Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Temmuz '08

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
598
 

Bilinçdışının Babası

“Freud bir tek soru sormuştur. Baba nedir?” (Lacan)

Meryem’in varlığı Hıristiyanlığa dişilik katar. Hâlbu ki Musa ve Muhammet’in dinleri baba dinidir. Çünkü Musa’nın da Muhammet’in de bir babası vardır. İsa ise babasızdır.

Baba kavramı bilinçdışının başat bir sembolüdür.

Psikanalizin keşfinden bu yana başta Freud olmak üzere birçok bilim insanı ömrünü baba kavramının mahiyeti hakkında fikir edinebilmek için harcamıştır.

En basit ifadeyle tarif edecek olursak, yerleşik kültürün değerlerini, yargılarını yasalarını kurumak için bizden önce kurduğu düzenin tehdidi karşısında yasaklı arzularımızın hatırasını içine attığımız bilinçdışının garantörü olarak varolan sembolik babadır.

Bu hatıralar tıpkı bir matruşka gibi açtıkça içinden başka bir şey çıkan, bastırılmış, ikircikli arzuları, duyguları, yaşanmışlıkları, düşüncelerleri bünyelerinde taşırlar. İşte anlam yüklü sebollerle dolu bu geçmişin dili sembolilktir. Yalnızca dilbiliminin yardımıyla çözümleyebileceğimiz bu bu dilin yapısı insana önceden verilmiş bir özelliğe sahiptir. üstelik bu yapının yok edimesi ve dışına çıkılması mümkün değildir. İşte içinden çıkıp dışarıdan müdahele edemediğimiz bu yapıda meydana gelen travmaların yol açtığı yaraları tedavi etmekte aciz kaldığımız içindir ki çektiğimiz acılar yüzünden ruhumuzun vücudunda istem dışı bir yırtılma meydana gelir. Bu yırtılma bilinci ikiye böller ve ikinci bir bilinç ortaya çılar. Farkında olduğumuz bilincin dışında oluşan, farkında varamadığımız bilinçdışı bastırılanları bünyesinde barındıran bir mekandır. İlk bakışta kör, dipsiz ve bereketsiz bir kuyuyu andırıran bu mekana durmaksızın; üstelik farkında olmadan atıp bastırdığımız ikircikli arzular; özelde birey olarak insanın, genelde ise insanoğlunun oluşturduğu toplumlarda ortaya çıkan rahatsızlıkların ve huzursuzursuzlukların kaynağıdır.

İşte tam da bu noktada devreye baba kavramı girer. İnsan ölümlü bir varlık olduğu içindir ki eksik, kaybetmeye, mahküm bir varolandır ve bu eksillik yüzünden insan, kendisini tamamlayacak bir baba arayışına girer. Yanlız burada bahsedilen baba, nesnel, gerçek, somut bir baba değildir. Bilinçdışınını koruyan varlığı kaçınılmaz olan bir valıktır. Üstelik tarihin akışı içinde insanı insan yapacak varlıktır.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sığınma isteği ya da Tanrı arayışı sanırım istisnasız tüm insanların ortak paydasıdır.Tanrı'yı reddedenlerin bile onunla ilişkisi olduğunu bir şekilde görürüz. Cioran'a "Tanrı vardır! Yoksa bile..." dedirten de bu sığınma isteği olsa gerek. Selamlar...

Melek Koç 
 21.07.2008 11:51
Cevap :
Bana, kendimi anlaşılmış hissettirdiğiniz için teşekkür ederim. Sevgiler. Ali Nail.  23.07.2008 0:27
 

"annenin sembolik olarak babanın yerine geçebilmesi..." işte ben bu noktada takıldım sanırım bu meziyet sadece annelerde var öyle değil mi...

beenmaya 
 16.07.2008 12:25
Cevap :
Sevgili beenmaya, Fransız şair Rimbaud'un çok güzel bir tanımlaması var: "Ben bir başkasıdır," diyor. İnsan yaşamı boyunca sonsuzca kişiyle özdeşleşir ve içselleştirir. İçimizde bize ait bir tek ben yoktur. Kadın erkeği, erkek kadını, çocuk yetişkini, yetişkinse çocuğu içselleştirir ve "ben" leştirir. Bu bakımdan, çocuk büyütürken bazen kadın, baba, bazen de baba, anne olmak zorunda kalır. Çocuk bebeklik çağlarında anneye yapışıktır. Belirli yaşa geldiğinde ise baba yasası devreye girer ve çocuk büyümek zorunda kalır. Ana kucağından ve baba ocağından uzaklaşmak zorunda kalır. Anne yasası ile baba yasası farklıdır. Burada kastedilen baba ve anne yasaları da tabi ki biyolojik değil semboliktir. Aslında bu yazıyı bloga dönüştürüp, çocuğun anne kucağında başlayıp baba ocağını terkedişine kadar geçen zamanda yaşadığı psikanalitik evreleri yazmam gerekirdi. Belki vesile olur da yazarım. Sevgiler. Selamlar. Ali Nail.  17.07.2008 1:21
 

teşekkürler..

mustafa ceydilek 
 15.07.2008 23:32
Cevap :
Ben de yazarken aydınlanıyorum, sevgili Mustafa. Çok teşekkür ederim. Sevgiler. Ali Nail.  17.07.2008 1:23
 

Tanrıya "baba" denme nedeni veya ihtiyacını da açıklığa kavuşturmuş oldunuz. Veya müslümanlarda dezanformasyon yapılmış haliyle "Allah Baba" ifadesi. Tabii ki dediğiniz gibi her insan sosyal ve zayıf bir varlıktır. Müslümanlarda da Allah'ın 99 esması ile tarif edildiği gibi "baba" ruhun baba ihtiyacının tariflerinin terkibi... Teşekkürler, selam ve saygılarımla

murat ertaş 
 15.07.2008 20:09
Cevap :
Sevgili Murat Bey, Maddi olanın yanında anlamsal (manevi) olanın ihmal edildiği bir dünyada yaşıyoruz. Sizin gibi insanlarla pek karşılaşmıyor insan. Tarafınızdan anlaşılmak ve kabul görmek beni de çok mutlu etti. Teşekkür ederim. Sevgiler. Saygılar. Ali Nail.  16.07.2008 2:01
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 150
Toplam yorum
: 1207
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 763
Kayıt tarihi
: 13.09.06
 
 

1956 yılında doğmuşum. Tanrı Bilimi Eğitimi aldım. 78 kuşağından olmanın verdiği şevkle olsa gerek;..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster