Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Aralık '10

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
1059
 

Bir "köşe yazarımız" daha oldu...

Bir "köşe yazarımız" daha oldu...
 

Zengin kariyeri, mütevazi duruşu, TV, basın dünyasında sevilen kişiliği var Hortoğlu'nun.


İsmi Cengiz Hortoğlu. Toplam 2 blog yazmış. 820 okuyanı var. Blog mazisi 1 aylık. En kabadayı bloğu, 164 kez okunmuş. Bundan da 2 yorum almış. Gerisi, sen sağ ben selamet.

Ey sevgili blog ahalisi. Duyduk duymadık demeyin. Bu blog’ larda, bir pehlivan çıktı meydana. Daha ilk bloğunda, Gülgün Hanım gibi, Milliyetin köşe yazarı oldu. Üstelik daha, “hoş geldin” bile diyememişken. Lâfın kısası, “bir köşe yazarımız daha oldu”

Biz mi? Bizler n’apıyoruz bu bloglarda? İyilik sağlık valla. “Yazıyoz, çiziyoz, yazarlık bulamıyoz, bekleyoz” işte. “İyi beklemeler!”

Herkes kendisini burada kral, ilan eyledi. Kendimizi avunduruyoruz. Taçlar alınıyor, taçlar veriliyor. Krallar indi tahtan, yenileri bindi baştan. Kimi oldu mahzuni, kimi oldu kuzguni, kimisi de limoni. İzmir’in “kumrusu” gibi, “yesin onu ninesi. Krallar el mafiş, krallar el bahtsız, krallar el çıplak veya giyinik. Sabık kralları; “Sabiş’in melekleri” bile, onları, bu ruh darlığından kurtaramaz.

Güneş balçıkla sıvanmaz, en hakiki endazenin kalbi, “Milliyet Blog” larda atar. Elde var, avuçta yok. Cepte var, sepette yok. Gökten köşe yazarlığı için 3 elma düşer. Hiç kimseye bu elmalar düşmez. Düşene düşer. Olmayınca mabut, neylesin kel Mahmut. Herkesin elması kendine.

Bu blog’larda “laylay lom’lar” yazdık, oldu. İlmi’sini de yazdık, yine oldu. Ama, “hepsi de bir tutuldu.” Kıyametler buradan koptu. Halbuki hesaplarda yoktu. Adisyon gelmiş. Birileri, “nakli yekunu” yemiş. Tutturmuş “bu hesap yüklü.” Ben ödemem bu yükü! “Kim yedi len bunu?!” Yiyen, miyen yok. Adisyonda, hesap bakiyesi, öbür sayfaya geçilirken “nakli yekun” denir ve miktarı yazılır. Onu kastediyor olmalı. İşte, o hesap! Nakli yekun yenir mi be yau?! Gözün doymamış senin. Adisyonu da ye bari!

Taşıma su ile değirmen dönmez dedik. Şevkle yazdık çizdik, heyecanlandık. Aaa, bir de etrafımıza bakındık, bir arpa boyu yol gitmemişiz. Vurduk kendimizi bloglarda sefaya. Vur patlasın, çal oynasın anasını satiym. Kahvaltılara çağırdık. Blog buluşmalarında toplandık, kahvelerde fal baktık, lüks otellerde konakladık, çayır çimen gezdik, çimenlerde yuvarlandık, halvetler olduk, bu günlere geldik.

Kıt’a dur! dedik. Baktık ki, birisi durmamış, hala yürüyor. “Kadırgalı, sen de dur” dedik, böylesi durdurabildik. Bunca yıl “nasıl yazar olunur” diye diye, Blog kapısını “Habur sınır kapısına” çevirdik. İşi olmayan da daldı içeriye. Nasıl köşe yazarı olunur diye kafalar patlattık. Şarkılar söyledik “ Ellere var da bize yok mi?!” diye. Milletin burnundan getirdik.

Ama önce kariyer dedik. Hiç bunun üzerinde durmamıştık. Ham meyveyi, dalından koparmazlar bilirdik. Koparılsın diye diye sıralar olduk. “Laylay lom salıncaklarında” sallandık. Elaleme küfür ede ede, büyüyeceğiz sandık. Elin oğlu n’aptı? Malı götürdü. Hepimizin gözleri önünde: “Sessiz ve derinden.”

Kim o eloğlu? Bir kariyer sahibi. Hukukçu. Ulusal TV’ lerin danışmanı. 3 yıldan fazla Akşamın köşe yazarlığını yaptı. TV’ lerde ses getiren programlar yaptı. Gönüllü olarak sivil toplum örgütlerinde çalışıyor. Pek çok sosyal konularda uzman. Pek çok gazetelerde yüzlerce makalesi var. Şimdi de, milliyet.com.tr yazarı. Gülgün Karaoğlu ile aynı sayfadalar. (Teferruatı kendi blog sayfasında)

Kendisi ile röportaj yapma fikrime sıcak baktı Cengiz Bey. “Suallerini yolla” dedi. Sonra da aşağıdaki gibi gelişti. Kendisine teşekkür ediyorum.

1- Şimdiye kadar size, en enteresan olan soru neydi?

1)Apartmanda üst katta oturan komşum güvercin besliyor. Bundan çok rahatsızım. Komşuma Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne dava açmak istiyorum. Açabilir miyim?

2- Görüyoruz. Basında, iş arkadaşları arasında zaman zaman arkadaşlıklar aşka dönüşüp, evleniyorlar. Bizim blog dünyamızda ise, tek bir nişanlanma bile yok. Neden olabilir?

2)Şu ana kadar olmaması bundan sonra da olmayacağı anlamına gelmez. Olursa biz de hayırlı olsuna gideriz.

3- Evlilik sözleşmesi şart mı?

3)Ben evlilikte aşkın ve romantizmin çok önemli olduğuna

inanıyorum. Bu nedenle evlilik sözleşmesine çok sıcak bakmıyorum. Ama taraflardan birisi evlilik sözleşmesi yapmayı düşünüyorsa ve bunu kafasında sorun haline getirdiyse daha evlenmeden bunların konuşulmasında yarar var. Çünkü eşler ne kadar içten ve açık yürekli olursa o evlilik o kadar sağlam ve güçlü olur.

4- Köşe yazarlığı, yazılı basında neden gözdedir?

4)Düşüncelerinizi toplumla paylaşma olanağı verdiği için

olabilir.

5- Nasıl yazar oldunuz?

5)Yazmak ve okumak benim için vazgeçilmez bir tutkudur.

Yazmak ve okumak aynı zamanda kendimi bulabilme yoludur. En büyük idealim de başka insanların yaşam kalitelerine katkıda bulunmaktır. Bunu yapmanın en önemli yollarından biri de sizin de yaptığınız gibi bilginizi başkalarıyla paylaşmaktır. Halen bir günün en az dört saatini yazmak için ayırıyorum.

6- TV. Danışmanlıklarınız sırasında en çok avukatlığınız mı ağır bastı, yoksa medyacılık içgüdüsü mü yoksa yazarlık tarafınız mı?

6)Bunların tümü etkili olmuştur. Medyada danışmanlık için medyayı da iyi tanımak gerekiyor.

7- Sizin için, taciz edilenlerin, dayak yiyenlerin, yanlış ameliyat edilmiş, hakir görülmüş insanların hamisi diyorlar. Bu genç yaşta bu hassaları nasıl kazandınız?

7)Estağfurullah, ben asla kendimi hami gibi göremem. Ama yaşanan toplumsal sorunlara duyarlıyım. Bu sorunuzu bir şiirimden aldığım alıntıyla yanıtlamak isterim;

***

<ı>Annem demişti bana büyü artık

<ı>Sen dayanamazsın oğlum

<ı>Ezilen çiçeklerin acılarına

<ı>Bu yufka yüreğinle

<ı>Ve bir yanın çocuk kalmış

<ı>Ama her yanını sarmış o çocukluğunla

8- İyi bir boşanma avukatı olduğunuz biliniyor. Yüzde hesabı ile tarafların anlaşmazlık nedenlerini genelde seyri ne oluyor

8)Diğer meslektaşlarımdan hiçbir farkım yok. Onlar ne yapıyorsa ben de aynısını yapıyorum.

Biz bu konuda bir araştırma yaptık. 780 kişiye ne den boşanmaya karar verdiklerini sorduk. İşte yanıtları

%30 aldatma , %20 cinsel uyumsuzluk , %14 Ekonomik nedenler, 17 Aşkımız bitti. Çok iyi bir insan ama artık onu sevmiyorum, % 19 (Şiddet, hakaret küçük düşürme, değer vermeme, yalan söyleme, cimrilik, alkol, kumar ve somut hiçbir neden gösteremeyenler.

9- Kısaca sanal alemi tarif eder misiniz? Sanal alemin ötesi var mı? Varsa neresinde durmak gerekir? Gerekmediği zaman ne yapmak, nerede olmak lazımdır?

9)Sanal alem aynı zamanda bir düşünce alanıdır. Ve sınırsızdır. Nerde durmak gerektiğini her insan kendisi karar vermeli. Sahip olduğumuz her şey önce bir düşünceydi.

10-Bizim gibi özgün sitelerinde, nişanlanmalar bile vaki değil. Sanallık engelliyor mu? Yahut sebebi nedir?

10)Bu sorunun cevabını ben de merak ediyorum. Ben de size sormuş olayım. Sizin deneyiminiz benden çok daha fazla.

11- Çok yönlü olduğunuz belli. Sonradan kazanılmış bir haslet mi?

11)Çok teşekkür ediyorum. Yaşam büyük bir armağandır. Yaşamakla canlı kalmak arasında en büyük fark, yaşamın farkında olmaktır. Yaşamın kıyısında gezinmek yerine içinden geçmeyi tercih ediyorum.

12- Blog yazarlığından, milliyet.com. tr’ ye yazar olarak, yatay mı, dikey mi, uçarak mı geçiş yapmak lazım?

12)Bütün eğitim hayatım boyunca geometrim çok kötüydü. Bu nedenle bu soru bana zor geldi. Bana göre önemli olan nerede olduğunuz değil, ne yaptığınız. İyi şeyler yaparsanız, bu mutlaka fark edilecektir.

13- Yazar nasıl olunur? Bir yere kapılanmak için, torpil şart mı?

13)Ben bun inanmıyorum. Artık internet denilen bir mucize var. Yeter ki yazdıklarınız okunmaya değer olsun.

14- Yazar olacaklara tavsiyeniz?

14)Ben kendimi bu soruya cevap verecek kadar donanımlı hissetmiyorum. Ama yaşam koçluğun eğitimi almış birisi olarak, “Hayaliniz ne olursa olsun ‘yapabilirim’ der ve yeterince emek verirseniz başaramayacağınız hiçbir şey yoktur” diyebilirim.

15- Köşe yazarı, hangi nitelikleri taşımalı?

15)Bence yazdığı konularla ilgili olarak yeterince bilgi sahibi olmalı. Çok okumalı ve araştırmalı. Her türlü gelişmeyi izlemeli. Çünkü yazmak büyük bir sorumluluk ister.

16- Blogları tetkik ettiniz mi? Klase edersek, etap etap genel düzeyimiz nedir?

16)Blogları zaman zaman okuyorum. Harika yazılar var.

17- Geleceğin gazeteciliği, kağıttan değil de, internette devam edeceği savının söylemi, erken mi?

17)Biraz erken olabilir. Ama internet çok hızlı gelişiyor.

18- Yazılı basındaki köşe yazarları ile blog’daki yazarları mukayese edersek, hangi taraf ağır basar?

18)Kendimi bu konuda bilirkişi olarak göremem.

19- Ulusal gazete köşe yazarları içinde, de-da’ları ayırt edemeyip yanlış kullananlar var. Buna, noktalama işaretleri de dahil. Böylelerinin, kariyeri mi zayıf, dil bilgileri mi?

19)Kendimi gazeteci olarak göremediğim için bunları değerlendirmek bana düşmez.

20- Her yazarın, her editörün kitabı olmalı mı?

20)Hayır. Ben böyle düşünmüyorum.

21- Blogda yeni bir yazar görünce “hoş geldiniz” diyoruz, sonra da sırtımızı dönüyoruz. Bu bir gariplik mi? Neden?

21)İletişimin sürmesinin önemli olduğunu düşünüyorum. Belki bir araya gelebilmenin yollarını araştırmak gerekir.

22- Basın-yayın gelenekleri yaygın ve kuramlaşmıştır, bilirsiniz. Bloglarda neden geçerli değil? Halbuki blogcular, basına meyyal olmasına rağmen

23)Dediğim gibi bu değerlendirmeleri yapmak bana düşmez.

23- Yazarlar kitap bastırmak istese, kendi hesabına mı, yayınevi marifetiyle mi bastırması daha ekonomiktir.

23)Her ikisi de olabilir. Mümkünse yayınevi tarafından basılması daha doğru olur. Ama bu mümkün olmuyorsa kendisi de bastırabilir.

24- Yeni bir kitabın tanıtılması, bilinen yolların dışında başkaca bir yönteminiz var mı? Yahut nasıl olmalı?

24)Kitap tanıtımı ile ilgili olarak benim bir çabam olmuyor. Bu çalışmayı yayınevi yapıyor.

KİTAPLARI

1)1997 yılında “ŞİMDİ TAM ZAMANI” isimli şiir kitabı ULUSAL YAYINLARI

2)Ulaşım sorunun irdelendiği “KIRMIZI IŞIKTA SON TANGO” adlı kitabı 1998 yılında ÇINAR YAYINLARI

3)Kadın haklarının, Boşanma öykülerinin, kadın erkek ilişkileri konusunda araştırmalarının, ünlü ve başarılı kadınların başarı öykülerinin yer aldığı “SOLMA KARDELEN” adlı kitabı

2002 yılında BEYAZ YAYINLARI

4)İnanılması güç gerçek öykülerin yer aldığı “PES DOĞRUSU” adlı öykü kitabı 2004 yılında EPSİLON YAYINLARI.

5)”MUTLU OLMAK İÇİN EVLİLİĞİN ŞİFRELERİ “ adlı kitabı 2009 yılında TRUVA YAYINLARI.

6)İKBAL GÜRPINAR İLE BİRLİKTE YAZDIĞI ”AŞKIN BİR YÜZÜ”ADLI ROMANI HAYAT YAYIN GRUBU POPÜLER YAYINLARI 2010

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Köşelerde yazmak gibi bir derdim olmadı.İlgili arkadaşa hayırlı olsun.Ama ben çat pat okuma yazma bilen Dereköylü Dursun emminin yazdıklarımı okumasını isterdim.Bunu nasıl sağlayabilirim?Dereköy'ün girişine bir pano mu yaptırsam acaba?Gerçekten bu konuda çok istekliyim.Çizmemi giyip elimde yazılarım dağlara çıkmayı bile düşünüyorum.

Kerim Korkut 
 19.12.2010 9:53
Cevap :
Hımm. Anlaşıldı. Benim kafadansınız. Tebrikler. Beğendim düşüncenizi. Herkesler, herkeslerden haberi olsun istersiniz. Kolayı var. Kendinizin, beğendiğiniz bir başkasının bloğunun çıktılarını koltuğunuzun altına alırsınız. Sırtınıza da seyyar bir merdiven. Daha önce köyün girişine yaptıırılmış arkalı önlü camlı camekan tablanın kapağını açar, merdiveni dayar, raptiyelerle kağıdı oraya çakar. sakarlık yapmadan merdivenden inersiniz. Gönül rahatlığı ile köyüme bir eser kazandırdım dersiniz. manevi bir haz duyarsınız. Buraya kadar iyi. Bu insanlar, minnacık çıktı yazısını nasıl okuyacaklar? Merdiveni orada bıraksanız dahi, kim çıkacak zahmet buyurup. Gel en iyisi mi, bana bir adres verin. Arkadaşlara da söyleyelim. Kütüphanesinde ne kadar köye yarayışlı olabilecek kitap varsa, yollasınlar Muhtar emminin odasına. Tabak-çanak rafları vardır evlerin. Oraya dizsinler. Okuma salonları açsınlar gelen geçene. Ne dersiniz? Kitap isterseniz, bir adres verin, kargo ile yarın hemen yollayayım.SLM  19.12.2010 17:55
 

Yüreklendirdiniz teşekkür ederim. Neden olmasın değil mi?

Dilek Yaka 
 18.12.2010 0:41
Cevap :
Aynen "üle" Selam ve sevgiler  18.12.2010 20:09
 

Sayın Muzaffer Cellek, siz kalemi güçlü değerli bir yazarsınız. Benimle yaptığınız röportaj ve yazdığınız yazınızdan dolayı çok teşekkür ediyorum. saygılar sunuyorum. Başarılarınızın devamı diliyorum. Hakkımda yorum yapan arkadaşlara da teşekkür ediyorum. Hoşbulduk diyorum. Cengiz Hortoğlu

Cengiz Hortoğlu 
 16.12.2010 16:52
Cevap :
Meslekte (Gazetecilikte) bir hiyerarşi vardır. Meslek işbirliği.. Ve de usta bellenen kimselere saygı. İşte ben de, ustamın, hakkımda gösterdiği iyi dilek ve temennileri karşısında yorum yapmıyor, susuıyor, söylediklerini saygıyle karşılıyorum...  16.12.2010 17:59
 

Bu kadar donanımlı, kendini yetiştirmiş yazarların arasına kabul edilmekten mutlu, varolma savaşı vermem gerektiği için de endişeliyim :)... MUTLU KALIN..

Dilek Yaka 
 15.12.2010 11:57
Cevap :
"Ha gayret" derim. Başarırsınız. Zaten de başarılısınız. Selamlar. Teşekkürler  15.12.2010 13:00
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1616
Toplam yorum
: 3879
Toplam mesaj
: 498
Ort. okunma sayısı
: 885
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster