Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Kuşkayası (Turgut Erbek)

http://blog.milliyet.com.tr/kuskayasi

12 Mart '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
793
 

Bir bahar havası

Bir bahar havası
 

Dün İzmir'de tam bir bahar havası vardı. Saat 16'dan sonra işyerinden çıkıp, kendimi kırlara atmak geçti içimden. Arkadaşım da benim gibi düşünmüş olmalı ki, “Hadi arabaya atlayıp kırlara gidelim, ” dedi. Bir sevinçle arabaya binip yola koyulduk. Üst üste dizilmiş konserve kutularını andıran binaları geçip, şehrin dışına çıkınca yemyeşil tepelere yöneldik...

Tam o anda bize doğru yaklaşan bir koyun sürüsüne rastladık. Koyunların arasında yeni doğmuş kuzuları görünce yüreğim bir hoş oldu. Yalpalayarak yürüyen yeni doğmuş kuzulara sarılmak, bağrıma basmak istedim. O manzarayı en son ne zaman gördüğümü düşünmeye başladım. Belleğim beni yanıltmıyorsa on yaşındaydım.

O yıl yaylada rahat, kırlarda özgürdüm. Çiçeklerle bezenmiş yeşilliklere sırtüstü uzanıp, temiz havayı ve mis gibi kokuları içime çekiyordum. Bazen de bulutlara yaklaşan tepelere çıkarak kocaman taşların arasına uzanır, o tarif edilmez sıcaklığa bedenimi yayarak gevşeyip kendimden geçerdim. Yüzümü okşayan güneşe bakarken, gözlerimin kamaşması bile hoşuna giderdi.

Taşlara tırmanan kertenkeleler beni görünce otların arasına dalar, uğurböcekleri gelip elime konardı. Çiçeklere konan arılar, otların arasında dolaşan diğer canlılar farklı güzellikler, doyulmaz melodiler yaratırdı.

Üstüme kapanan sonsuz maviliğe bayılırdım. Pamuk bulutların oluşturduğu farklı şekiller, akıllara durgunluk verecek kadar güzeldi. Karşılıklı gelen beyaz bulutlar, birbirlerini toslamak için koşan koçlar gibiydiler. Çarpışmalarından, birbirlerinin üstünden aşıp uzaklaşmalarından büyük zevk duyardım.

Burnuma dolan çiçek kokuları, etrafımda dans eden kelebeklerin güzellikleri doyumsuz bir tattı. Yanımı yöremi saran sarı ve beyaz papatyalar başlarını, günebakan gibi güneşe çevirmişlerdi. Yeşilliklerin arasında gül gibi yükselen gelincikler, halı deseni menekşeler, kırları doyumsuz bir renge bürümüştü... Hafif bir esintide kokularını yayarak, nazlı nazlı sallanışlarına can dayanmaz.

Kuzuları emzirmek, en çok sevdiğim işlerden biriydi. Kuzusunu arayan koyunun melemesi, insan ağlamasına benzer. Annesini bulmak için oradan oraya koşan kuzuların gözünden yaş geldiğini gördünüz mü bilmiyorum? Bir yanda kuzuların, diğer yanda ise koyunları sesi ortalığı çınlatırdı.

Bütün koyunlar yavrularını bulduktan sonra, kulakları sağır eden meleme sesleri bir anda bıçak gibi kesilir ve kuşların cıvıltılarından başka ses duyulmaz olurdu...

Düşlere öylesine dalmıştım ki, kolumu dürten arkadaşım kuzulara bakarak iç çekip:
"Ne köylü olabilirdik, ne de şehirli, " dedi inleyen bir sesle.

Koyunların yanımızdan geçip uzaklaşmalarını seyrettikten sonra yeşilliklere uzanıp, hayal dünyamıza daldık...

10.03.07. Saat: 02.30

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazınızı okumak 4 yaşımdan sonra bir daha gidemediğim köyümüzü anımsattı bana...Burnuma çektim mis gibi dağ havasını,dinledim minik kuzuların melemelerini;ve uzandım rengarenk çiçeklerin arasına...Ama bir baktım hala bu taş yığını şehirdeyim!Olsun hayallerimiz de yaşamımızda bir yerlerde...Elinize sağlık,saygılar!!

Burcu İLERİ 
 24.03.2007 0:21
Cevap :
Burcu Hanım; Yorumunuza çok teşekkür ederim. Hala oraları unutmadığımıza göre, yüreğimizin bir tarafı orada kalmış demektir. Selamlar, saygılar  25.03.2007 11:53
 

kullanıcı adınızda kuşkayası adını görünce dedim galiba bizim oralardan...biliyorsunuz kuşkayası Amasra ya giriş yolunun üstünde m.ö.ki dönemlerden kalma kaya üzerinde bir yapıt... İyiki öyle sanıp yazınızı okumuşum..bu gün Zonguldak ta da hava çok güzel..atmalı kendimizi dışarıya...dedirtti...

Gülden Işık 
 17.03.2007 12:58
Cevap :
Gülten Hanım, yorumunuz için çok teşekkür ederim. Tahmininiz mualesef tutmadı. Kuşkayası Kars'ın bir köyüde (kendi köyüm) bir kayalığın adı. Ayrıca çocuklar için yayımladığım üçüncü öykü kitabımın istimdir. Selamlar, saygılar...  17.03.2007 19:39
 

Yazınız çocukluğuma götürdü beni. Ben de o kırların içindeki papatya ve gelincik tarlalarında yuvarlanıp,uğur böcekleri kondurup elime 'uç uç uç böcek'li şarkılar söylerek büyüdüm. Uğur böceğinin elimden koluma kadar tırmanışı ve sonra uçması nasıl bir sevinçti anlatamam...Şimdi güneş yine tepemizde ama büyük binaların arasından göz kırpıyor...Yüreğinize sağlık, teşekkürler...Sevgiler

guguk kuşu 
 13.03.2007 23:14
Cevap :
Sevgili guguk kuşu, bir daha o yıllara yaşayamayacağımıza göre, içimizdeki çocuğu yaşatalım... Selamlar, sevgiler.  14.03.2007 9:30
 

Değil elbet o film çok ürkütücüydü. Öyle bir bahar tarif etmişsiniz ki güzel İzmir'imden, İstanbul' da baharın ne kadar geç geldiğini düşünüp burkuldum taa derinde bir yerden. Fakat İzmir' den bu kadar güzel bahar tasviri yazmak, uzaklara savrulmuşlara büyük haksızlık ve acımasızlık bilesiniz. Harika ve sıcacık bir yazıydı. Elinize sağlık ve çok teşekkürler. Sevgiyle...

Lale Beşe 
 12.03.2007 16:56
Cevap :
İlginize çok teşşekür eder, yaşamınızın bahar güzelliği ve sevinci içinde geçmesini dilerim.  12.03.2007 17:10
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 72
Toplam yorum
: 327
Toplam mesaj
: 21
Ort. okunma sayısı
: 1464
Kayıt tarihi
: 23.07.06
 
 

Edebiyata ortaokul yıllarında şiirle merhaba dedim. O yıllarda şiirlerim ve yazılarım yöresel gezete..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster