Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Kasım '10

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
1239
 

Biliyor musunuz? Azade ile Hacer yeniden doğuyor…

Biliyor musunuz? Azade ile Hacer yeniden doğuyor…
 

Uzun soluklu bir öykü yayınlamıştım bloglarda.

Azade ile Hacer yüzlerce yıldır süren yaşanmış iki öykünün iki zavallı kahramanlarıydı.

Öyküyü yazarken özellikle teatral bir dil kullanmış, okuyucuların kendilerini tiyatroda hissetmelerini sağlamaya çalışmıştım.

Bunun nedeni öyküyü daha önce senaryolaştırmış olmamdı. Senaryo vardı ama sahneye koyacak yürekler, oynayacak oyuncular yoktu. Bu yüzden sahneye koyar gibi bloglarda yayınlamıştım.

Amacım senaristlerin, dizi film yapımcılarının, tiyatrocuların dikkatini çekmek ve onların bu senaryoyu hayata geçirmelerini sağlamaktı.

Bunların dışında siyasi partilerin ve köşe yazarlarının da dikkatini çekmek istedim. İstedim ki işaret edilen bu kanayan yaraya onlar da değinsinler.

Önce ana muhalefet partisine açık mektup yazdım. İstedim ki konuyu siyasal ortamda değerlendirsinler ve halen acı çekmekte olan pek çok kızımızın seslerine ses olsunlar. İşleri çoktu, ilgilenmediler. Burada başarılı olamadım.

Daha sonra köşe yazarlarına mektup yazdım. İstedim ki köşelerinde bu dramı gündeme getirsinler. Önemli işleri vardı, pek aldırış etmediler. Ama haklarını yemeyelim, iki yazarımız kısaca değindi. Değinirken keşke adres de gösterselerdi, ben de onlara teşekkürler edebilseydim. Yine de sağ olsunlar. Gördüğünüz gibi bu noktada da başarılı olamadım…

Önümüzdeki günlerde üç partiye daha açık mektup yazacağım. Bakalım onların dikkatlerini çekebilecek mi bu ezelden-ebede uzanan dram…

Ama dikkatlerini çekebildiğim bir gurup insan vardı. Onlar da sizlerdiniz. Blog yazarları bu dramı değişik bakış açılarıyla dile getirdiler. Onları diğer okurlara tavsiye ettim. Öyküyü –üşenmeyip- okuyan diğer blog yazarlarımız da kızlarımızın seslerine ses verdiler.

Okuyan, yorumlayan, sızıyı yüreklerinde hisseden bu güzel insanlara bir kez daha teşekkür ediyorum.

Sevgili Arif ÖĞÜTÇÜ ve sevgili Erol IŞIK son bölümde bu öykünün daha geniş kitlelerce duyulmasını, hatta sahnelenmesini istediler. Erol Bey’ e oyunun sahneleneceğini çıtlatmış ve umarım aynı salonda izleriz bu dramı demiştim.

Oyunun sahneleneceğini nereden biliyordum?

***

Yayının sonlarına doğru bir mail almıştım.

Dikkatini çekmek istediğim tiyatro yönetmenlerinden biri aramızdaydı. Evet, MB yazarlarından biri bir amatör tiyatro ekibini yönetiyordu. Amatör dediğime de bakmayın, pek çok oyunu başarıyla sergilemişlerdi.

Aynı tarihlerde Ankara’ da iki tiyatro yönetmeni daha ilgi duyuyordu. Detaylar üzerinde konuşuyorduk. Ama o sırada gelen bu mail ile detayları değiştirdim. Oyunu ilk onlar oynamayacaklardı. Oyun ilk kez bir amatör gurup oynamalıydı.

Köylere yakın olan, sponsor bulabilirlerse köylü yurttaşlarımızı tiyatroya taşıyabilecek olan, oyunu yürekleriyle oynayabilecek heyecanlı bir tiyatro ekibi olmalıydı. Bunlar çok önemliydi.

İşte bu şartları taşıyan gurubun yönetmeni çok uzaklarda değil, hemen yanı başımızdaydı.

Bana mail gönderen kişi MB yazarlarından sevgili Behram SU idi.

Öyküden çok etkilendiğini ve bu oyunu sahneye koymak istediğini söylüyordu. Böyle bir istek gelir de ilgi görmez mi?

Kabul ettim. Öyküyü yayımlanmamış haliyle kendisine gönderdim. Öykünün adını kısaltarak senaryolaştırdı ve bana gönderdi.

Sevgili SU, kahramanlardan birinin adının özellikle seçilmiş olduğunu fark etmiş ve şifreyi çözmüştü. Oyunun adı AZADE olacaktı.

Şimdilerde ben senaryoyu gözden geçiriyorum. Sevgili Su’ ya da bir öneride bulundum.

Dedim ki; bu tiyatro oyununun perde arkasını öyküleştirin ve bloglarda yayınlayın.

Böylece bir oyunun sahneye konuş süreci, yaşanılan zorluklar ve duygular hakkında insanlar bilgilensinler.

Yani; AZADE’ nin ana rahmine düşüşünden başlayıp doğum sürecine kadar olan yaşanılanları bloglarda anlatın…

Sanırım ilk kez böyle bir şey olacak. Yani ilk kez senaryosunu herkesin bildiği bir oyunun tüm aşamaları canlı yayınlanacak…

Kim bilir belki destek olan çıkar, belki yeni bir fikir ürer…

Olmaz mı? Olur tabi… Bakınız sevgili vakayinüvis ilk desteği vermiş bile… Radyoda tanıtımını yaparım diyor…

Kimbilir ön gösterime gelmek isteyen MB yazarları da olur. Toplanır oyunu izlemeye Kuşadası’na gideriz… Olmaz mı? Olur, neden olmasın?

İşte MB’ un yarattığı pozitif bir etki… Yüzyıllardır sahnelenen iğrenç bir oyun tüm “iğrençliği ile”, tüm suçları ve suçluları ile sahnelenecek… Korkmadan, çekinmeden…

Kaymakam da kendisiyle yüzleşecek, jandarma da, öğretmen de, imam da, muhtar da… Yani toplum suçunun şamarını Kuşadası’nda sahnede yiyecek…

Ben oyunun ilgi göreceği kadar tepki göreceğini de tahmin ediyorum. Behram Bey ve ekibi topluma ayna olacak. Aynada kendisini gören ve beğenmeyen tepki gösterecek.

Oysa tepki vereceğine kendisine çekidüzen vermeli, değil mi? İşte Behram Su ve ekibi bunu sağlayacak.

Behram bey’ e ve tüm ekibine kolaylıklar diliyor, tüm ekibe sevgilerimi saygılarımı iletiyorum…

Azade ile Hacer’ in seslerine ses vermek ve ete kemiğe bürünürlerken destek olmak istemez misiniz?

Buyurun Behram Bey’ in anlattıklarına bir göz atın ve her aşamada yanında olduğunuzu hissettirin…

Tüm sanatseverlere sevgiyle, saygıyla…

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

''Azadeler''in derin acısı Haluk Bey'in böğrüne koca bir taş gibi çöküvermişti. Bu koca taş, nefes almasını zorluyor, kendisini çok huzursuz ediyordu. Ses olmak istedi ve keder dolu bir öykü yazdı. Bu çarpıcı öyküyü görmemezlik edemezdim. Koları sıvadık. Azade'yi, Onun eti, kemiği, soluğu, sesi olup sahneye çıkaracağız. Bakalım bizlere neler söyleyecek? Yorum yapan bütün güzel insanlara, tebrik ve övgü içeren mesajları için yürekten şükran duygularımı iletiyorum. Sevgi ve saygılarımla. Esen kalınız.

Behram Su 
 26.11.2010 12:05
Cevap :
Sevgili Su, her gün gazete sayfalarında bu öykünün benzerleri anlatılıyor... Hepsi canlı-canlı yaşanmış... Hiç biri de hiç kimsenin umurunda değil. Kesilen kurbanlara acıyan toplum bu küçük kurbanlar için hiç bir şey hissetmiyor, hiç bir tepki vermiyor. Anlattıklarım gerçek yaşam öyküleridir. Hatta yüzlerce yılın yaşam öyküsüdür... Bunu farkında olup da etkilenmemek, bu sızıyı ta yürekte hissetmemek mümkün mü? Ben elimden geleni yaptım, ama sizin elinizden çok daha önemlisi geliyor... Siz kurbanları ete-kemiğe büründüreceksiniz. Siz kurbanları toplumun gözüne-gözüne sokacaksınız. herkese ayna olacaksınız. Allah yardımcınız olsun, gerçekten zoru başaracaksınız. Sizleri ayakta alkışlayacağım günü sabırla bekliyorum... Selam ve sevgilerimle...  26.11.2010 13:07
 

Sevgili Seki, uzun soluklu bir UYANDIRIŞ yazı dizisi yazdınız ve peşini bırakmadınız. Sizi bütün içtenliğimle kutluyorum bu yüzden. Dün akşam Fatmagül'ün suçu ne? dizisine takıldım bir ara. Dizinin başında neler olduğunu bilmiyorum seyretmediğim için. Medyadan ne okuduysam o kadar var aklımda. Ama bir sahne seyrettim ki dün akşam, aklıma ilk gelen dün okuduğum bu yazınız oldu. Hayallerimi çaldınız, çamura buladınız, renklerimi bile çaldınız diye ağlıyordu. Çalanlara hakettikleri ceza verilmedikçe daha çok Fatmagüller ağlar bu ülkede. Behram Su arkadaşımızı ve sizi kutluyorum yürekten. Sevgilerimle...

Tülin Aksoy 
 26.11.2010 9:12
Cevap :
Sevgili Aksoy, bu acı gerçekle toplumun yüzleşmesi ve bir farkındalık yaratılması için elimden geleni yapıyorum. Şöyle bir düşündüğüm zaman bu kızların çığlıklarını duyuyorum. Sanki tüm toplum birleşmiş ve bu kızları kurban ediyor gibi geliyor bana. Öyle ya, ne fark var eskiden insan kurban eden toplumların davranışıyla bu çocukların dramına göz yumulması arasında... Tıpa-tıp aynı değil mi? Keşke TV dizilerinde bu dram öyküde anlatıldığı şekilde yayınlansa, anlatılsa. Toplumun bilinçlenmesi bununla sağlanamaz mı? Güzel desteğinize teşekkür ediyor sevgi ve saygılar sunuyorum.  26.11.2010 9:38
 

Harika bir haber bu! Sizi ve Behram Beyi kutluyor, teşekkür ediyorum.

Melek Koç 
 26.11.2010 0:59
Cevap :
Bu güzel yorumunuz ve desteğiniz için ve teşekkür ediyorum sevgili Çoruh... Sevgi ve saygıyla...  26.11.2010 8:22
 

İlk gösterime de keyifle gelirim. Behram beyin konuyla ilgili bloglarını merak ve heyecanla takip edeceğim. Bu çok önemli ve değerli başarı için sizi de Behram beyi de kutluyorum. Sevgi ve saygılarımla

Nilgün Akad 
 25.11.2010 22:23
Cevap :
Bu ne güzel haber sevgili Akad... İlk gösterimde bu konuya duyarlı insanların bir arada olmasından daha güzel ne olabilir... Bu çalışma tüm külfetiyle Behram Bey' in üzerinde. Sadece onu kutlamak gerek... Bu anlamlı ve güzel destek için çok teşekkür ediyor sevgi ve saygılarımı sunuyorum...  25.11.2010 23:36
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 90
Toplam yorum
: 1679
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2016
Kayıt tarihi
: 27.05.07
 
 

Yaşayacağım yıllar yaşadıklarımdan daha az... Öyleyse "adam gibi yaşamalı" diye düşünüyorum. Kola..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster