Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ocak '10

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
962
 

Bilin bakalım neredeyim ben?

Bilin bakalım  neredeyim ben?
 

Kaz dağlarında bir kara kızım şimdi...


Sevgili MB dostlarıma,
Kaz dağlarının bir yamacı Edremit körfezine bakar. En bilinen, tanınan, allanan pullanan, turizme açılmış yüzü bu yüzdür. Bir yüzü de buraya .Kara Menderes çağıl çağıl çağıldayarak doğar Kaz dağlarının bu az bilinen yüzündeki vahşi , dik, sarp yamaçlardan . Ayazma derler oraya eskilerden beri. Mitolojiye göre ilk güzellik yarışmalarının yapıldığı yerdir. Hala her yıl Ayazmada yapılan festival ve yarışmalarla kutlanmaya, yaşatılmaya devam eder efsanevi güzellik yarışmaları.

Kırk yıl düşünsem bir yılbaşını efsanevi Kaz Dağlarında geçireceğimi düşünmezdim doğrusu. Ama oldu işte ! Ve ben İkibinon’a kendimi İda Dağlarının Karakızıı gibi hissederek girdim.

En güzel peynirlerin ve zeytinlerin, zeytinyağlarının kraliyeti bu yöre aynı zamanda.Zeytinyağı ile güzellik arasında bir illiyet olmalı mutlaka.Bu durumda seneye beni zor tanıyacaksınız demektir !

Yeni evimin bahçesinde bile zeytin ağaçları var. Sokağımda da… Her dem yeşiller. Ah......"Önde zeytin ağaçları arkasında yar...seni karakaplı kitap gibi kalbime saplamışlar..." gel de söyleme şimdi! Yar eşlik etmese de ulu çamlar eşlik ediyor zeytin ağaçlarına . Ve şu anda kıvrım kıvrım oryantalist kuru dallarıyla elma ağaçları…Mübarekler Van Gogh tablolarından fırlamış gibiler büklüm büklüm dalları ile. Baharda çiçeğe kestikleri zaman görmeli bir de onları ! Elması şahane bu yörenin. Kütür kütür ve ince kabuklu. Amasya elmasının damağımdaki tahtını çoktan salladı bile.

Üstelik bir görüşte aşık olup, hiç unutmadığım canım Bozcaada’mın iskelesine de sadece 40 km uzaklıkta burası…Henüz gitmedim ama...Yazın oralara post sermeli mutlaka.

Ayazmanın, Habbelanın, Akvaryum koylarının tadını çıkarmalı. Ve dahi ince parmağım kalınlığındaki zeytinyağlı yaprak sarmalarınının, asma yapraklı omletlerin... koruk suyuyla pişirilmiş bamyaların, şeftali şuruplu dondurmaların. Tabii ki Korelideki kağıtta sardalya , levrek buğulamaları da unutmamalı ! Ve her daim esen poyrazın olgunlaştırdığı üzümlerle yapılan şarapları...

Arabalı vapurlar karşılıklı vızır vızır işliyor. Ve rengarenk kocamaaan şilepler. Allı yeşilli takalar da cabası üstelik. Hava ayaz mı ayaz. Büyülenmiş gibi kahvedeki boydan boya camlı pencerelerin arkasına kuruluyorum. Tavşan kanı çayların biri gidiyor diğeri geliyor.Buralarda hiç dinmeyen poyraz kaç şiddetinde esiyor acaba şimdi? Dalgalar önümde uzanan yolu aşıp, camları yalıyor.Bulunduğum noktada deniz doldurulmamış hiç. O nedenle olmalı ki ben içindeyim sanki denizin .Ve trans halindeyim . Tam karşımdaki kıyıda kocaman DUR YOLCU !.......diye başlayan yazı.

Zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorum. İlçeme dönüş saati gelmiş ama ben doyamıyorum boğaza ve boğazın kentine. En yakın zamanda yine... yine ve yine gelmeliyim…

Benjamin Button’un kız şubesiyim mübarek. Millet yaşlandıkça oturaklaşır, yerleşik hayat yaşamaya , evlenmeye (hanelenmeye yani) barklanmaya başlar. Bende de tam tersine işliyor yaşam. Bilmem kaç yaşından sonra(söyler miyim hiç)20 , 30 senelik yerleşik yaşamları bırak, sen düş yollara. Çalıkuşu Feride mübarek ! Yok Uşak bozkırları, yok Kaz dağlarının etekleri. Haşhaş tarlalarından sonra zeytinlikler…müthiş enerjik ve pozitif hissediyorum kendimi. Yörenin sıcak kanlı, neşeli, açık görüşlü insanının ışığı sinmiş olmalı üstüme. Bir haftada 1000 km den fazla yol yapıp, koca evi tek başıma taşıyıp yerleştirdim de... Bana mısın demedim valla !

Yepyeni yöreleri ve o yöreğlerin insanını tanımanın keşfetmenin heyecanı mı, bilinmeyen yaşamlara yelken açmanın getirdiği merak ve dinamizm mi…? Kıpır kıpır içim . Kış gününde erken çiçek açmış badem ağaçları gibiyim sanki. Na’palım ana-kadın olmak kolay değil işte. Ancak büyüttük çoluk çocuğu. Hem çocuk , hem kariyer yapmak da pek o kadar da kolay değil yani...

Bilir misiniz ki o gurbet günlerimin zor günlerini nasıl atlattım ben ? Yani o ilk çalıkuşuluk dönemimi...Dört yıla yakın süren Uşak günlerini ...Doğduğum, büyüdüğüm, ailemle, köklerimle varolduğum memleketimden, sılamdan ayrı düştüğüm bi başıma olduğum o günleri...Yazarak ve paylaşarak...

O günlerimden geriye 185 adet yazı, bir sürü birbirinden güzel insan ve birlikte oluşturulan anılar, evren varoldukça varolacak dostluklar kaldı.

İşte böyle sevgili MB dostlarım… Buralardan uzak kaldığım zaman içinde yine izlemeye devam ettim sizleri yazılarınızla . Telefonları , mesajları ile hiç yalnız bırakmadı dostlar beni. Tam 30 tane birikmiş mesaj var şuan kutumda. Onları birer birer cevaplayarak yayına vereceğim elbette. İzmirdeki dostlarla sık sık görüşmeye devam ettik. Kimi Karşıyaka da, kimi Güzelbahçe, kimi Urla sahillerinde. Ne zaman arasam iki etmediler davetimi.2009 sinema sezonunun altını üstüne getirdik derinmavi arkadaşımla mesela .Ya İstanbullu dostlarım Semoşumla ve Cansınımla yaptığımız boğaz ve ada sefaları hiç unutulabilir mi ? Siz hiç Burgaz adaya gittiniz mi ? Ve Burgazda Kalpazankaya’da güneşin batışını izlediniz mi mesela? Ama ille de dostlarla...

Peki bilin bakalım şimdi ben neredeyim sevgili dostlarım? Ve hangi yağmur gözlü MB’li dostun memleketindeyim ?

Artık veda zamanı geldi. Mutlaka yine Kaz dağlarından, Bozcaada'dan, Boğazdan, Troya'dan, Babakale'den, Assos'tan yine yazarım.

Beni evrim şiiri ile sobeleyerek yeniden yazmaya zorlayan sevgili dost Mehmet Sağlam'ı

Dayanılmaz ısrarları ile (!) hayatımdan bezdirmek sureti ile tekrar yazmaya sevkeden, her akşam blogdan verdiği taze haberleri ile beni hep aranızda yaşatan derinmavi Ufuk arkadaşımı,

Telefonlar ve mesajlarla arayarak beni unutmayan tüm dostlarımı

Ve hepinizi sevgi ve hasretle yeniden selamlıyorum...

19.Ocak.2009-Kaz Dağlarında bir yer'den...

Oyun kaldığı yerden devam ediyor!.

SOBEEEE!!!

Kimi mi sobeledim ?

Tabii ki SEMA ŞENER !

O da yok ne vakittir ortalıklarda, bakalım kime yazacak mektubunu?

derinmavi.. bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hoş geldin seni ve yazılarını tekrar görmek, yaydığın pozitif enerjiyi taa oralardan hissetmek ne güzel. Sevgilerimle...

Özlem Akaydın 
 23.01.2010 20:11
Cevap :
Canım Özlemcim, gezmekten yanıtlamaya ancak fırsat bulabildim. Affet beni. Şimdilik çok seyrek de olsa burada yazmak ve sizlerin ,senin sesini duymak, sesimi duyduğunuzu ,yalnız olmadığımı hissetmek ne güzel. seni ve oğluşunu sevgiyle öpüyorum canım  02.02.2010 18:58
 

insanın aklına olmaz şeyler düşürürsün...Mesela kuş olsam dedirttin bana... Nereye gitsen güzelleştirirsin sen... Çok güzel görünüyorsun Neşem...sevgilerimle

güzaltı 
 21.01.2010 15:54
Cevap :
Ahh... kimler gelmiş böyle sayfama...Biliyo musun güzüm, geçenlerde sanırım Reha Muhtar'dı, senin "aşk ,sevişmenin sabahında kanıtlanır " yazını aşırmış! "Kahvaltı Kadınları" gibi bi başlıktı sanırım. Gördün mü sende ? En büyük aşk ve de hüzün yazarı sensin ! Bana ne! Semoşla birlikte gelsenize havalar ılıyınca. Size ne sürprizleri var , bi bilsen! Sevgiyle öptüm seni  22.01.2010 19:35
 

Gezmek görmek ve yeni insanlar keşfetmek benimde hayat biçimim şeklinde bu sene bahar aylarında Kuze Ege turunda Kaz Dağlarındaydım...insan büyüsüne kapılıyor ..gezdiğim yerleri anlatmak paylaş daha da güzelleştirdiğine inanlardanım sizde bu yazınızda bunu yapmışsınız elinize sağlık...selamlar

B Gelincik 
 21.01.2010 13:48
Cevap :
Sevgili B.Gelincik, ziyaretiniz, beğenileriniz ,yorumunuz için öncelikle teşekkür ederim. Sayfanızı ziyaret edip göz gezdirdim ben de. Siuzin de gezmeyi ne kadar sevdiğiniz ve bu eylemi nasıl bilinç ve sevgei ile yaptığınızı gördüm. Kültür turizmi yazılarını okudum,hayran oldum. Nice güzel, bol enerjili, unutamıyacağınız geziler diliyorum size . benim ki hem ziyaret hem ticaret. İşim sebebi ile uzunca bir süre buralarda yaşıyacağım. Kuzey Ege'yi siz de seviyorsunuz anladığıma göre, beklerim:)) Sevgi ve aydınlıkla...  22.01.2010 19:31
 

Arkadaşımmmm, olur tabi kiiii. Sobe hakkı senin, ben nasılsa yağmur zamanını sobelerim; belki Sema 'ya sobeletiriz:) İşte bu kadar da şeffafız değil mi:) Yaramazlığa ascık ara veriyorum, sen sobeleyeceğim derken sobelediğim Cansın Hanım (Erol) müthiş bi mektup yazmış, hemen onunla ilgilenmeliyim. Çekmece dedoşumla sonra alâkadar olacağım:))))))))))) Kocamnnnn sevgiler, en bi mavilerle.

derinmavi.. 
 21.01.2010 12:22
Cevap :
Nasıl olsa ikisi de Sema ! hem bu oyunun saklananlarıs saklandıkları yerden çıkarmak gibi bi sihiri var biliyosun amna...bizim kokoş semoşumuzdan bi haber yok galiba henüz di mi ? Yaramaz ve en bi derin mavi arkadaşıma yeniden sevgilerimle.......  22.01.2010 15:15
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 172
Toplam yorum
: 3375
Toplam mesaj
: 406
Ort. okunma sayısı
: 2264
Kayıt tarihi
: 15.02.07
 
 

Düşünen, üreten, kendine, insana, çağına sorumlu, tavırlı, taraflı , çağdaş ve yüzü aydınlığa dön..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster