Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Ağustos '09

 
Kategori
İstanbul
Okunma Sayısı
1056
 

Bir avuç İstanbul

Bir avuç İstanbul
 

Fotoğraf: Esat Sönmez


Usulca atarsınız adımınızı. Sanki bir martıyı ürkütmekten korkarsınız. Bir avuç buğday atarsınız Yeni Cami merdivenlerinde şımarık güvercinlere. Kalabalıktır Eminönü günün her saatinde. Araçlar, insanlar, yapılar, kuşlar ve çiçekçiler... Mısır Çarşısı bir başka aleme açar bütün kapılarını. Hangi kapısından girerseniz girin İstanbul'dan girer; hangi kapısından çıkarsanız çıkın, İstanbul'a çıkarsınız. Mahmutpaşa, Küçükpazar, Eminönü, Sultanhamam, Çiçekçiler Pazarı... Her kapı kalabalık ve telaşlı eski bir İstanbul'a açılır.

Mahmutpaşa ne zamandır değişmedi kimbilir? Hâlâ, çeyizini düzmeye gelen gelin adayı var o kalabalık sokaklarda. Damatlıklar, gelinlikler, çeyizlikler, sünnetlikler... Her giysinin en ucuzu buradaymış. Adı öyle duyulmuş yıllardır. O nedenle istediğiniz zaman iğne atın, yere düşmez.

Küçükpazar kapısı mis gibi kuru kahve kokusuyla merhaba der hepimize. Sokaklara daldığınızda küçük el sanatlarının neler yaratmış olduğunu da görürsünüz. Ahşaptan yer masaları, oklavalar, maşalar... İncik boncuktan çok değişik süslemeler. Sacdan sobalar, borular, ibrikler, güğümler.

Sultanhamam kapısı bir başka dünya. Daha çıkışta kolunuza girer çığırtkan tezgâhtar "Pardösü lazım mı abla?" ya da "Sünnet kıyafetleri çok hesaplı abi".

Çiçekpazarı, ne ararsanız var kapısıdır. Hint'ten, Mısır'dan, Anadolu'nun dağından tepesinden, köyünden, İstanbul'un sessiz bahçelerinden ne çiçekler gelmiştir ne çiçekler. Sebze, meyve tohumları. Seç seçebildiğin kadar. Büyük pet şişelerde her derde deva sülükleri görürsünüz. Kafesinde çaresizce öten kuşlara bakarsınız. Neyse ki artık uygun olmayan koşullarda kedi, köpek satışına izin vermiyor belediye de, o minicik kafeslerde sıcağın ya da soğunun altında işkence gören hayvanları göremiyoruz.

Eminönü kapısı denizi görür. Boğaziçi'nin sert rüzgârı bir vurur ki yüzünüze, en sıcak havada bile titrersiniz. Yeni Cami'nin merdivenlerinde her daim oturan nice insan suretlerine rastlarsınız. Hayran hayran seyrederler İstanbul'u. Güvercinler uçuşur bir senden yana bir de benden yana. Gözleri görmeyen yaşlı kadın buğday satar güvercinler için. Akşam olduğunda kazandığı paranın küçük bir kısmını torununa minicik bir hediye almakla harcar.

Burasıdır İstanbul, başka bir yer değil. Bir avuç topraktır aslında. Eminönü'dür, Sultanahmet'tir, Kumkapı'dır, Haliç'tir... Yeni Cami'dir, Muhteşem Süleyman'a armağan edilmiş Muhteşem Süleymaniye'dir. Mısır Çarşısı'dır, Kapalı Çarşı'dır. Sokakları ızgara balık, ızgara köfte kokan, adana-urfa kebabları kokan... Çarşıları baharat kokuları içinde gezilen bir avuç topraktır İstanbul aslında.

Bir zamanların Türk filimlerinde dikkatle bakın İstanbul mekânlarına. Şu gördüğünüz Eminönü iki üst geçide sahipti. Şimdilerde mazi olmuş Türk Ticaret Bankası reklamlarıyla süslenmiş iki üst geçit. İskeleler yine sıra sıraydı. Üsküdar, Kadıköy, Boğaz vapur iskeleleri. İskelelerin hemen önünde İETT otobüs durakları vardı ki, İstanbul'un bilinen ve bilinmeyen köşelerine alır sizi götürürdü. Kıyıda şimdi yerleri değiştirilen balık-ekmekçiler vardı sandalları içinde. Ama şimdiki gibi büyük değildi tekneleri, küçücük bildiğimiz sandallardı. Henüz Norveç uskumrusu da bilinmiyordu. Adamlar, yağda bir Türk palamutu, Türk uskumrusu yaparlardı ki tadına doyamazdınız. Sonraları dedikodu da çıkmıştı. Söylendiğine göre o sandallarda pişen balık köpek balığı imiş... Her neyse canım, lezzetliydi ya! Ama, artık sandallar değişti. Balıklar da Norveç'ten geliyor. Ama, yine de lezzetli. Yarım ekmek arası, bol soğanlı balık ve yanında karışık, hafif acı turşu... Elinin altında Haliç'in mavi suyu.

Nice insan geliyor çeşitli amaçlarla İstanbul'a. Ve bir daha da dönemiyorlar. Büyülüyor İstanbul insanları. Dört bir yandan ezan sesleri iniyor gölgelere. İlk duyan sanıyor ki gök yarıldı da ezan olup yağıyor. Her yan tarih içinde. Her yan bir güzel Osmanlı büyüsü.

İyi ki benimsin, iyi ki bizimsin İstanbul. Seni fethedenlere de, seni işgâl kuvvetlerinden yeniden kurtaranlara da bin dua bizden olsun.

İyi ki vardınız Hanlar Hanı Fatih Sultan Mehmet Han... İyi ki vardınız dâhiler dâhisi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

MERHABALAR..SEVGiLi ESAT BEY..! BU YAZINIZ icin * &&& *** OLTAMA TAKILANLAR *** &&& *BOLUMUNDE YAYIN icin Link VERiLDi.. * * B u T i K G a Z e T e * *Sayi - 44 - Ah güzel İstanbul -1- Kisa & Kisa * Link = * intsangaz.tr.gg/Sayi-_-44-_-Ah-g.ue.zel-%26%23304%3Bstanbul-_1_-Kisa-%26-Kisa.htm * BiLGiLERiNiZE SUNULUR..! SEVGiLER ve SELAMLAR..

Necip Köni - Adana / TR 
 01.09.2009 18:26
Cevap :
İlginize çok teşekkür ediyorum. Yazılarınızı ilgi ve beğeniyle okurken, yazı resimlerini oluşturan karakalem resimler de sizin kaleminizden çıkıyor sanıyorum. Hepsi birbirinden güzel. (Sevgi ve saygılarımı sunuyorum)  02.09.2009 8:29
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 278
Toplam yorum
: 681
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3229
Kayıt tarihi
: 26.05.07
 
 

İstanbul'un Kadıköy ilçesinde doğdum. Bir daha da Kadıköy'den ayrılmadım. İstanbul Üniversitesi, Ede..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster