Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ağustos '13

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
603
 

Bindik bir alamete; giriyoruz Suriye'ye!

Bindik bir alamete; giriyoruz Suriye'ye!
 

Türkiye - Suriye savaşı için senaryo yazan yazana! Dilerim bu filmin sonu hayırla biter.


Türkiye adım adım savaşa sürüklenirken; ülke insanı hala başbakanın neden ve nasıl ağladığını tartışmakta...

Türkiye, Suriye ile savaşın kıyısında; sokaktaki insan: " Bize bi şey olmaz! " havalarında!...

Ülkem, sınırında kopacak kızılca kıyametin derdine düşeceğine; piyasalar, Merkez Bankası başkanı Erdem Başçı'nın " Dövizin belini kıracağız! " cümlesini tartışmakta hala!...

Çıkması kesinleşmiş bir savaşın; ülkeme ödeteceği can, mal ve zaman kaybını düşünüp olası zararları en aza indirmesi gerekenler; başlarını devekuşu misali kuma gömmüş, hiçbir şey olmuyormuş gibi üç maymunları oynamakta!... Hayret ki, hem ne hayret! Yazık ki, hem de çok yazık!

Türkiye savaşın eşiğini geçmiş, çıkacak savaşta hangi askeri görevi alacağını tartışırken; magazin basını, Ajda Pekkan - Bülent Ersoy kapışmasını daha gerçek, daha heyecanlı buluyor olmalı ki; sınırındaki gerçek savaşa play station muamelesi yapmakta!...

Eskiden... Dış politika, " milli mesele " sayılır, herkesten, bu memlekette birbirini yiyenlerden bile, tek bir ses çıkardı, tek bir duruş cana gelirdi; milletin manevi şahsiyetinde... O da, ulusal kimliğine, milli menfaatlerine tek kelime ettirmeyenlerin ortak sesiydi... Gök kubbede sonsuz bir çığlık yankılanırdı taaa Mustafa Kemal Atatürk'ten beri: " Söz konusu vatansa, gerisi teferruattır! " diye haykırırdı büyük Türk Milleti; Atası'nın ağzından...

Hani, nerede o sesin sahipleri şimdi? Hani, nerede bu milletin yüreği, vicdanı olacak insanlar? Hani, nerede bu toprakların milyonlarca isimsiz kahramanı? Hadi... Toprağın altında yatan aslanlarımızı bir tarafta bıraktık diyelim... Hani, nerde bu milletin, büyük Türk ulusunun gerçek neferleri, nerede vatanımın, Anadolumun karayağız delikanlıları, Nene hatunları, Seyit onbaşıları? Tarihin sararmış, kararmış, unutulmuş sayfalarında kalmış olamazlar ya!

Ey Türk Milleti! Hiçkimse yoksa, burada ben varım; diyesim var ama... Ben senin sesin, ben senin nefesin olurum demek var dilimin ucunda ama... O güne az biraz daha var. Önce yazdıklarımla kalbini kazanmalıyım. Sonra almaya yemin ettiğim hukuk fakültesi diplomasını cebime koymalıyım ki, uluslararası arenada kıyasaya savunacağım ulusal çıkarlarımızın hakkını verebileyim. Gerektiğinde, canımı dişime takıp, rahmetli İsmet Paşam gibi: " Yeni bir dünya kurulur. Türkiye de orada yerini alır." diyebileyim.

Nasıl? Olamaz mı? Bu söylediklerim, kuru bir hayalden mi ibarettir sence? O halde zamanı geldiğinde, neler olacağını hep birlikte görelim. Ne dersin?

Bu ülkeye aydınlık yarınları göstermek istemeyen, dört bi yanımızı sarmış, hep birlikte kucak dansı yapan; rezil akbabalarla gözü doymaz atmacalara rağmen; bu büyük millet, elbet uyanacak uyanmak bilmediği kan uykularından... Elbet bugün geleceğiyle kumar oynayan siyasi aymazlara, basiretsiz güdüklere, kifayetsiz muhterislere hak ettikleri dersi, layık oldukları cezayı verecek; hem de o cezaların, en okkalı olanlarıyla...

Ülkem; adım adım sonu belirsiz bir kan deryasına, belki de hiç bitmeyecek bir savaşa yürürken, her şeyden habersiz halkımın, umursamaz sesizliğinde ve farkına bile varamadığı çaresizliğiyle, gözleri bağlı; ben oturmuş burada, sadece yazı yazabilmekteyim.... Elden ne gelir ki, gücün yetmezse daha fazlasını yapmaya; istemek neye yeter ki bi başına, dengeleri değiştirebilecek kadar gücün yoksa?

Bindik bir alamete; giriyoruz Suriye'ye!

Halkın rızası olsa da olmasa da üstelik! Yine, yeniden kahramanlık türküleri yazarız yaban ellerde yitip gidecek meçhul askerlerimize, aslan mehmetçiklerimize; değil mi?!! Giden, yitip giden can bizim değil ne de olsa!

Tıpkı Orhan Veli'nin de yıllar evel dediği gibi... 

" Neler yaptık bu vatan için değil mi?

Kimimiz öldü, kimimiz nutuk söyledi! "

Not: Yazıda kullanılan görsel internetten alınmıştır.

Şahin ÖZŞAHİN bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1235
Toplam yorum
: 3507
Toplam mesaj
: 73
Ort. okunma sayısı
: 1707
Kayıt tarihi
: 30.01.11
 
 

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım, A.Ö.F. Adalet Yüksek Meslek..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster