Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Temmuz '10

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
262
 

Biliyorum "Medeniyet" bir yerlerde..

Biliyorum "Medeniyet" bir yerlerde..
 

Bir ülkenin gelişmişliğini ne ile ölçersiniz? Bu ölçümü yapmak için birçok göstergeye bakabilirsiniz. Ama öncesinde gelişmişliği ne olarak gördüğünüzü ortaya koymanız gerekir. Bir hocam, gelişmişliği medeniyete eşitleyip, bunu daha önce de söylemişimdir, “Yağmurlu bir havada yürüyüş yapıp, aynı ayakkabıyla evinizdeki beyaz halının üzerinde iz bırakmadan yürümektir” şeklinde açıklamıştı. Ben bunu gerçekten de yaşadım. Ayakkabınızı silmemek ne demek biliyor musunuz? Bu örneğe benzer bir sürü türetebiliriz. Trafik de aynı şekilde bu gibi değerlendirmelerin yapılabileceği bir ortam. Fakat ben bu konu için şuradan yola çıkıyorum. Emniyet kemeri mevzusu. Defalarca kanıtlanmış, can kurtarmış bir basit “kemer” bazılarını gerçekten çok rahatsız ediyor. Görüyorum, o canım arabaların içinde, o “zengin ama insanları” emniyet kemerini arkadan dolaştırıp, takmıyor mu, işte ben o zaman bir garip oluyorum. Bu insanlar gidip, yaklaşık iki yüz bin lira ödeyerek aldıkları, dünyada güvenlik ve konfor bakımından en üst seviyesindeki araçlarla kendilerini öldürüyorlar. Ecel bambaşka ama demek ki. Sesli uyarı sistemi bile bize medeniyeti getirmiyor. Ekonomi, gayrisafi milli hâsıla falan fıstık bunlar benim için bir gösterge olamaz.

Bir de şu açıdan bakabiliriz. Eğitimdeki durumumuz. Okuma yazma oranı, üniversiteye giriş yüzdemiz, dünya sıralamasındaki yerimiz… Araştırmalarda hep göze batıyor hani, üniversite mezunu erkeklerin eşlerine ve kadınlara uyguladıkları şiddet. Biz zaten aslında “eğitim”den bahsediyoruz fakat “öğretim” anlaşılıyor. Bizim okullarımız iyidir, üniversitelerimiz bilimsel anlamda çok ileridir, kimi zaman topluma uygun olmayan araştırmalar yapılsa da. Ama bizim ailelerimizin çocuklarına aktarımlarında bazı problemler baş gösteriyor.
Bizim ülkemiz toplumunun en vahim özelliği kural tanımamasıdır. Aslında kuralların varlığının ne kadar gerekli olduğunu anlamak için, sanırım bir durup bakmamız gerekiyor. Evet, torpil tanıdık bulma meselesi her yerde var, bu antropolojik açıklaması olan bir durum sonuç olarak. Fakat yine aynı bilim dalının bir başka teorisine göre, bebekken yapılan kundaklama işleminden vazgeçişten sonra bu kural tanımazlığın başladı savunuluyor. Çoğunun insanları formatlamanın çok büyük bir insan hakları ihlali olduğu söylese de, insanlara yeterli özgürlüklerinin sınırlarının öğretilmesinde hiçbir sakınca göremiyorum.Bir medeniyet göstergesi de hoşgörü ortamının varlığıdır. Günlük hayatımızdaki, ufak stres tetikleyici olgulara verdiğimiz tepkileri değerlendirmeye alabiliriz. Korna duyduğumuzda, hemen bir kurmalı kol gibi elimizin kalkması, hele ki yaya veya araba kullanırken, ilginç bir göstergedir. Adam sollamaya çıkacaktır, uyarmak için korna çalar biz hemen “ geç ya, ne var “ deriz. Yıllar önce babamın yoldan yürüyen 4-5 yaşlarındaki çocuğa uyarı amaçlı korna çalması sonucunda “ Geç yav koskocaman yol” cümlesini işitmesi hala gözümün önündedir. Demek ki hamurumuzda var bu reaksiyonlar. Yol verildiğinde elinizi nazikçe kaldırıp, teşekkür etmek ne kadar güzel bir davranıştır aslında ama her ne hikmetse yol vermek zorundayız ya, adam öyle düşünüp nezaketten uzaklaşabiliyor. Bunların hepsi değişmeli.Kurtuluş Savaşı yıllarında bu vatan toprakları düşmanlarımız tarafından paylaşılmış ve anlaşmalarla elimiz kolumuz bağlanmıştı. İşgalleri çıplak gözle görüp yaşadık ve biz dibi bulmuştuk. Sanırım bu bizde alışanlık olmuş. Böyle bir beklenti içerisine girmiş olabiliriz. Umarım dibi de bulsak, çıkmanın yolunu buluruz. Ben gerçekten bulacağımızı düşünüyorum, bir “eh yeter be!” anı yaşayacağız.

Aslında hep çok temel şeylerden bahsederek, çıkış yollarının ne kadar basit olduğunu göstermeye çalışıyorum. Belki ilginizi çekemiyorum, belki çok da güzel bir şekilde çözüm sunamıyorum ama yine de ilk aşama olarak sorunu açıklığa kavuşturma ve anlatma görevini üstleniyorum. Tabi çok ufak şeyler benim söylediklerim. Aydınlanmaya müsait beyinlere farkındalık aşılamak benim hevesim. Belki bir gün, o aranan lider olurum, kim bilir? Biraz daha büyüyeyim de.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 52
Toplam yorum
: 16
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 489
Kayıt tarihi
: 15.01.07
 
 

Yeni mezun bir maden mühendisiyim. Yükseklisans yapıyorum. Bunun yanında, kalkınma antropolojisi, ci..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster