Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Eylül '08

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
1639
 

Bilmek, inanmak, vicdan-makul vicdan ve ilkeler üzerine

Bilmek, inanmak, vicdan-makul vicdan ve ilkeler üzerine
 

Sevgili Dostlarım,

Bence, BİLMEK demek, bir bilgiyi öğrenmek, hafızada bulundurmak, MALUMAT SAHİBİ OLMAK DEĞİL, SEZGİYE / İÇ SESE, VİCDANA İTAAT ETMEK DE DEĞİL, BİLGİYİ akla, mantığa ve kanıtlara dayalı olarak İDRAK ETMEKTİR.
İDRAK ETMEK demek, öğrenilen BİLGİNİN SEMBOLÜ OLMAK DEMEKTİR.
Bir BİLGİNİN SEMBOLÜ OLMAK DEMEK, o bilginin aksine davranışta bulunmamak, GEREĞİ NEYSE ONU YAPMAK DEMEKTİR.

O halde BİLMEK, İNANMAYA YOL AÇAR, İNANMAYI KAPSAR ve GEREĞİNİ YAPMAYA GÖTÜRÜR insanı, hem de ne yaptığının farkında olarak.

Bu nedenle BİLMEK her zaman İNANMAKTAN ÜSTÜNDÜR.

Kaldı ki İNANMAK BİLMEKSİZİN DE OLUŞTURULABİLİR, BİLMEYİ İÇERMEYEBİLİR.
Bilmeksizin oluşturulan inançta, bilgi değil, İÇ SESİMİZ EGEMENDİR.
İç sesimiz ise, egomuzun/nefsaniyetimizin, ince nefsaniyetimizin veya vicdanımızın sesi olabilir.
Bunu AYIRT ETMENİN TEK YOLU SADELEŞMEK, BİLGİ VE FARKINDALIĞIMIZI ARTTIRMAKTIR.
Bu seviyede değilsek, DIŞIMIZDAKİ VİCDAN diyebileceğimiz, EVRENSEL İLKELERE İNANILMALIDIR.
Fakat unutulmamalıdır ki İLKELER bir araçtır, HEM İYİLİĞE HEM DE KÖTÜLÜĞE HİZMET EDER. Ilkelerin olusturdugu otomatik calisan mekanizmalar tetiklendiklerinde, cogu kez bizi dogru karar ve eylemlere gotururler. Fakat bazen tersi de olur. Ornegin, sozleri ve davranislariyla “TUTARLİ OLMA” gibi, bir ilkemiz'in olusturdugu mekanizma, HEM İYİLİGE HEM DE KOTULUGE HİZMET EDEBİLİR. Boyun egdirme profesyonelleri/kabullendirme ustatlari tarafindan, (hepsinin kotu niyetli oldugunu soyleyemeyiz) ki bunlar saticilar, dolandiricilar, yardim toplayicilar ve politikacilar olabilir, bize farkettirmeden mekanizmalarimizi tetiklerler. Mekanizma yine calisir fakat bu kez istemediğimiz şeylere EVET dedirtir, aleyhimize sonuc verir. Öte yandan “Otomatik Tutarlılık” dahi çok önemlidir ve yaşamımızdan tümüyle çıkartılamaz.
O halde MEKANİZMALARİMİZİ TETİKLEYEN ETKİLERİN/uyaranlarinın kimin yönetiminde ve ne neye hizmet ettiğinin FARKINA VARMAZSAK, kendi ilkelerimizin kurbani oluruz.
Peki bu farkindaligi olusturacak olan nedir? AKIL VE BILGIDIR.
Ama NE OLDUĞUNU TAM BİLEMEDİĞİMİZ VE BEKLEMENİN MÜMKÜN OLMADIĞI HER DURUMDA, İLKELERİ UYGULAMAK EN DOĞRUSUDUR.

Şimdi de biraz iç ses/sezgi üzerinde duralım, bir soru;
İç ses/sezgi gibi bir desteği kullanmaksızın, sadece aklimizi ve bilgimizi kullanarak, doğru kararlar alabilir ve her turlu sorunun üstesinden gelebilir miyiz?
Bu soruya EVET CEVABI VERMEK ZORDUR.
Hepimizin bildigi uzere, hizla gelisen Bilim, ara sira cikmaz sokaklara sapmakta ve eski dogrularini yanlislamaktadir.
Ornegin, Stephan Hawking’in Kara delikler hakkindaki son aciklamasi onceki aciklamasini yururlukten kaldırmıştır.
Kuantum Fizigi atom alti boyutta Determinizm/Belirlenimcilik yok, Tesadufilik var demiş ama 2005 yilinda aksi ispat edilmiştir...
Tipta ise sadece 10 yil once revacta olan tedavi yontemleri ve ilaclar simdi terkedilmiştir. (Ornegin, sakat dogumlara sebep olan dogum kontrol haplari vb)
Ayrıca, Bilgi ve Teknoloji o kadar hizli degisip, gelisiyor ki, BAZİ BİLGİLERİ UZMANLARİ DİSİNDA KİMSE ANLAYAMİYOR. Fakat sıradan insanlar, akil ve bilgi gerektiren pek cok konuda da yalniz baslarina, secim yapmak veya karar vermek zorundadır. Ornegin Halki olusturan insanlarin buyuk kismi yeterli eğitime sahip değildir. Globallesme, kuresel isinma, Finans kapital, Uluslararasi anlasmalarin faydali ve zararli maddeleri, Din adamlarinin, Deprem profesorlerinin birbiriyle celisen aciklamalari ve daha pek cok konu hakkinda, eline kitap dahi verilse, okuyup, dogru karari verebilecek durumda degildir. Ote yandan universite mezunu bir insanin bile, sadece akil ve bilgiyle, yogunlasan Bilim/Bilisim caginda, dogru secimler yapmasi, dogru kararlar almasi mumkun degil. Fakat, 18 YASİNİ GECEN HER TC VATANDASİ, Ekonomi ve uluslararasi iliskiler, NATO, AB VE ABD hakkinda KARAR VERMEK VE SEÇİMLERDE OY KULLANMAK ZORUNDADIR. "Esitlik ilkesi" geregi, oy kullanan insanın, bilgili veya bilgisiz, akilli veya akilsiz olmasinin, verecegi oyun degeri üzerinde bir etkisi yoktur. Guneydogu illerimizde yasayan pek cok insanimiz, Kürt irki diye mensei belli bir irk ve Kürtçe diye kendi gramerine sahip orijinal bir dil olup, olmadığını bilmediği halde, irkcilik yapan terorist PKK ve yasal uzantisi DTP hakkında bir karar vermek zorundadır. Pek cok insanin, yogun yasam mucadeleleri sebebiyle okuyup, ogrenecek ve dusunecek vakti de yoktur.

O halde INSANLAR BU ZOR GOREVLERİ NASİL YAPACAK?
Bu durumda secme ve karar mekanizmalarimizda, SAHİP OLDUGUMUZ AKİL VE BİLGİYLE BERABER İÇ SESİMİZİ DE KULLANMAKTAN BAŞKA ÇARE YOKTUR.
Yani AKİL, BİLGİ DIŞINDA kuvvetli bir manevi yanimiz, GÜVENİLİR BİR İÇ SESİMİZ OLMAK ZORUNDADIR.

MANEVİ BOYUTUMUZU, kerameti kendinden menkul dini yol göstericilere teslim etmek yerine, akil, mantık ve bilgi suzgecinden gecmis binlerce yıllık İLKELERE/KURALLARA TESLİM ETMEK, DAHA DOĞRU BİR SECİMDİR.

Ama yukarda açıklandığı üzere DOGRU YOLU SADECE İLKELER İLE DE BULMAK MUMKUN DEGİLDİR. Bu noktada bilgi ve vicdan sesini birlikte kullanmaktan başka çare kalmaz.
Vicdan, bir tanımlamaya göre Yaratanın içimizdeki sesidir. Ancak Vicdan sesi sandığımız iç sesin, Tanrının sesi mi yoksa Nefsaniyetin veya ince nefsaniyetin sesi mi oldugu kolayca ayırt edilemez. AYIRT ETMENİN TEK YOLU SADELEŞMEK, BİLGİ VE FARKINDALIĞIMIZI ARTTIRMAKTIR.

MAKUL VİCDAN, İC SESİN AKİL, MANTİK VE BİLGİ SUZGECİNDEN GECMİSİ veya AKİL, MANTİK VE BİLGİNİN VİCDAN SUZGECİNDEN GECMİSİ GİBİ TANIMLANABİLİR.
Bilgiyle olan bu ilişkisi sebebiyle de makul vicdan denen sey, toplumun genel gelişmişlik seviyesinden etkilenir. Çevrenin korunması, Dünyanın kaynaklarını israf edilmemesi, evrensel insan haklari ve ahlak baglaminda gelismekte olup, toplumsal yapinin saglam temellere oturtulmasi bağlamında bir olmazsa olmazdır.
Sevgilerimle.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

tuncay bey size hayranım yazdıklarınızı yorumlarınızı severek okuyorum o kalem elinizden hiç düşmesin keşke yazdıklarınızı herkes okusa okusada körermiş beyinlerine bir iki kelime yerleştirse.Haziran/2005teki bi yazınız beni size hayran etti sonrada devamı geldi adalet ve reenkarnasyon üzerine adlı yazınızda tanıdım sizi öncesinde adınızı bile duymamıştım :) harikasınız başarılarınızın devamını diliyorum yeni yazılarınızı merakla bekliyorum esenlikle kalın.

Burcu Basgül 
 11.12.2008 22:26
Cevap :
Teşekkür ederim Burcu Hanım. Bana şevk verdiniz. Bu sıralarda yoğun olarak facebook'da bir grup kurdum orada yazılarımı orada yayınlıyorum. Çünkü Milliyet blogda yazılarımda, başkalarının kitap ve yazılarından alıntı kullandığım zaman, özgün yazı olmadığı gerekçesiyle, yazılarım yayınlanmayabiliyor. Madem yazılarımı beğenerek okunuyorsunuz, oraya da beklerim. Sevgilerimle.  24.12.2008 17:16
 

Bilim hiçi bir zaman inanç sonucuna ulaştırmaz. Bilim sadece var olanı inceler. Elde edilen bilgilerden Allah'a ulaşıp ulaşmamak vicdanda oluşan bir kanıdır. Bilimden ateizm çıkarmak ise bir saplantıdan ibarettir.

Adem Özdemir 
 26.09.2008 15:27
Cevap :
Bir bilgiyi tam olarak idrak etmek ile ispatlanmamış bir bilgiye sezgi yoluyla inanmak, sonuçları itibariyle birbirine benzer. Her ikisinde de durumdan vazife çıkartılır ve neye inanılıyorsa, onun gereği yapılır. Öte yandan Bilim evrenin yaratılıp, yaratılmadığını da araştırabilir. Ama evren eğer yaratıldı ise asla deneysel olarak ispat edilemez. Çünkü yaratım öncesi zaman ve Fiziksel hiç bir şey yoktur. O halde bilim yaratıcının ne varlığını ne de yokluğunu ispatlayabilir. Dolayısıyla bu konudaki görüşünüz tamamen doğrudur. Paylaşımınız için teşekkür ederim.  15.10.2008 3:00
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 67
Toplam yorum
: 60
Toplam mesaj
: 28
Ort. okunma sayısı
: 4345
Kayıt tarihi
: 11.12.06
 
 

Ayrik otu tohumu ekip, buğday imajinasyonu yaparak, Buğday  hasatı yapabilir misiniz? Her ne ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster