Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ocak '11

 
Kategori
Basın Yayın / Medya
Okunma Sayısı
874
 

Bilmiyorum Demeniz Daha İyi

Hayatım boyunca ruhsal sorunlu ve asosyal bir kişiliğe sahip olduğum gerçeğini hiç inkar etmedim. Bunu espri olarak değil cidden defalarca yazdım. Ama inanın bu halimin tek suçlusu ben değilim. Önce ailem. Bana sürekli olarak okumayı ve zeki olmasam dahi -ki değilim- analitik düşünmeye çalışmamı öğretti. Sonra bu toplum. Beni yaşattıkları ile resmen çıldırttı.

Daha önce yazmıştım sanıyorum gerçekten belirli kanallar ve filmler dışında TV izleme huyum/alışkanlığım çocukluğumdan beri olmadı. Ancak bazı yarışma programlarını fırsatım olursa izliyordum. Son olarak da canlı para diye bir yarışma programı var, eğer zamanlama uyarsa onu izliyordum. Dum diyorum çünkü artık onu da bıraktım. Eğer sabrınız yeterse bu yarışma programlarını izleyin. Sonra bu programlara bakıp neden bu ülke bu halde diye sormaya gerek olmadığına hükmedin. Ama işte bu gerçek, benim ruhsal problemlerimin ötesinde kurumsal bir yapı olduğundan hepimizi hayatın her alanında etkiliyor.

Sayın okurlar belirttiğim son yarışmaya gelmeden bir anımsatma daha yapayım. Bu anlatacağım olayda genç kızımızın cevabını (gerekçesini) duyunca televizyonun üstüne yürümüştüm. Anlayın ne kadar dengeli biriyim. Anımsarsanız kim 500 milyar ister diye bir yarışma programı vardı. Burada 4 seçenekli sorular sorardı Sn.Kenan Işık. Soruların bir bölümü adın ne şeklinde olurdu. Ancak topluluk ortamında insanın adını bile unutmasını yadırgamam. Soru "Kıbrıs Barış harekatı sırasında Kod olarak kullanılan Ayşe kimin kızının adıydı" şeklindeydi. Genç kızımız seçenekler içerisinde yer alan rahmetli Turan Güneş cevabını veremedi. Dediğim gibi bunu yadırgamadım. Bilse bile tutulabilir insan. Ama sayın okurlar gerekçe "ben o tarihte doğmamıştım" olamaz. (Ki bu gerekçeyi ben az seyretmeme rağmen birden fazla duydum.) Bıraktım bu yarışmayı. Çünkü eğer bilgi dağarcığınızın sınırını doğum tarihiniz ile sınırlı tutabilecek mantıktaysanız, 29 ekim 1923 tarihini de bilmeyebilirsiniz. Hele 1453' ü hiç bilmemelisiniz. Çünkü 7 nesil önceniz bile doğmamıştı. Bu kızımız üniversiteliydi. Eğer üniversiteli kızımızın mantığının bu olmasını doğru karşılıyorsak tam da bizim içimizden çıkan siyasilerimizin çözüm! anlayışlarını, gerekçelerini ve konuşma tarzlarını da doğru karşılamak zorundayız.

Şimdi son yarışmaya gelelim. İki gencimiz (denizci aileden geliyorlarmış) " Karadeniz' e kıyısı olmayan kentimiz hangisidir" sorusunda (seçenekler Bolu, Giresun, Ordu ve Trabzon) Bolu seçeneğini tek kabul edemediler. Bu da önemli değil. Çünkü eğer Düzce Bolu' ya bağlı olsaydı Bolu' nun da kıyısı olacaktı. Gerçi o zamanda seçenekler fark ederdi neyse. Bu detay anımsanmıyor olabilir. Bakın ben hala iyi niyetliyim. Bolu' yu bilmesenizde insaf Giresun, Ordu, Trabzon' u nasıl bilmezsiniz demiyorum. Ama sayın okurlar bu bilemeyişin gerekçesi olarak söylenenleri kabul edemiyorum. Oraya gitmedik de, küçüktük de babamız denizci ama vb vb vb . Zaten önce sesi kapattım sonra kanalı değiştirdim tahammül edemedim. Sadece "şu anda adımı bile anımsayamıyorum bu nedenle parayı şu şekilde kullanacağım" de ve sus. Bu kadar, sadece bu kadar. Ama Allah aşkına o kadar uzun ve anlamsız konuşmayın. Çünkü eğer gerekçeleriniz bunlar ise o zaman yine aynı yere dönüyoruz. Allianoi' nin önemi konusunda en iyimser deyimi ile mütereddit olan siyasiyi de kabullenmek zorundasınız. Onu kabullenirseniz Allianoi' nin kumla kaplanmasını da kabullenmek zorundasınız. Eğer gerekçeleriniz bunlar ise siyasilerin birebir aynı güzergaha otoyol, duble yol, hızlı tren yapmasını da kabullenmek zorundasınız. Bunun için ileri sürülen gerekçeleri de kabullenmek zorundasınız. O gerekçeleri kabul ediyorsanız, bir siyasi liderin bizatihi kendisinin oy kullanamamasının ardındaki gerekçeleri de kabullenmek zorundasınız. Eğer o gerekçeleri kabul ediyorsanız bizim içimizden gelmiş ve gelecek çıkabilecek siyasi, teknokrat, bürokrat kadronun tamamen bizi yansıttığını/tacağını kabul etmek zorundasınız. Eğer o gerekçeleri kabul ediyorsanız yıllar önce çıkan bir yasanın bugün her ilgili organda farklı yorumlanarak yorum sayısı kadar farklı sonuç alınmasını da kabullenmek zorundasınız.

Sakın, sakın sadece bir yarışmada söylenen sözleri buraya vardıramazsın demeyin. Bu bir soruyu bilmek ve/veya bilmemek değil. Bu bir mantık dizinini yansıtıyor. Bizi, bizi yansıtıyor. Ve ben, biz olup, biz siyasi olup, siyasi (iktidarı ile muhalefeti ile) yöneten olup bu sonucu ortaya çıkarıyoruz.

Ahmet YILMAZ bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 226
Toplam yorum
: 98
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 554
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

15 Nisan 1959 İstanbul doğumluyum. Marmara üniversitesi siyasal bilimler fakültesi mezunuyum. Ancak ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster