Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ekim '06

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
509
 

Bin aydan daha hayırlı bir gece : Kadir gecesi

Bin aydan daha hayırlı bir gece : Kadir gecesi
 

Bir ömür boyu sürecek yolculuğuna başlamadan önce, hiçbir şeyden haberi yoktu. Böyle bir dünyanın varlığını da bilmiyordu. Doğduğunda onun için pek çok insan sevindi. Ama doğduğundan kendisi haberdar değildi, bilinçsizdi. Kendi adına sevinmeyi düşünecek halde bile değildi.

Büyüdü, gelişti. Birbirinden güzel nimetlerle tanıştı, akıl almaz olaylarla karşılaştı. Düşündü, akıl yürüttü. Olur dedi, olmaz dedi. Doğru dedi, yanlış dedi. Kızdı, sevindi, öfkelendi. İyilik etti, kötülük yaptı. Kandırdı, kandırıldı, sevdi, sevildi. Heyecan duydu, ıstırap çekti, mutlu oldu, mutlu etti.

Sırrını tam olarak anlayamadığı bir hayat yaşadı. Kâh inandı, kâh inkâr etti. Tanrı var dedi, yok dedi. İbadet etmek için sabahlara kadar uykusuz kaldı, ya da eğlence gecelerinde sabahladı. Kendi halinde bir insan olarak yaşadı.

Evlendi. Çoluk çocuk sahibi oldu. Bazı geceler uykusunu feda etti yavrusu için. Veya hiç ilgilenmedi çocuklarıyla... Onları okuttu, okutamadı, özgür yetiştirdi, baskı uyguladı. Kendine vâris olsun istedi, " beni aşsın " diye düşündü, düşünmeye fırsat bulamadı.

Günler günleri, aylar ayları kovaladı. Bir sabah aynaya baktığında saçındaki beyazlıkları farketti, yüzünde de kırışıklıklar oluşmuştu. " Yaşlanıyor muyum yoksa " diye geçirdi içinden... Her şeyi daha dün gibi hatırlıyordu. İçindeki çocuk hâlâ çocuktu. " Yok canım " dedi, " Turp gibiyim maşallah... "

Bir gün kendini çok kötü hissetti. Yorgundu, hastaydı. Hiç hali yoktu. Dinlenmeye ihtiyacı vardı sanki, şöyle uzun bir süre uzansa, iyi gelirmiş gibiydi. Göz kapakları kapanırken yeni bir uykuya daldığını, sabah tekrar uyanacağını düşünüyordu.

Ölmüş dedi doktorlar... Bir feryat koptu evin içinde... Ağlayanlar vardı peşinden, sessizce, hıçkırarak... Ama o bunun bile farkında değildi... Kendi haline üzülmeyi ve ağlamayı da beceremiyordu.

Uzun veya kısa, bir insan için hayat, yaklaşık böyle geçip giden bir süreç... Kimi dolu dolu yaşadığını zannediyor, kimisi "ne çabuk geçti" telâşında...

" Her insan doğar, yaşar ve ölür, her canlı gibi, her bitki gibi, her hayvan gibi... tabiatın bir kuralı bu.. " deyip geçerseniz, söylenecek fazla bir şey yok.

Eğer bir Tanrı'nın varlığına inanıyorsanız, sizi O'nun yarattığını, dünyada sizi başıboş bırakmadığını, bu süre içinde ne yapıp ne yapmayacağınız konusunda size bir yol gösterdiğini, öldükten sonra da yine sizi yalnız bırakmayacağını ve sizi mükâfatlandıracağını kabul ediyorsanız, durum biraz farklı...

Allah, hayatımız boyunca gerçek bir insan olalım diye, yapmamız ve yapmamamız gereken kuralları, kitaplarında yazmış ve "din" adı altında peygamberleri vasıtasıyla bunu bize bildirmiş. İlk insan ve ilk peygamber Hz. Âdem den bu yana her kavme, her topluluğa, peygamberler gönderilmiş.

Yüzyıllar içinde gelişen ve değişen şartlara göre, dinî kurallar toplumlara birer birer tebliğ edilmiş, sonuçta bunların hepsini bünyesinde toplayan dinin son şekli, Kur'an adını verdiğimiz bir kitapta toplanmıştır. Kur'an, Hz. Muhammed'e böyle bir ramazan günü, yine böyle bir Kadir gecesinde indirlmeye başlamıştır.

Kur'an'da bu adı taşıyan bir sûre vardır ve anlamı şöyledir :

1 Biz onu, Kur’ân’ı bütün insanlık ve kâinat ile ilgili planlamanın yapıldığı, değeri yüce, ilâhî kudretin ve rahmetin çokca tecelli ettiği müstesna bir gecede, Kadir gecesinde indirdik.

2 Kadir gecesiyle ilgili bizden başka seni bilgilendiren mi var? Kadir gecesi ne ulvî, ne güzel bir gece!

3 Bütün insanlık ve kâinat ile ilgili planlamanın yapıldığı, gücümüzün tecelli ettiği bu müstesna gece, Kadir gecesi, bin aydan daha hayırlıdır.

4 Melekler, varettiğimiz ve koruduğumuz aslî düzenin bir bölümü olan ruhlar, büyük melekler, Rablerinin bilgisi, planı, iradesi dahilinde, o gece kâinattaki tabiî, dinî, sosyal, siyasî, ekonomik ve idarî her türlü konu ve yeni dönemdeki planlama ile görevli olarak rahmet deryası halinde peyderpey inerler de inerler.

5 “- Bütün kâinata, kâinattakilere selâm olsun. Herkes, her şey âfetten, kederden, uzak, selâmette olsun.” derler. Şafak sökünceye, tan yeri ağarıncaya kadar, bu böyle devam eder, gider.

Burada dikkatinizi çektiği gibi, Kadir gecesinin bin aydan daha hayırlı olduğunu bildiren bir ifade bulunmaktadır.

İnsanın, kendi iradesi dahilinde, imandan küfre, iyilikten pespayeliğe kadar yapmak istediği her şeyi yapabilme özgürlüğü vardır. Din, iradesini kullanarak insana, iyiyle kötü arasında bir seçim yapmasını ve tercihini iyiden, iyilikten yana kullanmasını öğütler.

Yerine getiremediğimiz olumlu işler veya kaçınamadığımız olumsuz şeyler, bizi hiçbir zaman "Allah'ın kulu" olmaktan alıkoyamaz. Bu dairenin dışına aslâ çıkamayız. Daha doğrusu çıktığımızı zannettiğimiz her dairenin dışında bizi kucaklayan yeni bir çember daha vardır. Onun dışında bir tane daha, onun dışında bir tane daha.. sonsuza kadar...

Ne kadar iyi olursak, ya da ne kadar kötü olursak olalım, yine Allah'ın kuluyuz. Rahmân ve rahıym olan, yani sınırsız rahmeti ve engin merhametiyle hayat veren, yaşatan, koruyan, rahmetine, merhametine, lütfuna, ihsanına ve hayırlara mazhar eden Allah'ın kuluyuz.

O bizim için her zaman ve her yerde yanlıştan vazgeçme, doğruya yönelme, faziletine dönme fırsatları sağlayan bir yaratıcıdır. Cezalandırmayı değil, mükâfatlandırmayı amaçlayan, her vesile ile kulunu mutlu etmeye çalışan bir yaratıcı...

Affı-mağfireti geniş... İnanılmayacak derecede hoşgörülü... Bütün kâinatı ve varlık âlemini yaratan ve yoktan var eden, istediğinde de yok edebilecek güce sahip olan o yüce varlığa karşı, zaman zaman takındığımız ipe sapa gelmez tavırları düşünürsek, onun ne kadar sabırlı olduğunu da anlamış oluruz.

Kadir gecesi tam manasıyla, yukarıda anlatmaya çalıştığımız, hayatımızı çevreleyen sonsuz çemberlerin en uç noktasına kadar gitmiş bir kulun bile, bir anda hiçbir kötülük yapmamışcasına, anasından yeni doğmuş masum bir bebek haline dönüşmesine imkân veren bir piyango sanki... Bin aydan daha hayırlı olmasının sebebi bu.

Bin ay yaklaşık seksen üç yıl eder. Dinî mükellefiyetin ortalama 12 yaşlarında başladığını düşünürsek, 95 yaşında bir insanın, Kadir gecesinin faziletinden yararlanması halinde, hayat boyu bataklıkta geçen bir ömre de sahip olsa, kendini kurtarması hiç de zor değildir.

Peki, ne yapılırsa bu imkân sağlanmış olur? Öyle kolay bir formülü yok. Aslında hem basit, hem karmaşık... Tasvir edilen bir iki hareket, okunacak üç beş dua, yapılacak birkaç iş olsaydı, ilâhi bir anlayıştan çok, materyalist bir uygulama karşımıza çıkmış olmaz mıydı?

Yapılacak şey, bu geceyi tam bir insan olarak, bir "kul" olarak değerlendirmek. Yaratıcıya, onun kulu olduğunu göstermek, ibadet etmek, yani "gerçek kulluk" yapmak... Artık yalvarır mısınız, dua mı edersiniz, namaz mı kılarsınız, hayır mı yaparsınız, gönül mü alırsınız, yardım mı edersiniz, tamamen size kalmış.

Tek bir şartını unutmamak gerekir elbet... Tamamen içten, gönülden, kalpten, iyiniyetle, samimiyetle, pişman olarak, bir daha aslâ yapmamaya söz vererek, bağlanarak, teslim olarak, yaratıcıyla bütünleşerek...

Kadir geceniz kutlu olsun...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazılarınızı büyük bir keyifle okuyorum ve aydınlığa götüren yolda bana yoldaş oluyorlar. Siz her ne kadar iltifat deseniz de sizin yazılarınız bizleri olumlu etkiliyor, bu gerçek.Teşekkür ediyorum tekrar. Sizin için de, tüm dünya için de hayırlı olmasını dilerim bu mübarek gecenin. Sevgiler...

Melda 
 19.10.2006 17:55
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 859
Toplam yorum
: 1414
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 952
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, ekonomik..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster