Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Kasım '10

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
1481
 

Bir anneye saygısızlık!

Bir anneye saygısızlık!
 

Bayramın dördüncü günü annem ve kardeşim ile İstanbul Eyüp semtindeki Pierre Loti tepesine babamın mezarını ziyarete gittik. Buradaki mezarlar yokuş aşağıdır ve bazı yerlerine merdivenlerle inebilirsiniz. Rahmetli babam da Pierre Loti kahvesinin biraz alt kısmında yatıyor.

Burası her zaman çok kalabalık olur. Bu nedenle de biraz daha tenha olabileceğini düşündük ve bayramın dördüncü günü babamı ziyarete geldik. Ama yanılmışız. Havanın da güzel olmasının etkisiyle hınca hınç doluydu. Zaten sınırlı sayıda olan masalarda da hiç boş yer yoktu. Zar zor boş bir sandalye bulduk ve iki masa arasına annemi oturttuk. Mezarlığa merdivenle inildiği için annem inip çıkmakta zorlandığından onu orada bırakıp aşağıya indik.

Mezarı biraz toparlayıp temizledik, suladık, duamızı yaptık ve 15-20 dakika içinde de yukarıya çıktık.

Annem onu oturttuğumuz yerin yakınındaki bir masaya oturmuştu. Yanında ise türbanlı bir kadın ve bir adam oturuyordu. Yanlarında bir de bebek arabası vardı. Önce sohbet ettiklerini zannettim. Biz gelince hemen kalktılar. Ben “aman ne güzel masa da bulduk” diye memnun olmuş bir vaziyette oturdum. Onlara da masa da yer olduğunu ve oturabileceklerini söyledim. Annem de “oturun, ayakta durmayın, lütfen” dedi. Ama karşımızdakiler soğuk bir şekilde baktılar, oturmayacaklarını söyleyerek arkalarını döndüler. Tam önümüzde bir müddet dikildikten sonra uzaklaştılar.

Onlar uzaklaştıktan sonra annem olanları anlatmaya başladı:

“Masa boşalınca, ben oturdum. Kısa bir süre sonra bu kişiler yanıma geldiler ve ‘bu masada sen tek başına oturamazsın’ diyerek beni kaldırmaya çalıştılar” dedi. Ve devam etti:

‘Ben yalnız değilim, çocuklarım aşağıya mezarlığa indiler, ben inemediğim için burada bıraktılar, birazdan gelirler’ dedim. Ama türbanlı kadının kocası sandığım kişi bana sözle saldırmaya devam etti:

‘Burası senin tapulu malın mı, sana o masayı tek başına vermezler, burada oturamazsın!’dedi.

Ben de, mezarlıkları işaret ederek, dünya kimsenin malı değil, bakın, tapulu malı olduğunu zannedenler oralarda yatıyor” diye cevap verdim. Biz böyle tartışırken birkaç genç yanımıza yaklaştı. Sanırım birlikte gelmişlerdi. Anlaşılan hepsi bir yere dağılıp, boş masa peşine düşmüşler. Gençler ‘ne oldu?’ diye sordular, o da beni işaret ederek; ‘Tek başına masaya oturmuş kalkmıyor’ dedi. ‘Çocukları gelecekmiş, mezarlığa inmişler.’ Gençler ise hiç aldırmadan; ‘Oturun ya boş verin, onlar geç gelirler’ diyerek masama oturmaları için ısrar ettiler. Bunlar da saygısızca bir şekilde oturdular.”

Evet, işte böyle. 75 yaşında bir kadını merdivenlerde zorlanacağı için aşağıya götürmedik, bir sandalyeye oturttuk, o da yanındaki boşalan masaya geçmiş ve türbanlı bir hanım ile eşi ve birkaç genç onu masadan kaldırmak için olmadık baskıyı yapmışlar. Saygısızca davranmışlar. Annem “bir ara beni kolumdan tutup kaldıracaklarını zannettim” dedi. İşin üzücü tarafı ise, Pierre Loti’ de çalışan garsonlardan birisi de olayı görmüş, ‘bir şey mi var?’ demiş, bu kişiler garsona da annemi göstererek ‘ masada tek başına oturuyor, kalkmıyor ‘ demişler. Garson ise hiç sesini çıkarmadan arkasını dönüp uzaklaşmış. Yan masada oturanlar annemi sandalyeye oturttuğumuzu görmüşlerdi. 15-20 dakika boyunca anneme yapılan baskı ve saygısızlığa duyarsız kalmışlar, müdahale etmemişler. Yani bir Allah’ın kulu çıkıp ta;

“Siz ne yapıyorsunuz, anneniz yaşındaki bu hanımı masadan kaldırmaya çalışmaya utanmıyor musunuz? Sizin annenize aynı şekilde davranılsa hoşunuza gider miydi?” Dememiş.

Anneme, “neden onlar varken bize anlatmadın?” dedik.

“Tartışmanın büyümesini istemedim” diye cevap verdi.

Tepkisiz, duyarsız, saygısız, sevgisiz ve de terbiyesiz bir toplum olmuşuz!

Ne büyük tanıyoruz ne de küçük…

Kendimizden ve çıkarlarımızdan başka hiçbir şeye önem vermiyoruz. Geleneksel değerlerimizi kaybettik. Ahlâken çöktük…

Herkes kin ve öfke içerisinde… Yüzler gülmüyor. Tatlı dile, güler yüze hasretiz. Kapı komşumuzla bile selamlaşmıyoruz. Her şeyden vazgeçtik…

Trafik kazalarında yolların kan gölüne dönmesinin bile en büyük sebebi saygısızlık, kural tanımamak ve başkalarının hakkına tecavüz etmek!

Büyüklerini saymayan, küçüklerini sevmeyen, hak- hukuk tanımayan bir toplum, önünde sonunda yok olmaya mahkûmdur…

Tülay Hergünlü

İstanbul, 20.11.2010

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Asil azmaz;bal kokmaz...Kokarsa yağ kokar;aslı ayrandır...Demişler...Asalet ve terbiye şart...Son cümleniz,herşeyin özeti olmuş...Çok ders verici yazınızda, annenizin tapulu mezarlık örneği,anlayacak kapasitede zekası olanlar için kısadan hisse...Piyer Loti Garsonları,günü kurtarmakla meşguller...Yazıklar olsun...Tülay Hanım,memnun oldum...Yazınızı önerilerime alıyorum...Size ve annenize saygılar...Selamlar...

Mesut Selek 
 22.11.2010 22:23
Cevap :
Mesut bey merhaba. "Asıl azmaz, bal kokmaz, kokarsa yağ kokar, onun da aslı ayrandır" bu söz rahmetli babamın çok sık kullandığı bir sözdü. Beni duygulandırdınız. Teşekkür ederim. Konuyu Eyüp Belediyesi'ne de ilettim ama şu ana kadar bir cevap gelmedi. Sevgi, saygı ve selamlar.  23.11.2010 12:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 495
Toplam yorum
: 631
Toplam mesaj
: 80
Ort. okunma sayısı
: 1100
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

Ankara doğumluyum. İstanbul'da uzun yıllar özel sektörde çalıştım. Halen, kayıtlı-ruhsatlı malî m..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster