Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Mart '09

 
Kategori
Mizah
Okunma Sayısı
1450
 

Bin beş yüz gece fantezisi

Bin beş yüz gece fantezisi
 

Bin Beş Yüz Gece

*****

-Yüz elli bin dolar diyorum. Sözlerini bir kez daha tekrarlarken, Konur Bey' in gözlerine baktı. Yine aynı kayıtsız, ne düşündüğünü, ne hissettiğini anlayamadığı bir ifade ile karşılaştı. Allah' ın keli dedi içinden, kaç milyon dolara sahip, şurda bir gecenin hesabını yapıyor. Sessizliğe daha fazla dayanamadı.

-Eee Konur Bey, bir cevap bile vermeyecek misiniz? Biliyorsunuz, anlattığım gibi çocuğumun bazı ihtiyaçları var onlar için.

Konur Bey, elindeki kadehten içkisini içerken suratında bir tebessüm belirledi.

-Neymiş o ihtiyaçlar dedi, tebessümü pis bir sırıtmaya çevirerek.

Kadın, off diye mırıldandı.

-Bisiklet alacağım, karne hediyesi biliyorsunuz. Bu bir klişedir. Karne alan her çocuğa alınır. Çaresiz kaldım, yoksa.

-İyi de, bu parayla, küçük çapta bir bisiklet fabrikası bile açabilirsin. Fazla değil mi? Dedi Konur Bey, barın arkasında içkisini doldururken.

- Sadece basit bir bisiklet değil tabi, lebtir, toptur, ıvır zıvır şeyler daha alacağım.

-Tabi bisikletten geriye kalan, yüz kırk dokuz bin yedi yüz dolara değil mi?

-Matematiğiniz de keliniz kadar göze çarpıyor dedi kadın sessizce.

-Anlamadım dedi Konur Bey, gözlerini büyüterek

-Tamam diyorum, Matematik hocasına da bir miktar borcum var.

Kadın bu muhabbetten epey sıkılmıştı. Bu adama bedava versem, iki saat niye diyerek yine kafamı şişirir diye düşündü. Sessizliğe daha fazla dayanamadı, söze ne olursa olsun girmeye karar verdi.

-İki de kefil mi getirseydim acaba. Dedi nerden aklına geldiyse. Kötü bir espri diye düşündü. Ardından koltuğa oturdu. Bacağını diğerinin üzerine atarken, Konur Bey' e baktı.

Konur Bey, eline yapışmış izlenimi veren kadehten bir yudum daha aldı. Duymuş olduğu kötü espriye karşı, sessiz kalmayı yeğledi. Elindeki kadehe bardan bir miktar daha içki doldurdu. Usulca pencerenin yanına geçti. Arkası kadına dönüktü. Şehrin ışıklarına bakarak konuşmaya başladı.

-Biliyorsunuz piyasada bazı daralmalar var. Ciddi anlamda bir finans sıkıntısı yaşıyoruz. Ya da sözü çok uzatmak istemiyorum ama anlayacağınızı düşünüyorum. Kriz var. Artık eskisi gibi değil hiçbir şey. Sen gel yüz elli bin dolar, Şehrazat gitsin, iki yüz bin dolar, yani benim de sonsuz binlerce dolarım yok.

Kadın duyduğu sözlerin nereye gideceğini anlamış gibiydi. Koltuktan kalktı, üzerini düzeltti. Konur Bey’ e doğru yürüdü. Birden duraksadı. İki gün önce bir bankadan yüklü miktarda kredi talep etmişti. Ama çok basit bir kredi kartı sorunu yüzünden kara listeye alınmıştı. Bu nedenle kredi reddedilmişti. O an onlar aklına geldi.

-Kara liste yüzünden değil mi dedi. Sesi duygusallaşmış, çatallaşmıştı.

Konur Bey arkasını döndü. Kadınla yüz yüze gelmişti.

-Ne listesi anlamadım.

Kadın ne diyeceğini bilemedi. Ağzından çıkan o listeyi yakmak istedi.

-Pardon kusura bakmayın, liste derken çocuğuma alacaklarımın listesinden bahsediyordum. Eğer beni reddederseniz kara liste gibi olacak. Dayanılmaz bir durum bu.

-İyi de bana mı sordunuz dedi Konur Bey.

-Neyi dedi Kadın.

-Çocuk yaparken bana mı sordunuz?

Kadın cevap veremedi. Haklıydı, ona mı sormuştu sanki.

-Kusura bakmayın ama bir tane çocuğunuz var, okumuşsunuz mimar olmuşsunuz ama ona bile bakamıyorsunuz.

Kadın, duydukları karşısında şok olmuştu. Bir hayır cevabını bekliyordu ama bu derece aşağılanmayı hak etmiyordu.

-Siz kim oluyorsunuz, masum bir kadının, masumane bir teklifine karşı, onun hayatını yargılama hakkı görüyorsunuz. Kendinizde hem de.

Kadının sesi titriyordu. Ağlamamak için kendini zor tutuyordu. Ama buna rağmen kızgın bakışlarını, Konur Bey'in gözlerine dikmişti.

Konur Bey, ise kadının bakışlarına yenilmiş, arkasını tekrar kentin ışıklarına doğru çevirmişti.

-Kusura bakmayın, krizden olsa gerek. Biraz gerginim. Teklifinizi çok üzülerek söylüyorum ama kabul edemeyeceğim.

Kadın önünde, arkasını gördüğü Konur Bey’ e bir tekme atıp, pencereden aşağı atmayı düşündü. Ama değmez dedi içinden. Adi herif dedi sessizce.

-Artık bedava da olsa, sizinle işim olmaz, Konur Bey, siz vicdansız, kifayetsiz, her türlü sız, ve sizsiniz işte. Dedi ve hızla mantosunu almak üzere askıya doğru yürüdü. Mantosunu acelece üzerine giydi. Eli kapı kolundaydı ki, Konar Bey' in sesi onu durdurdu.

-Tamam Şermin, tamam hadi gel buraya.

Kadın geri döndü, Konar bey' e doğru koştu.

-Bu fantezilerin beni öldürüyor Bülent dedi sarılırken.

-Ya bir daha ki hafta Yaprak Dökümü fantezisi yapalım, acayip bir sahne var aklımda.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 29
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 507
Kayıt tarihi
: 05.02.09
 
 

"Yaşadığım kentleri sevmem. Daha doğrusu yaşamak zorunda olduğum kentleri. Onlar da beni sevmez. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster