığı, dinin kamusal alandan tamamı ile çekilmesi ile sonuçlanan yeni bir çağı işaret etmekte idi. Comte’a göre ise, genelde Hristiyanlık özelde ise Katoliklik, bu çağın ihtiyaçlarına cevap verememekte idi. Dolayısıyla Comte, devrim sonrası Fransa’nın anarşik durumunu düzeltecek, içtimai buhranlara acil çözümler üretecek, bütün insanlığı bilahare tek bir seküler çatı altında toplayabilecek bir dine ihtiyaç olduğu kanaatine varmıştır.

Üç Hal Kanunu ile pozitif hale evrilen toplumlar, Comte’a göre İnsanlık Dini’ne geçiş için gerekli aşamaları tamamlamış olanlardır. Bu süreçten sonra, özelde bireyler ve genelde ise toplumlar, İnsanlık Dini’ne geçerek hakiki mutluluğu tadacaktır. Felsefi manada iyilik ve mutluluk gibi görelilik taşıyan normatif kavramlar, Comte’un Pozitif İlmihal’inde sıkça kullanılmaktadır. İnsanlığın, bilimin hükmetme gücü ile elde edeceği mutluluk ve iyilik, Hristiyanlığın yaratılış mitosu olan günah öğretisini dışlayan bir tutumu ifade eder. İnsanın doğuştan günahkâr olduğu fikri, pozitif felsefenin iyimserlik ontolojisi ile bertaraf edilir. İyimserlik, insanlığın sürekli olarak ileriye giden düşünsel gelişiminin kaçınılmaz bir sonucudur. İnsanlık Dini, ahlaki bir misyonu içerisinde barındırır. Bu din, insanoğlunun tüm mantıksal ve bilimsel anlayışları arasında gerçek ve kalıcı bir ahlak kurmaya çalışmak için tasarlanmış bir felsefedir. İnsanlık Dini’nin sosyal amacı, toplumun mutluluğu için gerekli düzeni sağlamak ve toplumsal dayanışmayı teşvik etmektedir. Comte’un da pozitif felsefeyi kurgulamasındaki amaç, kendisinden önceki bütün dünya görüşlerinin negatif/yıkıcı olduğu, dolayısıyla yeni, yapıcı, pozitif bir muhayyileye ihtiyaç olduğudur. Pozitivist inşanın amacı, yalnızca ahlaki reformun, entelektüel reformun başlangıcı olduğu manevi bir dönüşüm sağlamaktır. Ana gaye, toplumun yeniden düzenlenmesi, onun zihinsel ve ahlaki anarşisinin sona erdirilmesidir. Comte’a göre ise bu, tasavvufsuz bir din ile, kendinden önceki yıkıcı felsefelerden farklı olarak metafizik ve teolojik dogmalara düşmeyecek bir anlayışla gerçekleşecektir. “İnsanlık”, metafiziki bir terimi ifade etse de Comte’a göre olgusal ve sosyal bir varlıktır. Toplumun entelektüel ve ahlaki ihtiyaçlarını karşılamak için bilim insanının üstünlüğü ile ilahiyatçının sosyal yeteneğini birleştiren Comte, bu fikirleri ile muhafazakâr bir sosyokratı temsil eder.

Comte’a göre İnsanlık Dini, evrimsel sürecin son merhalesi ve nihai durağıdır. Dolayısıyla, var olagelen bütün dinler, İnsanlık Dini’ne giden sürecin yalnızca parçaları, büyük bir oluşumun gereği olan küçük basamaklardır. Comte’un, İnsanlık Dini’ni kurgularken öncelikli hedefi geleneksel tanrı veya yaratıcı fikrinden kurtulmaktır. Fakat Comte, tanrısız bir dinin, manevi ihtiyaçlara karşılık veremeyeceği ve zemininin boş kalacağını fark ederek, tanrı yerine ikame edebileceği bir kült aramıştır. Bu kült, insan ırkına dayanan, din, dil, ırk, vs. gözetmeksizin dünya üzerinde yaşayan bütün insanoğlunu kapsayan “İnsanlık” kültüdür. Comte “İnsanlık” kavramı ile, Aydınlanma Çağı’nın yarattığı hümanist ontolojik ve ilmi-ideolojik iklime paralel bir konsept formüle etmiş, “dogmatik” değer içermeyen, herkes tarafından kolayca idrak edilebilecek bu kült ile çağın ruhuna (Zeitgeist) verimli bir şekilde nüfuz etmiştir. Bir anlamda metafiziki bir kozmolojiyi, materyalist zemine oturtmaya çalışmıştır. Comte’un formüle ettiği İnsanlık kavramı, yalnızca pozitif felsefenin araştırma konusu olan büyük vücudu temsil etmemekte, aynı zamanda sürekli olarak tapınılması gereken bir olgusal gerçekliği ifade etmektedir.

“Pozitif dinin en önemli ibadeti, tanrıya değil bilime tapmaktır.”

Toplumun tanrısı ise bizatihi bütün toplumların üzerinde olan ve onları kapsayan “İnsanlık”tır. İnsanlığı sevmek ve tapmak başlıca düsturdur. “Pozitivizm, insanlık kültünün kurulmasıyla, yalnızca bir felsefe değil aynı zamanda bir din haline geldiğinde, pozitif kelimesi en üstün tinsel niteliği, yani tüm diğerlerinin özetlendiği bir niteliği belirtecektir; ötekiyi sevmek”. Comte, Katolikliğin baba-oğlu-kutsal ruh üçlemesine karşı insanlık-gök-dünya üçlemesini koymuştur.

Günümüze bakıldığında Comte’un formüle ettiği ve İnsanlık Dini adını verdiği tanrısız, seküler, -bir oranda agnostik- hümanist bilim dini başarısız olmuş ve etkili taraftar kitlesi bulamamıştır. Fakat bilimsel bir epistemoloji olarak beş duyu organına ve olgulara dayanan pozitif felsefe veya pozitivizm, Anglosakson ve Avrupa sosyal bilimleri için hala önemli bir yer işgal etmektedir.

Erhan Salman, ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 20
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 853
Kayıt tarihi
: 11.03.20
 
 

Sosyolog ve Araştırmacı-Yazar İnsanoğlunun aydınlanma serüvenine naçizane bir destekte bulunmay..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster