Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Ekim '19

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
653
 

Bilinç ve Enerji

İletişim, insan yaşamının en önemli öğelerinden biridir. İnsanı değiştiren belki de en büyük özelliği bir konuyu düşünüp karşısındakine güçlü bir ifadeyle aktarılmasını sağlayandır. Ancak iki insanın verimli bir etkileşim kurabilmesi için benzer yaşam yollarından geçmiş olması, farklı birçok şeyi deneyimlemesi de gereklidir. Örneğin herhangi bir konu hakkında kendi aralarında konuşurken bir derinliğe sahip olmalı, olmalı ki yaşamsal boyutta etrafına bir yenilik, farkındalık getirebilsin. Düşünün hiçbirşey bilmeyen birine üst level'dan yaklaşımlar yapıyor, şayet muhatabınız hiçbirşey anlamıyorsa ve alakasız sorular soruyorsa, bunu yaparken siz ne kadar bilgili olursanız olun yine o kişinin bir kazancı olmayacaktır. Bu arada şunu da belirtmek gerekir; Tartışma ortamlarından mümkün olduğunca kaçınılmalıdır. Örneğin; karşılıklı konuşmalarda muhatabını çok rahat bir şekilde etkisiz bırakacağını düşünen biri bu hareketinden vazgeçiyorsa, hoş görü içinde kalıyorsa gerçekten kazanan taraf olur.

Bazı ukala tipler vardır, sohbet ortamına giremezler. Anlamadan sığ bilgileriyle, herşeyi biliyormuş edasıyla konuşup o muhabbeti verimsiz bir şekilde sonlandırırlar. Fakat derin yapılar, yaşama bakıp düşünerek konuşurlar. Dolayısıyla karşı taraf nasıl bir profil çiziyorsa ona göre pozisyon alırlar yukarıda örneğini verdiğim şekilde.

Yoksa bu yapılarla diyalog içine girmeniz mümkün olamaz.  Ayrıca ayna nöronlar sayesinde cehaletleriyle sizleri de kendi frekans seviyesine çekeceklerdir. Böyle insanlarla zaman geçirmek enerjimizi de bozar. Enerjinin azalması, bilincin azalması demektir. Enerjimiz bitince pilimiz de bitiyor sonra ağzımızı açacak gücümüz kalmıyor. İşte, süreçler içinde beynimizi çöp bilgilerle yorup Zahiri bir üretim dahi gerçekleştiremeyiz. Böyle basit birşeyi yaparken bu şekilde davranıyorsak hakikat yaşamının hakkını nasıl verebiliriz? Hacda da aynı böyledir. 'Acaba benim günahlarım af oldu mu?' diye düşündüğümüzde bu yaklaşım enerji bilinç düzeyinde bir boşluk oluşturur, bilinç kaybolur. 'En büyük günahkar odur' denmesinin nedeni budur. Çünkü o bilinç muhafaza edilemediği için fırsatı kaçırıyor ve negatif üretimiyle günahla doluyor. Sıra dışı insanlar için bu tür şeyler söz konusu değil.  Bunun yanı sıra şükür, beynimizin ürettiği, potansiyelden açığa çıkan bir oluşumdur. Şükredildikçe onunla bağlantılı olan şeyler de artar. Bir açılım, bilgidir. Ancak bizler sadece bilgi değiliz. Dolayısıyla şükrün,enerji-bilinç için de faydalı olacağını düşünüyorum. Esas açılım bu aslında.

Kuşkusuz bilgi ile insanları alt edebiliriz fakat o zaman da olayları varlık yönüyle değerlendirmiş oluruz. Bu da tasavvuf için çok doğru bir yaklaşım modeli değildir. İnsansılar 'alt ettim' der, ancak İNSAN için böyle bir şey söz konusu olmaz. Tartışmalardan uzak durmak gerekir. Ancak sıradan insanlarda böyle bir yaklaşım yoktur. ikili konuşmalar, insanda bilgi/yaşam yönlü açılım sağlar.  Bu olmadığı takdirde sonuç olmaz. Çünkü akılcı yaklaşımlar bizleri canlı tutar, yeni şeyler de  bilgiyi tazeleyip update eder. 

Önemli bir konu daha var, paylaşabilmek. Bunu sağlayan ise sevgi. Sevgisinin gücü ona verdiriyor, paylaşımı arttırıyor. Vermediğinde ise kişi huzursuz oluyor. Bizlere bu yapılanmayı sağlayan en önemli faktör sevgidir. Nihayetinde öyle kimseler var ki Allah için her şeyini verdiğini düşünüyorlar. Bu da yanlış bir fikir. Bizler, Allah'a ne verebiliriz ki? Böyle bir şey mümkün mü? İnancın ilk safhasında insanlar heves olarak elinden ne geliyorsa yapar ancak o zannediyor ki kendisi veriyor, halbuki o birşey veremez, onu yani sahiplendiği şeyi Allah almıştır.

Yaşamda, sohbet anlamında veya herhangi bir şekilde paylaşımda bulunacağımız şeylere çok önem vermeliyiz. Çünkü bunlar bizlerin hakikat yönlü yaşamımızda önümüze çıkacak zorluklardır. Bu yüzden yaşamın siyasetini iyi bilip, bazı yerlerde politik davranıp, bazı şeylerin üzerine profesyonel şekilde gidebilmeli, örtebilmeliyiz. Yani kaba tabirle gerektiği yerde "bilmeliğe” yatmalıyız. İşte ancak bu takdirde hakikatin hakkını verebiliriz. Dilerim yazdıklarım sizlerde bir açılım ve bilinçsel bir uyanmaya neden olur. Sevgilerle.

Ahmed F. Yüksel

Bodrum-Milas  01.10.2019

 facebook.com/ahmedfevzi.yuksel
instagram.com/sufafy
twitter.com/sufafy

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

insanı egoya en çok sevk eden şey bilgidir, bilmektir. Aynı zamanda farkındalık sağlayan da bilmektir. Bu durumda bilgiyi veren, alana bunu farkettirmeli. İletişimde güzel olmak dileğiyle...

Volkan Tolga 
 16.10.2019 21:29
 

Bu yazıyla idrakımızın artması dileğiyle, beyninize sağlık :)

Aslı Kaya 
 09.10.2019 15:27
 

Bilgi enerjidir ,enerji de bilgi dır.kuramindan yola çıktığımızda burada bahsedilen etkin ve yasam dolu bir bilgi olmasinin yaninda bazi malayani tabir edilen derinligi olmayan tamamen enerjiyi emen bilgiler olduğunu da belirtmişsiniz, hele ki ayna nöronlar ile bu etkinin iletişimde bulunan kişiler ile ozdeslesmesi ile tamamen negatif bir konum ,vortex olusturmasi icten bile degildir. Bunu hissedebilen insanlar zahir konumlarda bu enerji emici duygusallık içeren konumlardan ,derin düşünce ve yasam sahibi insanların yanına kaçması en basit anlamda bile bir nevi beynin ihtiyacı olan enerji takviyesini otomatik gerçekleştirecektir. Bunun daha niceleri bu yazınızda mevcut, Değerli bilgileriniz ile yasam yolunda açılımlar olması en büyük duamız. Teşekkür ederiz.

gönül adamı 
 05.10.2019 12:34
 

Bu yazı bana Dr.Joe Dispenza’nın bir anlatımını hatırlattı: Eğer ki hayat enerjimizin ve ilgimizin çoğunu dışsallığa yatırıryorsak, kendimizden ve beş duyuyla algıladığımız her şeyden geçmek için uğraşmalıyız. Bu sizin; hiç kimse, hiçbir şey, hiçbir yer ve hiçbir zaman olmanızı gerektirir. Bunu başardığımızda, saf bilinç oluruz. Saf bilinç olduğumuzda ise fiziksel hiçbir şeyle kayıtlanmayız. Daha fazla enerji, daha az madde oluruz. Bu bizi kuantum alana; yani her şeyin, herkesin, her mekanın ve her anın bilincine, bağlayan köprüdür. Kısacası, bu kapıdan bir kimse olarak geçemezsiniz, hiç kimse olmalısınız.

Meftûn 
 04.10.2019 0:00
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 580
Toplam yorum
: 1826
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 10701
Kayıt tarihi
: 14.12.11
 
 

Akşam Gazetesi, Radikal Gazetesi, Piyasalar Dergisi, Yedi İklim, Türk Edebiyatı, Yeni Dünya, Popü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster