Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ocak '07

 
Kategori
Basın Yayın / Medya
Okunma Sayısı
1317
 

Binbirgece masalı dizisi ve düşündürdükleri

Herkesin büyük bir sabırsızlıkla beklediği ve büyük bir keyifle izlediği "Binbir Gece Masalı" dizisi ve bende bıraktığı soru işaretlerine geçmeden önce bende bu dizinin hayranları arasında olduğumu ve beğenerek izlediğimi peşin peşin yazayım da yanlış anlaşılmasın bu bir eleştiri yazısı değil ama bu diziyle birlikte ülkeme dair ülke insanlarıma dair artan kaygılarımın yazıya dökülmesidir. Bildiğiniz gibi dizide en fazla ses getiren olay babasını yitirmiş annesi ile başbaşa kalmış küçük bir çocuğun tedavi masraflarını temin etmeye çalışan ve bir türlü temin edemeyen ve en sonunda patronunun para karşılğında kendisiyle bir gecelik ilişkiye girmesine çaresiz boyun büken bir annenin hikayesiydi. İsterseniz ne demek istediğimi yazmadan önce bu diziye esin kaynağı olmuş hikayeyi aklımda kaldığı kadarıyla sizlerle paylaşayım.

Hikâyeye göre Fars kralı Şehriyar "Hindistan ile Çin" arasındaki bir adada hüküm sürer (eserin daha sonraki biçimlerinde, Şehriyar'ın Hint ve Çin'de egemenlik sürdüğü yazar). Şehriyar karısının kendisini aldattığını öğrenir ve öfkelenir, tüm kadınların sadakatsiz, nankör olduğuna inanmaya başlar. Önce karısını öldürtür, sonra vezirine her gece kendisine yeni bir hanım bulmasını emreder. Her gece yeni bir gelin alan Şehriyar, geceyi geçirdikten sonra tan vakti kadınları idam ettirir. Bir süre bu böyle devam eder, daha sonra vezirin akıllı kızı Şehrazad bu kötü gidişata son vermek için bir plan kurar ve Şehriyar'ın bir sonraki eşi olmaya aday olur. Evlendikleri geceden başlayarak, kardeşi Dünyazad'ın da yardımıyla her gece Şehriyar'a çok güzel ve heyecanlı hikâyeler anlatır. Tam şafak vakti geldiğinde, hikâyenin en heyecanlı yerinde anlatmayı keser. Hikâyenin sonunu merak eden Şehriyar, ertesi gece devam edebilmesi için, o gecelik Şehrazad'ın idamını erteler. Kitabın sonuna kadar, Şehrazad'ın Şehriyar'a anlattığı hikayeler yer alır. Sona gelindiğinde, Şehrazad üç erkek çocuğu doğurmuştur ve evlenmelerinin üzerinden uzunca bir süre geçmiştir. Kralın kadınlara olan öfkesi ve kötü düşünceleri dinmiş, Şehrazad'ın sadakatine inanmıştır. Böylece önceki emrini de kaldırır.

Evet, yukarıda bahs ettiğim o bölümden sonra herkes kendini Şehrazatın yerine koydu ve ben onun yerinde olsam ne yapardım diye sorgulamaya başladı. Hiç kuşkusuz toplumun büyük bir kısmı "evet ben bir anneyim onun yerinde olsam aynını yapardım" demiştir. Hatta magazin programlarına konu oldu bazı sanatçılara! Bazı mankenlere! sordular, hiç düşünmeden, vereceği cevabın nereye gidiceğini düşünmeden, kendisini örnek alan milyonların olduğunu düşünmeden, ağzından çıkacak sözün nereye varacağını hiç hesap etmeden, bunun bir hikaye olduğunu unutup söyleyeceği sözün toplumu dejenere edebileceğini hiç hesap etmeden popilist yaklaşıp " Olur mu efendim bende aynısını yapardım" diyen, hatta, "aynısı benimde başıma geldi" diyen bazı sanatçılar! oldu.

Şimdi ben olaya biraz tersten yaklaşmak istiyorum. Küçük çocuğun hayatta kalan annesi değilde babası olsaydı o zaman ne olacaktı? Yani fakirse, hastaysa, hayatta olan annesi ise yırttı, yok hayatta olan babası ise gitti. Olayı biraz daha ters çevirirsek hayatta kalan babası küçük çocuğun tedavi masrafını temin etmek için hırsızlık yapsa aynı desteği verecekler mi Şehrazatın yaptığının aynısını yaparım diyenler, ya da olurmu canım " hırsızlık büyük ahlasızlık mı "diyecekler. Biz tarihimizin hiç bir sayfasında hangi sebepten olursa olsun namusumuzu satmadık. Çünkü atalarımızdan bize miras kalan yegane servetimizdi. Şimdi bu servetimizi birilerinin çok güzel bir senaryoyu, güzel bir diziyi bunun sadece bir hikaye olduğunu unutup bilerek yada bilmeyerek toplumu dejenere etmeye kimsenin hakkı yok diye düşünüyorum .

Şimdi düşünün. Elinizi vicdanınıza koyun da Şehrazatın durumunda olan yüzlerce kişi vardır. Kaldı ki bir çoğuda okumuş kültürlü kariyer sahibi de değildir. Böyle git geller içinde kalan bu tip tekliflerle karşı karşıya kalan ama her seferinde ya sabır diyen bir kadın televziyonlarda, sokakta, gazetelerde bir çok kişinin şehrazatın doğru yaptı söylemlerine karşılık direnci kırılırmı kırılmazmı? Ahlaksız tekliflere boyun eğermi eğmezmi? Fırsat kolluyucu kan emici asalaklara boynunu büker mi bükmez mi? Lütfen düşünün işte buyüzden toplumun her kesimine burada iş düşüyor.

Elbetteki burada bu kanayan yaramıza merhem olacak, sosyal yardım ve dayanışmamızı arttıracak fikirlerim var ama benim burada bir kaç fikir yazmamın çok bir faydası yok. Sizlerde bu konuya destek olunki toplumun her kesimine ulaşabilelim. Çünkü burada herkese iş düşüyor devletin en yüksek makamındaki kişisinden, hükümet üyelerine kadar televizyonculardan, gazetecilere kadar, sivil toplum örgütlerinden toplumun her bireyine kadar görev ve sorumluluk düşüyor diye düşünüyorum.

Şimdi bu yazıyı okuyan bazıları ammada abartmışsın diyecekler biliyorum ama olsun ben doğru gördüğüm şeyi elimden geldiği kadarıyla yapıyorum en azından bunun vicdanı rahatlığı yeter bana. Herkes rahatsa bırakın gitsin o zaman su akar yolunu bulur.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 25
Toplam yorum
: 27
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 6359
Kayıt tarihi
: 12.12.06
 
 

İstanbul'da yaşıyorum, iktisat mezunuyum. Evliyim, 1 kızım,1 oğlum  var.... Siyaset, ekonomi ve s..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster