Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Mart '07

 
Kategori
Teknoloji
Okunma Sayısı
605
 

Bilişimcilik (!) istismarcılık, çılgınlık... sonuç: sopalarla ve baltalarla "3. Dünya Savaşı''.

Bir arkadaşımın dediği gibi, Bilişimde ardı ardına sıralanan yanlışlarımız ve Sanayi Devrimini kaçıran Osmanlının yüzünden bu gibi teknolojilerde toplumsal boyutta geç kalmışlığımız, şu anda kaçırmakta olduğumuz bilgi ve teknoloji devrimi yüzünden de havanda su dövmemiz, bilişim fuarlarını ziyaret eden meraklıların dediklerine göre her sene daha ileri gitmesi gereken Bilişim fuarlarının arzu edilen seviyelere gelememesi ve bilişimle ilgili ancak pek az yerli firmanın fuarlarda yer alması ülkemizin geleceği için gerçekten çok kaygı vericidir.

Bu fuarlar, kanımca ne yazık ki, sadece para kazanmaya yönelik bir istismar aracı olmuştur.

Ailelerini ikna ederek PC ve internet satın almak suretiyle gelecekteki bilişim altyapısı temelinin oluşturulmasının amaçlandığı, öğrenci kitlesine indirim bile yapılmayan bu fuarların ülkeye faydası çok olması gerekirdi. (Aslında bunun önemli bir tartışma konusu yapılması gerekir)

Bizler, aydın duyarlı insanlar olarak ‘Teknoloji bizim neyimize’ dedirtmeye sebeb olan bu tutumun hesabını bilişimde söz sahibi olan yetkili makam ve şirketler vermez ve şimdiden tedbirlerini almazlarsa şunu gayet iyi bilsinler ki bu Bilişim teknolojisinde sadece mallarını satmak ve sırf para kazanmak amacıyla ortaya koyulan yanlış tutum ve davranışlar, bu sektörde yaşanan tüketim ve israf çılgınlıklari bizi mevcut teknolojiden uzaklaştırıp o eski ve basit yaşantımıza doğru götürecek gibi görünüyor bana..

Eğer bu doğru çıkarsa, bu onların sonu olur... Çünkü PC ve internet kullanan pek çok genç insan, ailelerinden aldıkları cep harçlıklarını biriktirerek satın alabildikleri PC dergileriyle ve bedava verilen CDlerle reklamı yapılan ..’Bu sene en iyisi bu’ diye ikna edilerek ellerindeki mevcut PC donanımlarını yenileriyle değiştirmek zorunda bırakılmaktadır.

Bugün PC ve internetle tanışmış evlerimiz, vaktiyle pek çok paralar sarfedilerek satın alınmış ve modası çabucak geçmiş, sonra yine sık sık değiştirilmiş ancak bugün hiç işe yaramayan bilgisayar ve donanımlarla doludur.

Bu israf , kamuda ve özel sektörde de aynidir. Özellikle bankalarımızın ve kurumlarımızın mahzenlerinde modası geçmiş bilgisayar ve donanım mezarlığı mevcuttur. Eskiden bunları değerlendirmek kolaydı. Okullara bağışlanırdı.Ancak o kadar geri ve köhne teknolojiyi artık okullar bile kabul etmiyor.

Bu son gelinen durum o kadar vahimdir ki sırf satışları arttırmak amacıyla evlerimizin PC ve internet giderleri, çocuklarının hatırı için elektrik ve su giderleri gibi her ay artan oranda bir sabit gidere dönüşmüştür. Evlatlarının bir dediği iki olmasın, illa ki iyi yetişsin diye.. ’Benim oğlum bir PC kullanıyor ki görmeyin. Klavyede öyle hızlı yazıyor, internette öyle süratli sörf yapıyor ki, hem de, öyle yabancı dili falan.olmadan... Çok zeki bir çocuk’... ‘Daha bu yaşta nasıl da anlayabiliyor bu bilgisayardan’ dedirterek, anne ve babanın, çocuğunun ne ürettiğini bilmeden ve onu denetleyemeden bugün maalesef bu güzelim ülkede çaresizlikten bizar olmuş anne babalar vardır.

Şöyle gerilere baktığımda düşünüyorum da, bizim okul yıllarımızda böyle aletler yoktu... Nasıl oldu da o yılların zekasıyla böyle harika çocuklar yetiştirebilmişiz, hayret!..

Bilişimciliğin bu yönüyle ülkemizde yeni bir istismar kapısı daha açılmıştır.

Görüldüğü gibi, bu ülkede sadece din istismarı yapılmıyor. Atatürkçülük, Laiklik, Milliyetçilik, Demokrasi ve Fikir Özgürlüğünde olduğu gibi Bilişimcilikte de bugün bir istismar olayı yaşanmaktadır. Bu istismar konularında ülkemiz maşallah çok zengin. Bunlar, ne yazık ki Türk toplumunun gerçekleri… Ancak işin en kötü yanı, işimize gelmese de bu bilişimcilik istismarını halk olarak bilerek ve görerek kabul ediyoruz… İhtiyacımız olsa da olmasa da reklamların etkisinde kalarak veya çocuklarımızın ısrarı ve gönülleri olsun diye bu pazarlarda bir sürü paralar harcıyoruz. Demek ki bizler böyleyiz. Layik olduğumuz yönetim biçimiyle idare ediliyoruz. Biz buyuz. Malzeme her bölgede ayni... Bir insanın taşıdığı her türlü duygu veya bir özelliği her zaman istismar konusu yapılabiliyor. Birbirimizi hiç suçlamayalım. Çünkü buna hakkımız yok.. İnsanlarımızı istismarcılıkla suçlayacağımıza nelerin yapılması gerektiği konusunda aklımızı kullanır ve sürekli tekrarladığımız yanlışlarımızı sergilemeden bu konuya odaklanırsak ülkemiz insanları için nelerin yapılması gerektiği hususunda gereken tedbirleri daha geç olmadan alabiliriz.

Basit bir cihaz bile işimizi görürken ne diye çok özellikli chazlara para harcıyoruz?

Örneğin, cep telefonlarının baş döndürücü bir hızla geliştiği, mevcutların demode olduğu, PC özelliklerinin her ay değiştiği, elimizdeki aletlerin değişen teknoloji içersinde işe yaramadığı ve bu nedenle satış sonrası hizmetleri vaad eden şirketlerin bile hızlı gelişmeler karşısında iflas ederek kapandığı ve vatandaşın bozulan veya değiştirmesi gereken cihazını götüreceği bir şirket bulamadığı bu ülkede, bu çılgınlıklar yaşanmaya devam ederse başta ABD olmak üzere bu teknolojinin zaman içersinde sosyolojik olarak kendi doğal düşmanlarını ortaya çıkaracağından endişe duymaktayım. Bugün etrafımızda bilgisayarları çökerten ve kendilerine Hacker denen saldırgan ve acımasız bir güç var. ABD bu güçten o kadar korkuyor ki, bunlar tutuklandığı zaman hapse atılmak yerine göz önünde olsunlar diye hükümet dairelerinde çalıştırılıyorlar. ABD’de Harward Üniversitesinde bir Profesör, bu vahşi gidiş böyle devam ederse bilişim teknolojisinin bir gün çökertileceğinden ve bunun sonucu olarak dünyada bir kaos yaşanacağından bahsediyor. Ayrıca elimizde hiç bir şeyin kalmayacağını, 3.Dünya savaşının sopalarla ve baltalarla olacağını iddia ediyor.

Zamanını bilemem ama, Bilişim Teknolojisiyle bütün ülkeleri saran bu çılgın gidişe bir dur diyecek vahşi bir müdahale olursa dünyadaki bu teknolojinin bilerek ya da bilmeyerek, oyun olsun diye de olabilir, gelecekte ortaya çıkabilecek organize bir Dahi Hackerlar tarafından çökertilebileceğinden ben de ciddi bir endişe duymaktayım. Korkarım o zaman elimizde teknoloji diye bir şey kalmayacak Allak korusun !Bu bizim sonumuz olur.

Konumuza dönersek, bugün Bilişim Teknolojisinde ülkemizde çok ciddi bir güvensizlik oluşmaya başladı. Bankalarımızın güvenilir bulduğu siteler çökertiliyor. Hesap sahiplerinin hesapları kolaylıkla boşaltılıyor. Muhtarların vatandaşlık bilgileriyle dolu bilgisayarları kaçırılıyor. Doktorların hastaları hakkındaki bilgileri içeren dizüstü bilgisayarları çalınıyor. Mahremiyet kuralları ihlal ediliyor. Artık, ABD’nin en güvenilir siteleri bile güvenli değil. Hackerlar FBI’ın sistemini bile çökertebiliyorlar. Bilişimde hukuk bile caydırıcı olmaktan uzak. Yargı kararları ile bankaların güvenlik mevzuatı adeta çelişmeye başladı. Her şey alt üst olmak üzere.

Yanında ancak bedava internet kullanım hakkı vererek garantili satış yapabilen PC satıcıları, çok geçmeden güya iflas ederek vatandaşları sürekli kandırıyorlar. Bu insanlar, yeni aldığı ve sık sık arıza yapan PClerini tamirciye götürdüklerinde, bu parçaya şu kadar daha para verirsen aletin düzelecek veya upgrade edilecek gibi tavsiyeler karşısında adeta çılgına dönüyorlar.

Özel sektörde de durum pek farklı değil. Site güvenliği adına pek çok software(yazılım) paraları ödeniyor. Sonra bakıyorlar ki güvenlik delinmiş ve paralar boşa gitmiş. Pek çok bankanın kendi sitelerinde bile güvenilirliğini garanti eden kesin bir ifade yok Bütün bunlar durumun ne kadar vahim olduğunu göstermektedir.

Ayni şekilde virüs ve anti-virüs programlarının pazarlanmasında da bu çılgınlık yaşanıyor. Her türlü virüse karşı garanti veren satıcı şirketler anti virüs programlar geliştirerek ne olduğu tam bilinmeyen sanal virütik düşmanlarla güya mücadele ediliyor görüntüsü ve bahanesiyle vatandaşın parasını cebinden zorla çıkartarak milyonlarca dolar para kazanıyorlar.

Yaşamakta olduğumuz bütün bu olumsuz olayların neticesinde yakın gelecekte şu davranışların ortaya çıkabileceğini düşünüyorum.

1)Vatandaş, kendisine sadece konuşmaya ve açmaya, bir de mesaj göndermeye yarayan basit ve çok ucuz bir telefonla yetinebileceğine sonunda karar verecek ve çok gelişmiş ve pahalı telefonlara teveccüh göstermeyeceklerdir. Çünkü bu çılgınlıklara bir dur diyecek sosyolojik dinamikler sahneye çıkacaktır.

2)Sanki Allahın emriymiş gibi cep telefonlarını yanlarında taşıyan insanlar birden anlayacaklar ki, ’Aaa ben bu telefonumu ne diye hep yanımda taşımak zorunda hissediyorum ki’ demeye başlayacak ve kafasında bazı şeyleri kavrayacak. Dolayısıyla daha az konuşmalar yapılacak ve bu eğilim, yakın zamanda köklü ve güvenli tedbirler alınmaz ise telefon şirketlerini sekteye uğratacaktır.

3)Uçakla seyehat edenler bilir... Bir gece vakti uçaktan şehrin üstünden kuşbakışı baktığınızda ışıl ışıl yanıp sönen elektriklerin içerisinde yaşayan milyonlarca insanları görürsünüz. Bu yaşam tarzının elektriklerle sıkı fıkı yaşayan insanların sağlıkları üzerinde şimdiye kadar nasıl bir etki yaptığı hala bilinmemektedir. Potansiyel kirlilik ve kanser yapıcı tehditler oluşturan cep telefonlarının havada gözle görünmeyen manyetik dalga trafiği içersinde ve birbirleriyle sanki dans eder gibi, sanki lazer ışınlı tabancaların ucundan çıkan milyonlarca ışın hüzmesi ve bombardımanı altında sürekli manyetik alan etkisinde kalan bu insanlar , sağlıklarının nasıl olumsuz etkilendiğini akıllarına bile getirememektedirler.Fakat çok geç olmadan bu bilincten yoksun yaşadıklarını sonunda anlayacaklarını ümid etmekteyim.

Bir tedbir olarak ilk aklıma gelen geniş çapta bir kampanyanın başlatılmasıdır. Bunların anlatılması sağlanmalı ve gerekli tedbirlerin alınması için sivil toplum kurumları ve TV aracılığıyla bu tehdit halkımıza anlatılmalıdır.

4)Vatandaşların büyük bir çoğunluğunun her sene piyasaya çıkan yeni ve çok gelişmiş ve pek çok özelliği olan cep telefonu ve benzer cihazları takip etmekten sinirleri bozulmuş ve yorulmuş olduklarını görmekteyim. Bu yorgunluk öyle bir had safhaya gelmiştir ki insanımız bugün adeta yalama olmuştur. Halk bu telefonlara para vermekten bıktı artık. Ama hala satın almaya devam ediyorlar diye düşünüyorsanız bunun patolojik bir patlamaya doğru giden bir yol olabileceği ihtimalini aklımızdan çıkarmamalıyız. Umutsuzluk, vurdum duymazlık, cehalet ve güvensizlik insanlarımızın psikoljik yapısını hızla bozmaktadır... Yabancı dil bilenlerin nerdeyse sıfır noktasında olduğu bir ülkede, yabancı teknolojinin nasıl kullanılacağını bilmeyen bir topluma bu telefonları artık paralı oyuncaklar olarak piyasaya sürmenin ve bundan çok para kazanmanın devrinin yakın zamanda alınacak tedbirlerle mutlaka sona erdirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

İlgili makamların ve şirketlerin Ar-Ge kurumları derhal yeni araştırmalara girişmeli yoksa sonları pek iyi görünmüyor. Bütün bu anlattıklarımı okuduktan sonra hiç böyle şey olur mu demeyin. PC’ler, cep telefonları ve Internet bizim hayatımıza artık nüfuz etmiş durumda. Onlarsız bir hayat düşünemeyiz diye düşünüyorsanız, buna hiç karşı değilim. Eğer sözkonusu sanal imkanların ve cihazların sadece asıl ihtiyaçlarımızın karşılanması şeklinde kendimize en uygun olanlarını tercih etmek suretiyle hayatımızda kullanmaya devam edebiliriz.

Bir tedbir olarak; hergün yaşadıklarınızı bir günlüğe dökebilirsiniz. Bir ajandanız olabilir. En önemli bilgilerinizi ajandanızda saklayabilirsiniz. PC’niz çökse bile elinizdeki bilgiler sizde kalacaktır. Banka hesaplarınızdan havaleleri sanal ortamda yapmayabilirsiniz. Bu çok gerekli değil. Hesap limitlerinizi düşürebilirsiniz. Anne kızlık soyadını farklı bir isim altında ancak eşinizin bileceği şekilde kafanızda tutabilirsiniz. Bu sizin asıl ve en güvenilir şifreniz olabilir. Akşamları internetten parayla ilgili işlem yapmayabilirsiniz. Onun yerine bankomatları tercih edin. Hesaplar artık bankomatlardan boşaltılamıyor. Mecbur kalmadıkça işlemlerinizi internet üzerinden yapmak yerine bankalara bizzat giderek yaptırabilirsiniz. Bu en güvenli yoldur. Böylesi güvensiz bir ortamda her şeyi İnternetten yapabilme lüksünüz olmasın efendim.Şart mı bu? .Aksi takdirde alacağınız riski bir düşünün…Buna değecek mi?

Bütün bu yukarda anlattıklarım şahsen benim ve çevremdeki arkadaşlarımın, çocuklarının ve yakın ailelerimizin üzerinde gördüğüm davranış eğilimleridir. Şimdilik birkaç kişide görünen bir eğilim yakın gelecekte sosyolojik bir dinamik olarak tüm ülke genelinde ve hatta dünya sathında tezahür edebilir.

Sorumlu bir vatandaş olarak böyle bir uyarıyı yaptığım için müsterihim.

Gerisini de bu işle ilgili makamlar düşünsün..

Saygılarımla...

A.Çetin Gezgincan

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 7
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 3159
Kayıt tarihi
: 21.07.06
 
 

Ali Çetin Gezgincan, 1953 doğumlu, Gazi İngilizce Bölümü Mezunudur. 1981'de Vakıflar Bankasına girdi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster