Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Nisan '11

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
4188
 

Bine karşı on bin koymak!

Bine karşı on bin koymak!
 

Kaynak:İnternet


“Talihsiz bir cümle”, “Talihsiz açıklama”, pek sevdik biz son zamanlarda bu “talihsiz” lafını!

Neden sevdik; naif çünkü, yani olmaması gereken bir durumu anlatıyor, ama suçlama içermiyor!

Hani, saçını okşarken “yavrum niye böyle yaptın?” der gibi…

“Olsun, sağlık olsun ama bir daha yapma emi…” tarzında, çünkü…

Hani pek asabi oğlumuzu dellendirmemek için takınılan tavır gibi…

Cidden “talihsiz” sözler var; mesela pek iyi niyetle söylenip de yanlış anlaşılanlar, en basit örnek Tarkan “Çişim geldi” demişti, çok insanca, çok doğal, yani hepimizin başına geleni pat diye söylemişti.

Tarkan’ı evirdiler, çevirdiler, yerin dibine soktular!

Bana göre pek naif, pek doğal; ama talihsiz lafa örnek teşkil etti, nihayetinde…

******

Söylenmemesi gereken sözlere “talihsiz” demek, kınayanları da şimşekleri üzerlerine toplamaktan kurtarıyor; çok amaçlı kullanımı olan bir sıfat yani!

******

YGS haksızlığına karşı yürüyüş yapmayı planlayan gençler için günümüzün başbakanı “Onlar bin kişi yürürlerse, biz de on bin kişi koyarız önlerine; ama gerginlik olsun istemiyoruz!” dedi.

Şimdi, istediğimiz kadar ıkınalım, sıkılalım, bu ifadeyi “talihsiz” kategorisine koymak mümkün değil!

Neden değil?

Zira tehdit içeriyor, bu bir; kışkırtıyor, iki…

Bölüyor, üç!

Başbakan sıfatına hiç mi hiç uymuyor, dört!...

******

Libya Lideri Kaddafi’nin halkına karşı maaşlı askerleri çıkartmasını “ülke halkına karşı savaş” olarak algılayıp da, onaylamayan biri olarak, böyle bir ifadeyi de yalnızca “talihsiz bir açıklama” olarak kabul etmem, inanın, mümkün değil!

Pardon, kimin karşısına kimleri koyuyorsunuz?

Bu ne tehdit, ne celal?

Siz kim, biz kim?

Madem böyle bir ayrım var, ki ayrım olduğunun her birimiz ayırdındayız, niye her demecinizde birlik ve beraberlikten söz etmektesiniz?

Haa, kulağa hoş gelen şeyler söyledikleriniz elbet, yarattığınız sizinkilerden başka kaç kişi dinliyor, etkileniyor, inanıyor?

O başka!

******

Sizin için hiç önemli olmayan beş bin lira gibi bir rakamı aylık bin lira bile almayan insanlar çocuklarının geleceğini kurmak adına dershanelere yatırıyorlar!

İnsanlar geleceklerini sağlamak adına kızlarının ve oğullarının ete elveda diyor, sucuğun tadını unutuyor; peynirin en ucuzunu, hatta ekmeğin bayatını alıyor; iki kuruş ucuz diye!

Sonra, şaibeler ortalarda dolanıyor, dolanmakla kalmayıp kanıtlanıyor!...

Vatandaş hükümet için seçmen değil artık!

Yaklaşım en salak olana dahi bunu gösteriyor!

Zira, hükümet seçilen, seçildiği ile kalmayıp hizmet veren merci olması gerekirken, bu kritere uymadığına göre ne seçilme kaygısı vardır, ne de vatandaşa hizmet zorunluluğu!

******

Ben ve siz!

Bizler ve sizler!

Normal bir demokratik ülkede sorarlar adama: Pardon, siz kim siniz, bizler kim?

Demek ki: normal bir seçim söz konusu değil ki; vatandaşlar bizden ve sizden olarak ayrılıyor!

Komik değil, ciddi anlamda insan haklarının çiğnenmesidir ki bu; bize karşı kaç bin kişi çıkartılır karşımıza, kim bilir?

******

“Ergenekon”, “Balyoz”, olmadı “Hükümeti tehdit”, o da olmadı “Başbakana hakaret”, bu da tutmadıysa, tutacak bir şeyler bulunur elbet!

Biz onların “Biz” i olana dek bu böyle sürecek!

Ya da, biz, yani sandıkları gibi partileri karşıtı olmayıp da, yalnızca insani hak ve hukukumuzu aradığımızı, yalnızca onaylamadığımızdan dolayı uzak durduğumuzu; bunun hükümete darbe anlamı taşımadığını, tam tersi demokratik hakkımız olup da tercihlerimi buna göre yaptığımızı yeterince anlatırsak üzerimizden “Balyoz”lar, “Ergenekonlar” düşer mi diyeceğim…

Normal şartlar altında denilebilir, hala anlatılamadığına göre şartlar normal de değildir!

Eee, sizin on bininize karşılık biz de yüz bin mi çıkaralım demek gerekir?

Başbakan bunu derse, vatandaş ne demez?

******

Öyle sıradan bir köşe yazarı olarak okuyanları galeyana getirmekten imtina ederken, bir başbakanın açıklaması “talihsizlik” ötesi bir durumdur ki; ancak “tehdit” ile açıklanabilir!

İşin garip tarafı “Biz” ler bu durumu yargıya taşıyamıyor, taşısak da bir sonuç alamıyorken, başbakan pıt diye suçluyor, pat diye “Hükümete ihanet”, “Hükümete karşı suç işlemek”, olmadı “Hükümeti devirmek” suçları ile şıp diye içeri atılabiliyoruz!

Örnekleri çok!

Ben gibi işin aslını kavrayanlar değil de, hala arada derede kalanlar için soruyorum:

Bir başbakan “Biz”, “Siz” diye düşünme hakkına sahip midir?

Başbakan’ın parti başkanı gibi davranması doğru mudur?

Halkı bölme gibi bir lüksü var mıdır?

Halkı çokça ilgilendiren konularda sorunun çözümünü aramak yerine tehdit etmesi doğru mudur?

******

“Talihsiz” değil de, “tehdit” dolu bu yaklaşım karşısında ayağı takunyalı gençler, hiç ilgisi olmasa dahi, yürümeye hazır beklerken, ciddi anlamda gerilime sebep vermemek isteyen “Biz” ler durumu çözmeye çabalıyoruz!

Ne garip değil mi?

Başbakanın yapması gerekeni bizler yapıyor, sonucunda ne idüğü belli olmayan sebeplerle zindanlara yine bizler atılıyoruz!

Talihsizlik burada, olması gerekenler yerlerini bulamazken, olmaması gerenler kaleleri tutuyor!

Ben, sen, o destek vermediysek, o kaleler nasıl tutuldu, akıl var, mantık var; ya sen, o destek verdin çaktırmadan, hadi diyelim bilmeden, ya da dış mihrakların etkisi!

Ahh!

Bu “Dış mihraklar” ifadesine de gıcığım!

Ayol, sen kendi vatandaşlık haklarını, görevleri bilmezsen, elalemin adamlarını suçlamanın anlamı var mı?

******

“Gerginlik istemiyoruz, o nedenle bin kişi karşısına on bin kişi çıkarmıyoruz!” dedi ya başbakan, bu tehdidi de, kışkırtmayı da bağrımıza basıp da “eyvallah” diyorsak…

Ya, hakikaten Cumhuriyet ve demokrasi elden gitmiştir; ya da herkes korkudan donlarına çoktan şeyttirmiştir!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

“Onlar bin kişi yürürlerse, biz de on bin kişi koyarız önlerine; ama gerginlik olsun istemiyoruz!” Cümle bu, daha önceki örnekleri hiç vermek istemiyorum ama; "Ananında al git", "Askerlik yangelip yatma yeri değil", Şehitleri kelle olarak değerlendiren, sayın diyen, bazı şeylere Fransız kalan bazı şeylerden tatmin olan ileri demokrasi havarisine halkımız alkış tutuyor....ne yazık ki.

Mertali 
 21.04.2011 11:15
 

Sayın Karaoğlu, beş duyunuza sağlık derim.Hem kendi adınıza hem de herkes adına söylenmesi gerekenleri yazıya kaydetmişsiniz.Elbette bu noktaya pat diye gelinmedi.1920'ler de zirve yapan devrimin; karşı devrimidir bu... Anlayacağınız yaklaşık bir asırlık bir süreç... Ters yüz edilmesi de hiç şüphesiz zaman alacaktır.Bu ülkede adam gibi adam olmak Ağrı dağına tırmanmak kadar zorken; köktendinci olmak,faşist olmak,gerici olmak,mürteci olmak... durduk yerde ola bilmektedir.Birey yoksa demokrasi de yoktur. Eminönü'nde Star tv. muhabiri Osman Serkan'ın sorduğu basitten de öte sorulara verilen; daha doğrusu verilemeyen yanıtları görünce bu durumun bile; bize bahşedildiği kanısındayım. Bu bakımdan karamsarlığa kapılmadan,başkalarını suçlamadan, gerçeği yakalamak için var gücümüzle hem örgütleneceğiz hem de bilinçleneceğiz.Daha sonra da bu gidişi tersine çevireceğiz. Kutlar sevgi ve saygılarımı sunarım.

Süleyman Alkan 
 21.04.2011 10:44
 

her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır. Haydi bölünün. siz yaparsanız bizde yaparız. Ama aman bir talihsizlik olmasın ben uyarıyorum.

Sevda Atay 
 21.04.2011 10:33
 

Bu ülkenin siyasi iklimini biz-onlar diye bölenlerin, siyasi iklimi bugünkü akıl dışı kaos ortamına taşıyanların kimler olduğunu iyi biliriz. Bu türden soruları Tayyip'ten önce sormanız gereken bir yığın insan var. Bekir Coşkun-Yılmaz Özdil zihniyetinden işe başlayabilirsiniz. Siz alemi kör milleti sersem mi sanırsınız. Kendinizi bu düşüncelerle uyutmaya-avutmaya devam edin. en az 2 seçim daha AKP'nin bileğini kimse bükemez. Alışsanız akıl sağlığınız açısından faydalı olur. Şimdiden geçmiş olsun.

Buz Adam 
 20.04.2011 18:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1269
Toplam yorum
: 4372
Toplam mesaj
: 226
Ort. okunma sayısı
: 1336
Kayıt tarihi
: 18.09.07
 
 

İzmir, 1963 doğumluyum. Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce bölümü mezunuyum ve özel bir şirkette ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster