Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Ekim '12

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
206
 

Bilmek veya bilmemek

Bilgi; doğru, yanlış, yalan, noksan, gereksiz, yararsız, olumsuz, uyumsuz, uygunsuz olabilir. Ne kadar bilirsek bilelim, bilmediğimiz şeyler daha çoktur.

Bilmek; doğru, yanlış, noksan, gereksiz, yararsız vb. olabilir. Bilmek gerekli ve yararlıdır. Bilmek kazançtır, bilmemek kayıptır. Yeterli, gerekli, yararlı, doğru bilgi; bilmemek ayıptır.

Bilgin; yani âlim; doğru, yanlış, yoksan, yalan bilgiler bilebilir, önerebilir, öğütleyebilir, öğretebilir. Bazıları ise; nefsî görüşleri doğrultusunda yücelsel, dinsel, insansal, evrensel, bilimsel, bilgisel değerlerin arkasına sığınıp kitleleri yanıltabilir.

İnsan; doğru bilgiyi biliyorsa ve doğru uyguluyorsa doğru bilgindir. Yani doğru bilgin; önyargı, zan yapmaz; gaflet ve dalâlette bulunmaz; kendini otokontrolda tutuverir. Bilgi, şuur, akıl, iman, ahlâk, mantık, samimiyet, ihlâs, iyi niyet çerçevesinde haraket ediverir. İşçelerinde insanın sağlığını, huzurunu, mutluluğunu, onurunu, kişiliğini, namusunu, rahatını, refahını, başarısını, geleceğini göz önünde bulundurur.

Bilginin kaynağı Allah’tır; çünkü Allah, Â’liym’dir. Allah bildirirse canlı-cansız herşey, kişiler bilir. Bu bildirim sebepsiz, araçsız-gereçsiz, zamansız, mekânsız olabilir.

Bilgi Şeytanî ve Rahmanî olabilir.

İblis, dört büyücek meleğin (Cebrail, Azrail, Mikail, İsrafil) reisiydi. Neden? Çünkü çok bilgi sahibiydi. Peki, ona kim öğretmişti? Allah. Fakat bu bilgi ona ağır geldi, taşıyamadı ve ona kibir, isyan, inat, düşmanlık, bencillik, sataşmaca, kıskançlık, cimrilik, şirk, gizli şirk, yalancılık, hilecilik, fitnecilik, saygısızlık, sevgisizlik kazandırdı ve yolundan saptı; şeytan oldu. İyice azdı.

Dört melek ise; haddini bildi, Allah’a sadık ve saygılı oldu, melek kaldı.

Âdem, İblis’e aldandı, günah işledi; fakat tövbe etti, insan kaldı.

Bilgi; doğru, tam, görcek, olumlu, gerekli, yararlı, uyumlu, uygun, iyi, güzel olmalıdır.

Bilgin de bu duyguda, düşüncede olmalıdır. Yani bunları sorgulayacak, yargılayacak saygıçta bir zihniyete, bir karaktere, bir kişiliğe, bir akla, bir zekâya, bir samimiyete, bir imana, bir bilgiye, bir şuura, bir ahlâka, bir duyarlılığa, bir anlayışa, bir algılayışa, bir niyete, bir arzuya, bir iradeye, bir karara, bir sağlığa, bir kuvvete sahip olmalıdır. Yani ne konuştuğunu, ne yazdığını fark etmelidir. Bunu beş duyu organından başka kalbiyle, beyniyle de onaylamalıdır. Yani önyargılı, zancı, gaflet ve dalâlette olmamalıdır.

“De ki: Hiç bilmeyicilerle bilmeyiciler denk olabilir mi?”

(Kur’an-ı Kerim, Zûmer Sûresi, 9. âyet)

Hz. Muhammed S.A.V.; bilgindir, hem batinî hem zahirî hem de naklî ilimleri biliyordu.

Bilgisiz biri veya şeytanî bilgi sahibi biri bunları bilmez, fakat bilgiçlik taslayıp bilgili insanlara karşı haksızca, gereksizce, yararsızca, şuursuzca düşmanlık edip, sataşıp durur. Niçin? Devamı

www.rgyayin.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 205
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 259
Kayıt tarihi
: 10.06.12
 
 

Tekirdağ, 02.01.1961 doğumluyum. İstanbul'da yaşıyorum. Evli, 3 çocuk bâbâcânıyım. Türkçeci, muha..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster