Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Mayıs '11

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
1337
 

Bir "Bartın Yangunu" hikayesi...

Bir "Bartın Yangunu" hikayesi...
 

Bartında ikeen, hakkımda yazı yazan gazetelerin küpürleri


Bartın Köksal Toptan Lisesinin 6. Edebiyat Günleri, 25 – 29 Nisan günleri arasında, Bartın Halk Eğitim Merkezi Salonlarında yapıldı.

Okulun Tarih Öğretmeni Keramettin Çetin, 6 yıldır çeşitli etkinliklerde Türkiye çapında okuluna kazandırdığı Bakanlık ödülleri ile tanınıyor. Bu yüzden de, yurdun çeşitli yörelerindeki sanatçılar ve yazarlar her yıl burada toplanıyor.

Şimdiye kadarki etkinliklerde Talip Tayfunoğlu, Nebil Özgentürk, Cengiz Bektaş, İrfan Yalçın, ile çeşitli sanatçı ve yazarlar, bu etkinliklere katıldılar.

Yurt çapında yapılan taramalarda, Bartın Valiliği, özel davetle bu etkinliklere katılmam için yeşil ışık yakınca, çaresiz Bartın’a gitmek gereği hasıl oldu.

Yönetici Öğretmen Keramettin Çetin’in daha ben gelmeden, hakkımda, Milliyet Blog’dan bilgi topladığı da da ortaya konunca, ayrıca gurur duydum.

Vali İsa Küçük, bir san’at yönetmeni gibi titizlikle takip ettiği çeşitli etkinliklerin, başarışlı ve Bartın’a yakışır şekilde olması için, eşiyle birlikte, her seferinde çaba sarfettiler.

Milliyet Blog Yarı olarak takdim edildiğim etkinliklerde, salonu dolduran yüzlerce öğrenciye hitabederek “ çocukluğunuzu iyi yaşayın, heder etmeyin.” Diyerek , Bartın’daki kendi çocukluğumdan örnekler verdim. Ve aşağıdaki şiiri okudum. Bu şiir, Bartını yansıttığı için ilgi gördü ve her sayfa değişiminde ayrıca uzun uzun alkış aldı. Daha sonra etkinliklerin devamı olarak götürüldüğümüz Amasra’da da bu şiir büyük sükse yaptı. (Daha önce MB’da yayınlanmıştı)

Çiçeklerle birlikte Vali Beyin elinden plaket aldım. Gurur duydum. Öğrenciler, benimle resim çektirdiler defalarca. Yolda giderken, tanımadığım kimseler durdurup, ismimle hitabederek “hoş geldiniz” dediler. Gündüzden televizyon, benimle röportaj yapmıştı.

Gazeteler; bu garip “Bartın Yangunu’nu, ” sürmanşetlere taşıyarak, Bartına gelişimi verdiler resimlerle. Bartın Ortaokulundaki müzik Hocamızın İnci Avcıları parçasını, Türkçe olarak oradaki piyanoda seslendirdim ayrıca.

Konferansta, bol bol Bartın’dan, çocukluk günlerimden bahsettim. Sahneye “Milliyet Blog yazarı” olarak davet edildim. Logo’daki piyano tuşlarına oturup da ağzını açarak şarkı söyleyen kedinin bile kulaklarını çınlattılar. Hakkımda sütununda ne yazılı ise aynen, ön takdimde okudular. Ve de öylesi sahneye davet ettiler.

Bartın’a çağrılmaktan mutluyum. Neden? Çocukluğum ve gençliğim oralarda geçti. Üç-beş çocukluk arkadaşımı bulabildim. Ama, babamı tanıyan kimseleri aynı sıcaklıkla kendisinden bahsettiler. Unutulmayan bir sevginin, saygının güzelliğini yaşadım.

En önemlisi, Bartın Valisi İsa Küçük, plaket töreninde, benim için: “ Bu şehir, 60 yıl sonra çocuğunu buldu” diyerek büyük alkış aldı.

Daha sonraları Bartın Emniyet Müdürü Burhan Gümüş’ün, müdüriyet salonu duvarlarına, hizmeti geçmiş emniyet mensuplarının çerçeveli resimlerinin asıldığı yer gösterildi. Bir oğul olarak, kıvanç duydum. Ki babam, Batın’lılara saygı duyardı. O, şimdi, saygın meslekdaşlarının himayesi altında, şimdi ruh zengini. Ne mutlu. Müdür Beye de ifade ettim. Bu resimler, ömür boyu bu şehirde, sevgiyle, saygıyle anılacak. İlelebet yaşayacak. Az, buz şey değil bu. Vali Beye ve Müdür beye buradan teşekkürler ederim.

Bartın’ı, Bartın sevdam için sık sık dile getirmiştim. Çocukluğumu anıyor, teselli buluyordum. Bir etkinliğe çağrılmam ise, çok değişik bir duyguydu. (İşte o şiir)

KÖYLÜ AŞKI

Gııız / Kavşak Suyu’nun başında / Seni biyo / Öpüveresim geliyo / Ne deyom biliyo musuy? / Aladağ’dan bayır aşağı / Rüzgara garşı / Bi goyversek diyom, kendimizi / El ele / Hemi de uçmaklı / Peşimizden de çam kozalakları / Sahi / Kozalaklardan evveli / Varır mıydık evimize ? / Varırdık herhal! / Desene ki, bu telaş niye? / Başımızda bu ateş / Olduktan kelli / Başında yemenin / Yanağında al benin / Bi şalvar, bi şipidik terlik / / Uydurduk mu ayağına / Bartın gibi yerde / Geçinir giderdik / Gııız…/ Kavşak Suyu’nun başında / Seni biyo / Öpüveresim geliyo / Deyom deyom / Hep başını çeviriyon / Sonracığıma / Kalkardın / Yalınayak yataktan / Sofra kurardın / Gün doğmadan şafaktan / Çıkardık yücelere / Denizi seyrederdik el ele / “Seviyom seni” derdim / Aladağ’ın tepelerinde / Güzelim gözlerinde / Uçuşurdu bulutlar / Boğazın mavi serinliği de / Değerdi göz bebeklerine / Dudakların aralık / Bakışların ıslak ıslak / Fısıldardın sen de herhal / / “Seviyom” diye / O an / Bulutlara düze inerdi / Taaa, top sahasına kadar / Deniz / Ayağımıza gelirdi / “Nah buramıza kadar / Gızz / Essahtan gelir miydi ? / Gelirdi herhal. / Ne güzel /Maşrapasıyle / Bizi beklerdi “gara gazan” / Gara gulplu, gara gaşlı, gapgara / Yakardık kandilleri / Anasını satiym / Akşam olunca / Akşamlar heç bitmezdi. / Isıtırdık birbirimizi / İşte böyle böyle / Bartın gibi yerde / Geçinir giderdik / Gozalakların ateşi nar nar / Soyunur dökünür o nazlı yar / İlkten başındaki yemenin / Ardından şipidik terliklerin / Sonra da ebruli şalvarın / Abovvv! / Sonra ? / Gerisini söyletme gayri / “Guşluk” vakti / Odun atardık ocağa / “Gara” gulplu gazanı / Bi güzel yakardık / Sonracığıma / Maşrapayla / Sular dökünürdük / Gııız / Beri bak / Yakına gel hele / Eşek sıpası gibi / Ne fingirdiyon öyle ? / İşte böyle böyle / Nerde galmıştık?/ Ha, / Odun atardık ocağa / Bartın’lı aklı bu ya / Geçinir giderdik. / Gııız / Hep ben gonuştum gayri / Bu olup bitenlere / Sen ne deyon gı?!

L İ N K L E R :

Muzaffer Cellek konuklara tanıtılıyor.

http://www.youtube.com/watch?v=IsW9AUXqRlo

Söyleşi ve İnci Avcıları'nın öyküsü

http://www.youtube.com/watch?v=SCzYj6o3s4Y

Bartın'daki çocukluk anıları ve Ört ki ölem'in öyküsü

http://www.youtube.com/watch?v=idq2e3rQ_WE

Son bölüm - ödül töreni

http://www.youtube.com/watch?v=C33Myz_lkwY

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Üstadım, yaptıklarınızdan anlayan kalmış olsaydı şu insan piyasasında gelip de bir''teşekkür''veya''helal olsun sana usta'' demeyi, tıpkı benim gibi inanıyorum ki ihmal etmezlerdi. Sevgiye,saygıya değer Muzaffer Cellek,size bir itirafta bulunayım mı efendim; kısacası biz''eşek''olduk usta. Eşek, yazardan, çizerden, sanattan ne anlar! Hiç! Bizim gibi görür,görmezden gelir,duyar, duymazdan gelir.Bartın'da doğmanız kader kısmet diyebiliriz ama Bartın'a gönül vermenizden belliydi zaten Bartın insanının değerbilirliliği.Öyle ki devletin en yüksek makamlarında sizin gibi değerlerin nasıl karşılanıp da ağırlayacağını,size değil, bizlerede göstermiş oldular yetkililer.Ben size karşı çok mahçubum,yorumumla geciktim biliyorum.Bunun içinde çok özür diliyorum yüce gönlünüzden.Hocam, biliyorsunuz ki ülkemizde hele ki sağlığında bir çok kıymetli insanın değeri bilinmiyor. Neden mi?Biz kadir-kıymet bilmiyoruz da ondan.İyi ki sizi tanıdım.Gururlandım.Bahtiyarım.Bartın'a selam olsun.Saygı ile. saRAna.

Sabiha Rana Melekler Yüreğinizden Öpsün 
 29.05.2011 13:05
Cevap :
Bartın'da gençliğim geçti babamın memuriyeti dolayısıyle. Oralar, hep düşlerimi süsledi. Bana iyi bir çocukluk kazandırdı. Bu kazanıma vessile olduğu için, mazime saygımdan, unutamadım oraları. Çok uzaktakiler durumu anlayıp, sık sık bu çocukluk özlemlerini yaza yaza meraklanıp, "gel bir de buralarda edebiyat gecemizde durumları anlat" diye çağırdılar. Gittim anlattım. Beğendiler. Alkışlandım. Dönüp, izlenimlerimi yazdım. Hani, gönül isterdi ki, " Yahu Cellek iyi ettin be!" diyen pek çıkmadı. Sevgili Sabiha Hanım. Acıklı sözler etmeyin öyle. Bırakalım herkes kendi pişirsin, kendisi yesin. Ucundan bize verse de vermese de, biz de ateşinin altını eğilip üfleyeverelim, ne çıkar bundan. Olaylara duyarlı olmak veya olmamak apayrı şeyler. Bartın'a sabah inip, ikamethahımda kahvattı yaparken, Vali geliyor dendi. Karşıladım kapıda. Birlikte çay içtik. Sonradan öğreniyorum. Etrafına:" İçime sinmedi. Dur bakalım bir gidip bakayım" diye, kahvaltı ettiğim yere gelmiş saat 9,5 da. Ne ulvi insan  29.05.2011 16:23
 

Onur ve sevgi dolu, itibar dolu bir hayat işte... Hakikaten büyük bir onur ve mutluluktur bu. Ve bu mutluluğunuzu ve onurunuzu bizlerle paylaşmanız da bizleri de ne kadar onurlandırıcı ve mutlandırıcıdır işte. Onun için yürek dolusu teşekkürlerimi kabul ediniz lütfen. Takdirlerim, sevgi ve saygılarımla gönül dolusu tekrar kutluyor ve kucaklıyorum bu ulu çınarı...

Filiz Alev 
 08.05.2011 22:13
Cevap :
Sözleriniz pırlanta gibi. Işıl ışıl. Matruşkalar gibi "mana içinde mana" var. Birikimli bir kişiliğiniz olduğu belli. Üstelik Ege'lisiniz. Çok nazik "deyişleriniz" için teşekkür ediyorıum. O güzel duygularınız için, içtenliğiniz için, teşekkürler. Saygı bizden.  09.05.2011 9:15
 

Tarihe ışık tutan,gönlü insan sevgisiyle çarpan;insan gadrini gıymetini bilen ve nesli tükenmekte olan erdemli düşünürlerimizden ,büyüğümüz olarak çok yaşayın...Tebrikler...Saygılarımla...

Mesut Selek 
 08.05.2011 17:55
Cevap :
Satırlarınızın her bir hecesi, birer tablo gibi. Ben bu güzellemelerin hangisine cevabi yorum yazayım. Di mi? Sizi kucaklarım. Selam ve sevgilerle.  08.05.2011 21:05
 

Sevgili ağabey, başarını bir kez daha kutlarım. Bartın'ın en büyük mülkî idare amiri, sayın Valimiz tarafından konuk edildin, plaket ve değerli armağanlar aldın. Köksal Toptan Anadolu Lisesindeki söyleşin 4 bölüm olarak youtube da yayında...(Blogunda linkler açılmıyor görülüyor, ancak o linkleri kullanarak videolara ulaşılabilir) Ayrıca facebook'ta paylaştım.Görüşmek üzere, selamlar saygılar...

İlyas Bayram 
 08.05.2011 13:32
Cevap :
Sağol be İlyas. En büyük bizim muhtar. Başka büyük yok.Selam ve sevgi ile. Teşekkürler  08.05.2011 13:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1616
Toplam yorum
: 3879
Toplam mesaj
: 498
Ort. okunma sayısı
: 864
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster