Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Ekim '16

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
359
 

Bilmek isterim

Bilmek isterim
 

Son günlerde ne çok can gitti ne çok ölüm haberi geldi…

Tüm bu yaşananlara değinemeden geçemiyor insan. Art arda gelen bu acılar, her yaştan gelen ölüm haberleri ne çok sızlatıyor insanın yüreğini.

Mutluluğun hüzünle karıştığı karmakarışık duygular eşliğinde yazmak istedim. Çözüm yolu bulmak değil amacım sadece gökyüzünde yankılanan feryat seslerini az da olsa dindirebilmek. Bunu da en iyi kalıcı olan cümleler anlatabilir.

Zamansız yere gelen ölüm haberlerinin ardındaki o hüzün , o acı… Tarifi imkansız. Ancak onu yaşayan onu daha iyi anlatabilir.

Gözyaşları uzun zamandır dinmedi ülkemizde. Her gün yeni bir günün umudu olsa da  o umut bir türlü gerçekleşemedi.

Küçük, büyük her yaşta insanı aldı bu hayat. Çoğu daha bebek denilecek yaşta hayatın zorlukları ile tanışamadan bir hiç uğruna  bu hayata veda etti. Çoğu sevdiğine doyamadan ardında gözleri yaşla bir çok insanı bırakarak ölümü tattı.

   Her gün yeni bir ölüm haberi…

 Daha tazeyken acılar bir yenisi daha ekleniyor. Susmuyor feryadın sesleri, her yerde yankı buluyor. Gökyüzü tüm o acıların seslerini örtmek istercesine alıyor içine. Çare olamıyor ne insan ne doğa ne de hayat.

Bu kadar acı, dökülen onlarca gözyaşı ve kan…

İnsanoğluna aslında ne çok şeyi anlatıyor. Ama uslanmaz ya insan ders almıyor tüm bu yaşananlardan. Aksine devamını getirende oluyor. Dünya malı uğruna ya da sebepsiz yere yok olan onlarca, binlerce, milyonlarca beden ne için, kim için yok oluyor? Anlam veremiyorum. Dünyanın içinde bulunduğu durumu çözemiyorum. Tarif edemiyorum.

Her gün bitmesini umut ederek uyanmak istiyorken aslında olmayacak bir şeyi arzu ediyor olduğumu fark ediyorum. İnsanoğlu nasıl bir kötülüğün pençesinde olduğunu anlamıyorken ya da görmek istemiyorken değişimi istemek boşa kürek çekmek değil mi?

Ne zaman susacak bu feryat?

Ne zaman duracak art arta gelen ölüm haberleri?

Ne zaman bu vahşet ve acımasızlık yerini umuda bırakabilecek?

Ne zaman yeni bir başlangıca adım atacak bu dünya?

 Ne zaman akıllarda kalan bu kadar cevapsız soru cevabını bulabilecek? Ne zaman dinecek acı ve gözyaşı?

Umuda yolculuk zamanı gelmedi mi hala? Daha neyi bekliyor insanoğlu, daha neyi istiyor ve neyi diliyor?

Sessizliğin sarması bu dünyayı içine alması ve karanlıklara hapsetmesi çok yakın. Bunun bilinci ne zaman işlenecek akıllara?

Bir umut var mı,  bilmek isterim. Umut varsa eğer çok yakın bir zamanda gelmeli yoksa bir daha asla var olamayacak. Bu kez onun yaşaması imkansızlığı doğuracak.

İnsanoğlu ne zaman yaşanılanların farkında olabilecek? Yaraları sarmayı başaracağı zaman var olmayı başaracak mı?

Bilmek isterim. Sadece bilmek isterim. Bu sebepsiz gelen acıların yok olma zamanını, gökyüzünü saran feryatların yerini kahkahalara bırakacağı günün yakınlığını bilmek isterim…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bir umut var, dahası bu umuda yolculuğa çıkalı da çok oldu, böylesi bir yolculuğun erleri de çoğaldı, çoğalmakta… Bilmenin yolu, önce ne hissettiklerini yazmakta, hissederek yazılan her yazı bir adımdır çünkü. Derken adımlar adımları takip eder ve ulaşırsın, umuda yolculuğa çıkanların kervanına. Günü geldiğinde de kervan hedefine ulaşır hiç merak etme! Görüşmek üzere, sevgi ve saygılar.

Rıza Üsküdar 
 23.10.2016 12:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 38
Toplam yorum
: 22
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 381
Kayıt tarihi
: 10.10.16
 
 

Şuan hala ünivesite öğrencisiyim. Tarih bölümü 3.sinifa gidiyorum. ilgi alanlarımın başında edebi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster