Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Nisan '20

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
63
 

Bir ay önceki Ben

 Bugün 6 Nisan,

 Dünkü yazımda da aynı tarihi kullanmışım. Sanırım evde oturmaktan günleri, tarihleri karıştırmaya başladık.

 Geceler çok zor geçmeye başladı artık. Daha doğrusu geçmiyor. Gece sürekli uyanmak, uykuya dalmakta zorlanmak, terlemek, endişe etmek çok zor. Gündüz daha iyi geçiyor zaman. Çok bunaldığımda bir arkadaşımı arıyorum, biraz konuşunca rahatlıyorum. Bizler sosyal insanlarız. Öyle kimseyi görmeden yaşamak bize göre değil.

 Bu sabah kalkıp çayımı içtikten sonra gittim giyindim. Amerika seyahatimde Rose mağazasından aldığım ve daha hiç giymediğim bir elbise buldum dolabımda ve onu giydim. Şimdi deli saraylılar gibi dolaşıyorum evde.

 Bir yandan da düşünüyorum acaba tekrar Amerika'ya gidebilecek miyim? Rose mağazasına ve diğer alışveriş merkezlerine gidebilecek mıyım? Elbise alabilecek miyim kendime , sevdiklerime?

 Bir ay önceki benle bugünkü ben arasında ne çok fark var. Bir insan bu kadar kısa sürede bu kadar çok değişebilir mi?

 Bir ay önceyi düşündüm. 6 Mart tarihini. 7 Mart Büyük torunum Ural'ın, 8 Mart ise Amerika'dakı kızım Burcu'nun doğum günü. 7 Martta Ural İzmir'de değildi. İzmir Amerikan Kolejinde okuyor torunum. Bu yıl sınav kazanarak girdi. Bir yandan da bu kadar zahmetle girdiği bu okulda şu anda eğitim yapamadığı için üzülüyorum. Gerçi internet üzerinden eğitim yapıldığı söyleniyor ama okulda okumaya benzer mi hiç.

 Bir ay önce bugünlerde Ural okul grubu ile İsanbul'da bir robot yarışmasına gitti. Sanırım çocukların katıldıkları son aktivite oldu  bu olay. Biz de 7 sinde olan doğum gününü dönüşü olan günlere erteledik. 

 9 Martta kutladık Ural'ın doğum gününü. Bu bizim ailece kutladığımız son doğum günlerinden biri oldu.

 O günlerde dünyanın uzak ülkelerinde insanların bugünlerde bizim çektiğimiz azaplara benzer olayları yaşadıklarından haberimiz oluyordu ama biz ciddiye almıyorduk. Nasılsa bize ulaşamazdı bu hastalık.

 O günlerde Ebru ile Kemeraltına gidip aldığımız bilezik bileğimde. Hiç çıkarmıyorum.Arada çok sıkıldığımda, umutlarım azalmaya başladığında bileğime bakıyorum.Ve düşünüyorum.

 Bir gün herşey bitecek ve biz gene Kemeraltına gideceğiz o çok beğendiğimiz küpeleri alacağız.

Olur mu acaba????*

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 825
Toplam yorum
: 1069
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 1020
Kayıt tarihi
: 26.04.11
 
 

Ben emekli bir iktisatçıyım. 21 yıldır bir sanatçı annesiyim. Küçük kızım klasik müziğe eğilim gö..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster