Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ekim '13

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
1142
 

Bir "sivil" darbe(!?), Türkiye'de "askeri" darbe geleneğinin sonunu getirdi - 1

Bir "sivil" darbe(!?), Türkiye'de "askeri" darbe geleneğinin sonunu getirdi - 1
 

28 Şubat'ın, Türkiye'nin yaşadığı "son darbe" olduğuna ben de inanıyorum


ŞEKLİ  VE AMACI NE OLURSA OLSUN "ASKERİ DARBELER" TÜRKİYE'NİN KADERİ OLMAKTAN ÇIKMIŞTIR ARTIK...

Başlarken...

Yazdığım bloglarda, yeri ve zamanı gelince şu ifadeyi sık sık kullanırım  :

"Geçmişi bilmemek, günümüzü anlamakta bizi zora sokar; günümüzü iyi anlayamadığımız için de geleceğe yönelik sağlıklı önerilerde bulunamayız"

Bu nedenle, özellikle genç arkadaşlarım için geçmişe ait bazı hatırlatmalar yapacağım; geçmişi bilen yaşı biraz daha ilerlemiş arkadaşlarımın da bilgilerini tazelemeye çalışacağım...

x  x  x

Türkiye'deki "askeri darbe"lerin amacı, "durumdan vazife çıkararak" mevcut  hükümeti devirmek suretiyle iktidarı ele geçirmek ve yeni hükümet kuruluncaya kadar askeri bir yönetimle ülkeyi düze çıkarmak(!?) şeklinde olmuştur...

Şimdi, özellikle genç arkadaşlarıma, çoğunun yaşamadıkları ancak okuyarak öğrendikleri Türkiye'deki askeri darbeleri ve darbe girişimlerini, kısa açıklamalarla sıralamak istiyorum.

 * Sıralamanın en başına, M.Kemal Atatürk'ün önderliğinde  gerçekleştirilen ve bazı tarihçilerimizin Fransız İhtilali'nden esinlenerek "Anadolu İhtilali" dedikleri "siyasi ve toplumsal değişim ve dönüşüm hareketi"ni koymakta bir sakınca görmüyorum.

Devrim kavramının içini tıka basa dolduran bu hareket, her ne  kadar bir Kurtuluş Savaşı ile özdeşleştirilmiş olsa da, temelde Osmanlı Hükümeti'nin başarısız siyasi yönetimine karşı yapılmıştır.

Bu ihtilal ya da devrim de, bir nevi "durumdan vazife çıkarmak" şeklinde başlamıştır. Vazife çıkarılan "durum" da, M. Kemal(ATATÜRK)ün, 19 Mayıs 1919'da gördüğü ülkenin genel durumudur.

* 1957-1958 : Bir grup subayın, mevcut hükümete komplo hazırlamak suçundan tutuklanması da, bir darbe girişimi olarak değerlendirilmiştir.

* 27 Mayıs 1960 : Fransız İhtilali'nin esintisi, hala hissedilmiş olmalı ki bu askeri darbe de "İhtilal" olarak da adlandırılmıştır...Bu darbeyi yapanlar, gelecekte başka bir darbe daha olmayacağını düşünmüş olmalılar ki, 27 Mayıs gününü "milli bayram" havasına sokmuşlardır. Ama 5000 subayın emekli edilmesi, halkın tepkisini çekmiştir. Bu bayram da, zaten birkaç yıl sonra kaldırılmıştır.

* 22 Şubat 1962 : Başarısız ama sarsıcı bir darbe girişimi oldu. Amacı, 27 Mayıs darbesinin yeterli görülmemesi üzerine, ordu içindeki 27 Mayısçıları tasfiye etmekti.  Darbe girişiminin eylemli olarak başladığı sırada, taraflar değiştiği için darbeyi başlatan Harp Okulu Komutanı Talat Aydemir, kan dökülmemesi için sağduyulu davranmış ve darbe girişimini durdurmuştur...Bu darbe girişimi, "ayaklanma" olarak da adlandırılır.

* 20-21 Mayıs 1963 : Bu da başarısız bir darbe girişimi oldu. 22 Şubat darbesinin bir devamı idi. Bu darbe de bir önceki gibi "ayaklanma" olarak adlandırıldı. Kabak, Harp Okulu öğrencilerinin başında patladı; iki devre(1963 ve 1964) öğrencileri okuldan atıldı. Darbe girişimini yapan Harp Okulu Komutanı Kurmay Albay Talat Aydemir ve arkadaşı Kurmay Binbaşı Fethi Gürcan idam edildi..

* 20 Mayıs 1969 : Emir komuta zinciri İÇİNDE başlatılan ama devamı gelmeyen bir darbe girişimidir. Amacı, Celal Bayar ve arkadaşlarının siyasi haklarının geri verilmemesi idi..

* 9 Mart 1971 : Emir komuta zinciri DIŞINDA, tarafları arasında uyum sağlanamayan başarısız bir askeri darbe girişimi.

* 12 Mart 1971 : Emir komuta zinciri İÇİNDE  mevcut hükümeti istifaya zorlayan bir askeri müdahaledir. Verilen muhtıra sol karşıtı bir içerik taşıyordu. Kurum ve kuruluşlarda ve evlerde sol içerikli yayınlar arandı ve toplatıldı.( Bu arada ben de, 20-25 kitabımı çöp bidonunda yakmak zorunda kalmıştım). Müdahale başarılı oldu ve hükümet değişti.

* 12 Eylül 1980 : Başarılı bir askeri müdahale oldu. Sağ ve sol görüşler arasındaki çatışma durduruldu. Bu askeri müdahalenin başarısı, bana göre yalnızca 1 gün idi...O günlerde, darbe lehinde olanların söylemi ile "ülkede akan kan durdu"...Ama, darbenin yarattığı siyasi ve sosyal ortam, belki de günümüzde beğenilmeyen koşulların başlamasına neden oldu...Toplam 3000'e yakın subay ve astsubayın ordu ile ilişkisinin kesildiği söylendi.(27 Mayıs darbesinde 5000 subay emekli edilmişti; EMİNSU'lar),

Bu askeri darbe aynı zamanda, Türkiye'de, "Türk-İslam Sentezi" şeklinde farklı bir siyasal ve sosyal yapılanmanın yolunu açmıştır.(12 Eylül Askeri darbesini konu eden bir sonraki bloğumda bunun ayrıntılarına değineceğim)

* 28 Şubat 1997 : Durumdan vazife çıkaran Türk Silahlı Kuvvetleri, mevcut hükümetin yönetiminden  duydukları memnuniyetsizliği, Milli Güvenlik Kurulu içinde seslendirmeleri şeklinde başladı...Darbenin bu şekil başlaması onun "postmodern darbe" olarak adlandırılmasına neden oldu..Zamanın Genelkurmay Başkanı, 28 Şubat Süreci'nin 1000 yıl devam edeceğini söyledi.

Bunun anlamı, bana göre, askerlere ve sivil yöneticilere "dikkatli olun, bu sürecin çizgisi dışına çıkılırsa, "mevcut durumdan yeni vazifeler çıkarılabilir" şeklinde bir uyarı idi adeta...

Öyle de oldu...

* 27 Nisan 2007 : Genelkurmay Başkanlığı tarafından, Cumhurbaşkanlığı seçimi dolayısıyla yapılan basın açıklaması, 28 Şubat sürecinin devam ettiğini hatırlatır gibiydi. Bazı siyasetçi ve gazeteciler tarafından "askeri muhtıra" olarak da adlandırılan bu bildiride, laikliğe vurgu yapılıyor ve sivil yöneticilere bir anlamda "hizaya gelin" deniyordu.

Bildiri, internet aracılığı ile yapıldığı için, bu açıklamaya da "e-muhtıra" dendi...Bu adlandırma da, "postmodern darbe"den sonra, darbelere ve darbe benzeri girişimlere verilen ikinci bir adlandırma oldu(Geleneksel darbe kültürümüze bir katkı yaptı!)

* Ergenekon ve diğerleri : 25 Temmuz 2008'de, bazı somut ve soyut bulgulara  ve bazı eylemlere dayanarak başlatılan "Ergenekon davası",  akla hayale gelmeyecek askeri darbe, darbe planları ve eylem senaryolarının ortaya çıkmasına neden oldu...

Geçmişi 2000'li yıllara dayanan Ergenekon örgütü ile ilgili ya da onun dışındaki bazı darbe planları  ve eylem senaryolarından bazıları şunlardır(Görsel ve yazılı basından derlenmiştir):

28 Şubat askeri darbesi ve Balyoz darbe planı, Ergenekon içinde mütalaa edilebilmektedir...Balyoz darbe planının ise, 28 Şubat'ın başarılı olmaması düşüncesine dayandığı iddia edilmektedir. Bunlarla ilgili olabilecek plan ve senaryolar da şunlardır :

Balyoz darbe planı ile ilgili eylem safhaları; Çarşaf, Sakal, Suga ve Oraj((bundan pek emin değilim; yanlış aktarmış olabilirim. Ama notlarımda böyle yazmışım)

Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz, Eldiven, İrtica ile mücadele eylem planı...(çok karışık bir dava, bunlar müstakil mi, yoksa bir başka planla bağlantılı mı pek çözemedim)

NOT : Şu darbe bolluğuna bakın. Anlaşılan Türkiye, darbe ile yatmış darbe ile kalkmış...Askerler boş zamanlarında -belki de mesai saatlerinde-  sürekli darbe planları ve darbe senaryoları hazırlamışlar sanki!

AKP''nin, "laikliğe aykırı fiillerin odağı haline geldiği" gerekçesiyle, kapatılma davasının sürdüğü günlerde(2008 yılı), Brooking Enstitüsü ve Sabancı Üniversitesi'nin ortaklaşa düzenlediği konferansta konuşan eski ABD Dışişleri bakanlığı Müsteşarı Nick Burns, AKP'nin kapatılma davasını değerlendirirken, "Türkiye'nin modern, demokratik, laik ve sivil yönetimin hakim olduğu bir ülke olmasına destek vermeliyiz" demişti.

Daha sonra da, kendisine, "Anayasa Mahkemesi'nden bir kapatma kararı çıkması halinde, bunu askeri darbeyle aynı seviyede mi değerlendirirsiniz?" şeklindeki bir soruya da "Evet" yanıtını vermiştir. İlave olarak da, Türkiye'de, 1970 ve 1980'lerdeki gibi "açık darbe için" zemin bulunmadığını da söylemiştir.(1)

Bu sözlerin, eski de olsa bir ABD bürokratı tarafından söylenmiş olmasının üzerinde durmak gerekir. Bilindiği gibi, Türkiye'de meydana gelen askeri darbelerin hemen hemen hepsinin altında ABD parmağı aranır. Bu düşünceye ben de katılıyorum. Bu konuda yaşanmış tecrübelerim de vardır.

Ancak, bir  ABD yetkilisinin yukarıdaki sözlerinden, her darbede parmağı olduğu söylenen ABD, bana göre tercihini AKP hükümeti yönünde yapmış ve bu hükümetin askeri darbelerden korunmasına karar vermiş ve bunun gereğini de yerine getirmiştir....

ABD'nin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a ve AKP Hükümeti'ne yaptığı "kıyak", bloğumun "ana başlığında) gizlidir...Bunu da ileriki zamanlarda ayrıntıları ile açıklamaya çalışacağım(doğru ya da yanlış)

Bu bloğumu M. Kemal Atatürk'ün, konumuzla ilgili bir sözü ile noktalamak istiyorum.

"BAYLAR, KOMUTANLAR ASKERLİK GÖREV VE GEREKLERİNİ DÜŞÜNÜRKEN, KAFALARINI SİYASİ DÜŞÜNCELERİNİN ETKİSİ ALTINDA BULUNDURMAKTAN SAKINMALIDIRLAR. SİYASİ DURUMUN GEREKLERİNİ DÜŞÜNEN BAŞKA GÖREVLİLER BULUNDUĞUNU UNUTMAMALIDIRLAR(2)

cdenizkent

------------------------   :

(1) Milliyet.com.tr ve diğer günlük gazeteler, 9 Mayıs 2008

(2) M. Kemal Atatürk, SÖYLEV, Cilt I - II, s. 244(Basıma hazırlayan Hıfzı Veldet Velşdedeoğlu, İstanbul: 1999)

VEHBİ MERİÇLİGİL bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Derinlemesine incelenmiş bu darbe kronolojisinde dikkat çeken aralarda yaptığınız yorumlar...Önemli bir yazı gerçekten.

Kerim Korkut 
 09.11.2013 20:03
Cevap :
Merhaba Kerim kardeşim...Önce teşekkür ederim...Umarım bloglarınıza yaptığım- bana göre doğru- yorumlar için bana gönül koymuyorsunuzdur...Size, bir büyüğünüz olarak, yaşam tecrübelerimi aktarıyorum...Benim yazı dizime gelince; daha devam edecek ve daha ilginç şeyler okuyacaksınız...İyi tatiller ve selamlar.  10.11.2013 12:18
 

Sayın yazar en baştan yazınızı değerlendirecek olursak Atatürk'ün Türkiye için yaptığı girişim darbe değildir. Nedeni ortadadır ülke tümüyle işgal gücleri tarafından işgal edilmiştir ve bunun adıda düşmana karşı mücadeledir. İkincisi, dikkat ederseniz darbelerin çoğu 1960'tan sonra başlıyor yani Türkiye NATO'ya girdikten sonra Türkiye üzerine oynanan oyunlarda büyük bir artış gözleniyor. Bunun yegane sebeblerinden biride o dönemlerde Dünyada iki kutuplu küresel güclerin Türkiyeyi birbirine kaptırmamak için verdikleri bir mücadele vardır. Olayı bir de bu gözle değerlendirin isterseniz. Tabi bütün bu darbelerin arkasında olan ABD her zaman diğer küresel güce karşı başarılı olmuştur. Gelelim sivil darbeye. Dünyadaki iki güçten biri yıkılınca ortada kalan Türkiye ye ABD'nin artık ihtiyacı kalmamıştır. Tek yapılacak olan şey İsrailin istekleri doğrultusunda bu bölgedeki planların yeniden gözden geçirilmesidir. Bu plan doğrultusunda Türkiye'de yeni darbeci AKP'dir.

Hasan Yüksel 
 29.10.2013 10:55
Cevap :
Merhaba Hasan bey...Önce yorumunuz için teşekkür ederim. M. Kemal'in Anadolu hareketi, önce başarısız ve yeteneksiz Osmanlı ya da İstanbul Hükümeti'ne karşı bir vaziyet almakla başlamıştır. Bu kesindir. Bunun nedeni de M.Kamal'in Samsun'a çıktığında gördüğü ülkenin fotoğrafıdır...M. Kemal, Samsun'a çıktığından, Birinci İnönü Savaşının başladığı zamana kadar geçen 2 yıllık süreyi(20 Ay)Omanlı Hükümeti'ne karşı, tavır almakla sürdürmüş ve Osmanlı Hükümeti'nin yetkilerini almak için önce yeni bir hükümet kurulmuş ve bundan 9-10 sonra da Kurtuluş Savaşı'nı başlatmıştır....ABD'ye gelince,bence tam tersi; durum on yıl öncesinden çok farklıdır.Şu anda Türkiye, 10 yıl öncesinden çok farklıdır. Türkiye artık,siyasi ve ekonomik gücüyle, bölgede "etkilenen" değil "etkileyen" bir ülkedir. Bana göre, Amerika, Türkiye'ye muhtaçtır. ABD, bölgedeki hiçbir projesini Türkiye'nin olurunu almadan yürütemez...Bu blog serisi epeyce sürecek; eğer okursanız yararlı olacağını düşünüyorum...Selamlar.  05.11.2013 14:12
 

Genelde yazıyı oldukça objektif ve iyi bulduğumu söyleyebilirim. Elinize sağlık ancak sizden farklı olarak kapatma davası sürecindeki ABD nin tutumunu AKP lehine yapılmış "kıyakçı" bir tavır olarak değil, daha çok objektif ve hukuka saygılı bir tavır olarak değerlendiriyorum. Sevgi ve selamlarımla

Matilla 
 24.10.2013 0:35
Cevap :
Merhaba Atilla bey..."Kıyak" konusundaki düşüncelerinize bu blog kapsamı içinde katılıyorum...Ben de darbelere karşı olan bir kişiyim...Mısır'daki askeri darbeye ses çıkarmayan, Suriye'deki olaylara kayıtsız kalan ABD'nin, Türkiye'ye çektiği bu kıyağın, hukuk ve demokrasi ötesindeki çıkarlarına dayandığını düşünüyorum...Buna rağmen, bazı ABD çıkarlarının bizim çıkarlarımızla örtüştüğünde bunları da elimizin tersi ile itmememiz gerektiğini düşünüyorum....Eğer, hevesim kırılmazsa, devam eden bloglarımda ABD ve Türkiye çıkarlarının örtüşmesi konusuna da sık sık değineceğim...Yorumunuza teşekkür ederim. Eğer bayramınızı kutlamadıysam, geçmiş bayramınızı kutlar, güzel günler dilerim...Selamlar.  24.10.2013 12:51
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 926
Toplam yorum
: 2425
Toplam mesaj
: 64
Ort. okunma sayısı
: 1385
Kayıt tarihi
: 11.12.07
 
 

İstanbul doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimi İstanbul'da tamamladım. İstanbul Üniversitesi'nde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster