Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Şubat '20

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
94
 

Bilinçaltı Depremi

   Depremle yatıp depremle kalkıyoruz bu sıralar.

    Türkiye sallanıyor.  Tıpkı 1999’da sallandığı gibi.

    1999 depremini yaşayan biri olarak nerede deprem olursa olsun -bilinçaltıma ittirdiğim anıların üzerindeki tozları etrafa saça saça- o korku dolu anları yaşatıyor bana. TV haberini izlediğimde sarsıntıyı hissetmesem de o an deprem bölgesindeymişim gibi…

 

     En son Elazığ depreminde aynı hisleri yaşadım.  Enkaz altından çıkarılan küçük çocuklar ve anneleri…  Yukarıda yakınlarının sağ mı ölü mü olduğunu bilmeden ecel terleri dökerek bekleyenler…

     Sevdikleriyle beraber yakınları da mezara giriyor. Bir farkla, onlar diri diri mezara giriyorlar.

    Çünkü nerede sarsıntı olsa kaybettiğimiz sevdiklerimiz gelir aklımıza.

    Bilinçaltımıza süpürdüklerimiz acımasızca bir gün karşımıza çıkıyor ve tekrar alt üst oluveriyoruz.

 

    Aslında bilinçaltımızdaki deprem türlü türlüdür.

    Mesela eşimiz tarafından şiddete maruz kalıyoruz.

    “Zaman her şeyin ilacı.” deriz ya hep. Çeyiz sandığı misali unutmak istediklerimizden biridir şiddet. Onu alıp sandığa kilitleriz. Taa ki aynı kaderi yaşayan birini görene kadar.

     Sandıktan çıkarılmayı bekleyen çeyizlikleri çıkardığımız gibi, kendi elimizle sandığa kilitlediklerimizi alıp çıkarırız. İşte ben bunu bilinçaltı depremi olarak adlandırıyorum.

   Çünkü unutmak istediğimiz her ne varsa bilinçaltına depoluyoruz.

     Zamanla unuttuğumuzu sandığımız kalp tellerimizi titreterek, burun direklerimizi sızlatarak bilinçaltımız en acı haliyle hatırlatıyor. Bu da psikolojimize yansıyor ister istemez.

Evimizde bile huzursuzluk yaratabiliyor bu durum.

     “Ne yapabiliriz?” diye soracak olanlara da nacizane bir tavsiyem var. Hayat size ne kötülük yaparsa yapsın siz hayata karşı daima gülümseyin. Travmanız ne kadar ağır olursa olsun gülümsemeniz bir o kadar büyük olsun. Kâğıt bir taşı nasıl sarıyorsa gülümseyişiniz de sarsın hayatı.

 

   Hayatımızda yaşadıklarımız bir takvim yaprağı kadardır belki kimbilir.

   Eğer hala takvim yapraklarını kopartabiliyorsak hayat denen evrende yaşadığımız kötü anıları bilinçaltımıza atmaya devam edeceğiz… Bir gün bilinçaltı depremine yakalanacağımızı bilerek hayatımızı sürdürmeli ve bilinçaltı depremiyle yaşamayı öğrenmeliyiz.

 

 

Rukiye Türeyen!

Nesrin Öz bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 40
Toplam yorum
: 34
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 219
Kayıt tarihi
: 31.05.17
 
 

Merhaba. 1980 Sakarya doğuluyum. 3 aylıkken geçirmiş olduğum menenjit hastalığı nedeniyle engelli..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster