Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Şubat '09

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
538
 

Bilmediğim kaz

Bilmediğim kaz
 

Yağmur yağarken önce aklıma gelen su geçirmez yağmurluğumu deneme arzumu engellemek için büyük çaba göstermemdir.

Yağmur yağarken ondan sonra düşündüğüm, köydeki kuyumun dolduğunu hayal ederek, yazın ağaçlarımı sularken duyucağım mutluluğu şimdiden tatmaktır.
Yağmur yağarken tahta barakama vuran sesleri dinleyerek battaniyemin içinde uykuya yatmaktır.

Ördeklerden başka bütün hayvanlar sığınacak bir yer bulmuşlar kendilerine. Yeryüzü kimseye aldırmadan, yılların verdiği alışkanlığını sürdürüyor. Toprağı suya boğuyor. Ben niye böyleyim peki? Ben niye durmadan doğaya uyum sağlıyayım diye uğraşıp dururum. Küçük kardeşim yıllar önce bana;

- Neden birbirinize yazıp durursunuz? Hayatı yaşasanıza.

Pencereye biraz daha yaklaşıp, yıldırım çarpmasınıda göze alarak, daha bir dikkatle bakıyorum yağmura. Yağmurda ne yapılırsa en güzel olur. Tanrım ne yapılırsa güzel olur. Ama öyle sıradan biraz güzel değil , çok acaip güzel olmalı. Sanırım en güzeli yağmurda yazı yazmaktır. Ördüğüm duvarları aralayıp gizlice , insanlar ne yapıyor diye bakmaktır.

- Kocam benden ayrılmak istemiyor Ahmet abi !

- Sen ondan ayrıl.

Boşanma olayına hep taraftar olmuşumdur. Boşanmak evlenme öncesine dönmektir. Madem ki özledin önceki yaşamını hemen dön. Ama hemen. Karşındakine bir kuruş değer bile vermeden.

- Ama ağzını burnunu kırarım diyor.

- Kırsın. Ne olur ki ağız burun kırılmaktan. Hem belki sende yüzünü tırmalarsın. Tırnaklarını geçiriverirsin gözlerine.

Yağmur yağarken yandaki komşum gelir birde aklıma. İlk yağmurdan sonra tarlasını sulardı. Hayretle baktığımı görünce;

- İlk yağmurla birlikte gökten asit yağar. Onun için sulamak gerek. Köylümüz cahil olduğu için bunu bilmez. Yurtdışında hep böyle yaparlar.

Doğru mudur. Yanlış mıdır bir türlü inceleyemedim. Bilen varsa yazsın.

Kazlardan biri dün oturduğu yerde öylece kalmış. Zaten topallayıp duruyordu kaç gündür. Şimdi iki ayağı birden tutmuyor. Kaldırıyorum. Bir şeyden anlarmış gibi evirip çeviriyorum. Kanatlarından tutup yürütmeye çabalıyorum. Olmuyor. Ayarlarını kontrol ediyorum, bir anormallik yok. Özel bakıma alıp iki saat bekliyorum. IIhhh yürüyecek gibi değil. Ölmesinden korkup kesiyorum. Kesince, bebeklikten büyüttüğüm nazlım ölüyor. Otopsi yapıyorum. Kocaman bir yumurta karnında büyümüş büyümüş, etrafı koza gibi örülü. Acaba elimle tutup çıkarsaydım, yumurtlayabilir, ölümden kurtulabilirmiydi. Bunuda bilemedim. Bilen varsa yazsın.

Ne kadar çok bilmediğim şey varmış.

Kocasından ayrılsa daha mı mutlu olur? Dayak yer mi?

Yağmurdan sonra tarlayı sulamak gerekir mi?

Kaz yürüyemeyince hemen kesmek mi gerekir?

Doğaya uyum ne demektir. Duvar örmek doğru mudur. Bilen yazsın.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 115
Toplam yorum
: 109
Toplam mesaj
: 39
Ort. okunma sayısı
: 1204
Kayıt tarihi
: 17.07.06
 
 

Tek düşüncem yaşadığım dünyayı nasıl yorumladığımı başkalarının bilmesidir. Aslında yorumun özünde t..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster