Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Temmuz '17

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
49
 

Bilimsel yaşama kişisel mihrap

Bilimsel yaşama kişisel mihrap
 

Kendi gerçekliğimi makro evrensel gerçekliğe uyumlu kılma çabalarım hayatıma bir anlam ve Tanrı’nın sofrasına oturmak gibi tatlı anlar kazandırmaktadır. Benim asıl bilgelik yolum evrensel gerçekliği bile eleştirebilme ve aşma düzeyine ulaşmaktır. Yani aslında yolun sonu yoktur; esas olan, niyet edilen yere niyete uygun yön ve adımla ilerleme gayretidir.
 
Geleceği ön yargılı bir beklenti ve geçmişi ayaklarıma dolanan paslı bir zincir gibi taşımam yüzünden hayalime toslayan gerçeklerin acı verdiğini fark ediyorum. Her şeyden önce, toplumsal ve kişisel bilinç kilitlerimi kırarak, bilimsel verilerin izin verdiği ölçüde algılayabildiğim evrensel gerçekliğin ışığında kendi bilincimi ön yargılarımdan ve kişisel tutkularımdan arındırmış olmalıyım; böylece ne olduğumu ve olmadığımı ancak görebilirim.
 
Dünya, Güneş, Samanyolu ve diğer galaksiler arasında yok oluşla yenilenen nasıl uyumlu bir varoluş hareketi varsa, bir avuç toprak, bir böcek ve bir çiçek ile benim aramda da benzer uyumda bir devinim olduğu artık anlaşılabilir bir şey. Yani benim gerçekliğimin somut hâlleri evrensel gerçekliğin bir ürünü ve bağlantısıdır. Benim varlığım, galaksilerin uyumlu hareketlerine, güneşin ışığına, dünyanın suyuna, taşına, toprağına, otuna, böceğine ve hatta mikrobuna kadar bağımlıdır. Şimdi ben görüyorum ki bu bağımlılıktan kurtulma adına yaptıklarımın sonuçları evrensel gerçekliğin hâlleri arasındaki uyumu bozma potansiyeli taşıyor. Evrensel gerçekliğin efendisi olmaya çalışırken varoluşumu besleyen kökleri kurutmaktayım. Yerin dibinde dolaşabiliyorum, göklere merdiven dayayabiliyorum, derin denizlerde boğulmadan dolaşabiliyorum ve hastalık nedeni olabilecek genlerimi neredeyse doğumumdan önce temizleyebiliyorum; ancak bunların hepsi boşunadır; ta ki varoluşumuzun bir avuç toprağa ve bir meşe palamuduna; bir avuç toprak, bir meşe palamudu ve biraz temiz suya; bir meşenin altında yeşil çimenlerle büyüyen kuzuya; içinde böceklerin, kuşların ve kurtların yaşadığı bir ormana; balıklı bir ırmak ve göle; VE sonunda canlı dünyasının ozon tabakası yeterli bir atmosfere bağımlı olduğunu mezarımızda bile hatırlayıncaya kadar uygar sayılmayız...
***
Aslında hayatı yaşamak öyle sandığım gibi ne çok zor ne de harika bir şey; sadece ne olduğumu ve ne olmak istediğimi bilmek ve hatırlamaktan ibaret. Ancak şunu asla unutmadan yaşamalı insan; yarım yamalak bilmek ve hatırlamak en berbat yaşam biçimidir…
 
Yaşamanın hakkını vermek hayatın içinden geçerken bilinçli bir seçim yapmak kadardır: Seçim benimse yaşanan da benimdir; seçimi olmayanlar boyunlarında kaderin tasmasıyla yürüyen ölülerdir.
 
Muharrem Soyek
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hiç yorum yapılmamış, bu derin felsefe yazısına yorum yapabilmek için bilge olmak gerek...

Kerim Korkut 
 04.11.2017 11:20
Cevap :
Sende o bilgelikten var iyi ki. Hepten de yorumsuz kalacaktım.  05.11.2017 15:16
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 375
Toplam yorum
: 2806
Toplam mesaj
: 236
Ort. okunma sayısı
: 1562
Kayıt tarihi
: 04.08.08
 
 

Parasız yatılı Darüşşafaka Özel Lisesi'nde iki yılı hazırlık sınıfı olmak üzere yedi buçuk yıl ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster