Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ekim '08

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
5000
 

Bir babanın kızına mektubu

Bir babanın kızına mektubu
 

Hayırlı yolculuklar


Sevgili Kızım

Sana günler, aylar ve hatta yıllardan beri kısmen söylemiş, kısmen söyleyememiş olduğum bazı şeyleri; Baba ocağından, kendi ocağını tüttürmek üzere yapmakta olduğun bu ilk yolculukta, baba sesiyle kulaklarında daimi bir yankı yapsın diye, uçakta okuman için, bu mektubumla söylemeye çalışacağım.

Şu anda, meçhule giden gemi misali, son derecede karmaşık duygular içinde, ömrün boyunca aydınlık olmasını dilediğim bir ufka uçmaktasın. Bu karmaşık duygularla, sanki ruhun bedeninden ayrılmış, boşlukta sallanır gibisin. Gideceğin yerde seni bekleyen ortama tamamen yabancısın. Karşılaşacağın güçlükleri sabır ve metanetle yeneceğine kani olduğum kadar, namus ve iffetini de kimsenin şüphe etmeyeceği şekilde koruyacağından eminim.

Ancak; çok genç ve deneyimsiz olduğun için, sana bazı tembihlerde bulunma ihtiyacı duydum...

Bu güne kadar hayat arkadaşı olarak seçeceğin, arzuna uygun biriyle karşılaştığını sanmıyorum. Varacağın yerde, gençliğin ve güzelliğin nedeniyle sana kur yapacak yığınla erkek olacaktır. Bunların hepsini kötü niyetli olarak nitelendirecek değilim. Ancak; içlerinden bir kısmı, senin kalbini kazanıp, kötü emellerine alet etmek isteyebilirler.

Hatta bu emellerini gerçekleştirmek için bir takım tuzaklar da hazırlanabilir.

Bu tuzaklara düşmemek için olgun ve güvenilir aile muhitleri dışında, genç arkadaşlar tarafından tertiplenen içkili eğlencelerden uzak kalasın.

Senin bir manastır kızı gibi, herkesten uzak kalmanı arzulayacak değilim. Gayet doğal olarak, düğün, nişan, balo, konser, sinema, tiyatro gibi resmi eğlencelere katılacaksın. Hatta bu gibi eğlencelerde, fazla olmamak kaydıyla alkol dahi alabileceksin. Ama gayri resmi, genç ve bekâr arkadaşların tertiplediği içkili eğlencelere, niteliğini bilmeden katılmayasın...

Mesleğin dolayısıyla karşılaştığın insanlar arasında, sana hakikaten iyi niyetlerle yaklaşan ve ilgi duyan samimi ve dürüst kişiler de olabilir. Gayet tabii ki ömür boyu beraber olacağın eşini, kendi arzu ve isteğine göre seçmekte özgürsün. Ancak; Seçeceğin kişi: Her bakımdan, olgun, çalışkan, kültürlü, haysiyet ve şerefine düşkün, hamiyetli, mert ve dürüst olmalıdır.

Zenginlik, şaşaa, mal ve mülk; benim önereceğim evlilikte önemli değildir. Saydığım niteliklere sahip olan kişi; her zaman için, eşine ve çocuklarına rahat bir hayat sürdürebilecektir.

İnsanın kendi alın teri ve gayretiyle edindiği varlığın zevki her zevkten üstündür.

Sana en önemli ve en büyük önerim: Eşini seçerken, kendinden üstün ve bilgili olmasına dikkat etmendir. Şunu unutma ki; Kadının mutluluğu, erkeğine güvenmede ve kendisini onun himayesine vermededir. Erkeğinden üstün olan ve erkeğine güvenmeyen bir kadının mutlu olması; kesinlikle mümkün değildir.

Eşini seçerken bizlerin onayını alacağından eminim. Ancak; Kendinden düşük tahsil ve seviyede birine kesinlikle onay vermeyeceğimizi bilmeni isterim... Bunu şimdiden zihnine yerleştirmede bence çok önemli nedenler vardır<ı>.

Senin kendi ocağını tüttürmek üzere, bizlerden binlerce km uzaklara çıkmış olduğun bu ilk yolculukta, son derecede etkili olacağını düşündüğüm ve kalıcı olmasını istediğim için, yazılı önerilerimi uçakta okuyasın diye bu güne bıraktım.

Şu anda bir babanın duygusallığı içinde bulunuyorum. O nedenle beni mazur göresin.

Kendi ocağını tüttürme konusunda maddi ve manevi bir takım sıkıntıların olacaktır. <ı>(Ben artık kendim kazanıyorum, kendi alın terimle idare etmeliyim) şeklinde bir gurur içine girmeyesin. Evlenip, torun sahibi olsan bile, annen ve baban hayatta oldukları sürece, kendi imkânları dâhilinde, evlatlarına her türlü yardımı yapacaklarından emin olasın.

Bu ocak sönmediği sürece, evlatlarına daima kucağını açık tutacak ve yardımcı olacaktır. Bundan zerrece şüphen olmadığını bildiğim halde, son derecede gururlu olduğun için bu hususu söylemekten kendimi alamadım.

Uçakta giderken açacağın bu mektupla sana hayırlı yolculuklar, ömür buyu aydınlık ve mutlu yarınlarla, görevinde başarılar dilerim.

Sana güveniyorum ve sana duacıyım benim sevgili, hanım ve kibar kızım...

Kuwait 23 Şubat 1982

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Mektubun üzerinden 26 yıl geçmiş.Dile kolay o zaman zarfında neler gelmiş geçmiştir başınızdan.Fakat mektubun genel konusu tüm ailelere örnek teşkil etmekte.Hemen hemen tüm babaların düşüncelerini dile getirmişsiniz.Kim ister ki kızının yanlış yola sapmasını. Fakat "kendinden düşük tahsil ve seviye" düşüncesinin doğruluğu tartışılır düşüncesindeyim.Babalığın verdiği emek ve duygusallık gereği olsa gerek.Kızınızın size yakışır bir şekilde yaşaması size büyük bir mutluluk veriyordur şimdi :))) Hep birlikte daha güzel günler yaşamanız ümidiyle,sevgiler,saygılar.

Murat GÜLCEK - Yakamoz35 
 11.10.2008 6:42
Cevap :
Evet Sevgili yeğenim. Kendinden düşük tahsil ve seviyede konusu tartışılır. Önemli olan insanlık ve insanın karakteridir. Onu o günlerde kızımın arzu etmediğim birine ilgi duyduğunu hissettiği için özellikle yazmıştım. Çok şükür ki kızım yüzümü kara çıkarmadı ve çok iyi bir evlilik yaparak, eşini kaybetmiş olmasına rağmen bizlere pırıl pırıl üniversite mezunu iki torun verdi. Yorumun için teşekkür eder selam ve sevgilerimi gönderirim.  11.10.2008 12:08
 

Şundan emin olabilirsiniz ki hiç bir zaman beni baba ilgisinden mağrum etmedi ve şunuda söyleyebilirim ki hiç bir zaman bana direktifler vermedi ben onun kızıydım ve onun istediği doğrultuda o söylemeden tatbik ederek yaşadım.Kızlarını iyi yetiştiren babaların öğüt vermelerine hiç gerek yoktur kızları zaten bilirler babalarının ne istediklerini sevgiyle kalın

yellow butterfly 
 09.10.2008 14:01
Cevap :
Kutlarım sizi. MAĞRUM kalmamışsınız...  09.10.2008 22:10
 

Umarım kızınızın, başta kendisi olmak üzere herkesi mutlu eden bir yaşantısı olmuştur...

ASLI AKOBA 
 09.10.2008 1:45
Cevap :
Eşini kaybetmiş olmasına rağmen; alnının teriyle kazanıp, bizleri iki tane üniversite mezunu pırlanta gibi çocuklar yetiştirerek gururlandırdı. Yorumunuz için teşekkür ederim. Saygı ve sevgilerimle.  09.10.2008 8:59
 

Bir öğreti niteliğinde,hayatı özetlemişsiniz,iyisiyle kötüsüyle.Yüreğinizdeki baba şefkati ve insan sev gisi birleşerek evlat larak gördüğünüz herkese bunu öğütlemek istemişsiniz.Ve bunu yıllardır hiç değişmeyen bir dizi gibi nesilden nesile öğütlemek gerek.Bir babanın vereceği bırakacağı en güzel miras budur.ve bulduğu en güzel hazine de buna uyan billur gibi evlatlar yetiştirmektir.Bizle özellerinizi paylaşırken ,insanca yaşamanın ne olduğunu öğretiyorsunuz bir yandan.Ve bizler de aileniz gibni olduk yazılarınızı paylaşırken ,bazen bie evat,bazen bie arkadaş,bazen bie dost gibi .İyi ki varsınız..Saygılarımla

ütopik 
 08.10.2008 21:48
Cevap :
Milliyet Blog camiasını bir aile camiası olarak gördüğüm ve benimsediğim için, yaşadığım güzellikleri; bu camia ile paylaşmak istedim. Bir babanın yıllarca emek verip büyüttüğü ve üzerinde titrediği kızını; şerefli bir mesleğe başlamak üzere uğurlayışı bence gurur verici bir duygudur. Ben bu gururu okuyucularımla paylaşıp, onlara da tattırmak istedim. Sizin bu düşüncemi sezinlemiş olmanızdan büyük bir mutluluk duydum. Saygı ne sevgilerimle.  08.10.2008 22:56
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 113
Toplam yorum
: 334
Toplam mesaj
: 77
Ort. okunma sayısı
: 607
Kayıt tarihi
: 11.04.07
 
 

6 Mayıs 1927 Simav doğumlu, İstanbul Yıldız Teknik Okulu’nun ( Bu günkü Yıldız Üniversitesi) son sın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster