Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Ekim '07

 
Kategori
Pazarlama
Okunma Sayısı
1311
 

Bir başarı hikayesi ve HİSAŞ

Bir başarı hikayesi ve HİSAŞ
 

Son yazımda Hakkari özelinde yapılacak akademik nitelikte bir araştırmanın, yöre için bir çok konuda fikir verebileceğini belirtmiştim. Araştırmanın yörenin iktisadi, sosyal, kültürel, hatta coğrafi yapısına atıfta bulunularak yapılması, buradaki toplumsal örgütlenmenin çeşidi, yapısı ve bu yapının sebep olduğu sonuçları bağlamında bize yol göstereceği için çok ama çok yararlı olacaktır. Ayrıca Hakkari'nin, çok kabaca ifade etmek gerekirse kendini pazarlayabilmesi için sahip olması gereken imajın yaratılmasında da gene bu araştırmadan yararlanılabilir.

Tabi dediğim anlamda geniş çaplı bir araştırmanın yapılması, hem de Hakkari'de yapılması çok ütopik geliyor olabilir. Çünkü söz konusu bölgenin bilinçli ya da bilinçsiz bir çok anlamda izole edilmeye çalışılan bir yapısı var. Bir de buna yöredeki insanın ''boşversene!'' zihniyeti ekleniyor. Yani bir kadercilik söz konusu. İşte bu saklanmışlık, halk değimiyle dışlanmışlık, kadercilikle birlikte düşünülmemeli ki çözüm bulma konusunda cesur adımlar atabilelim. Gene zihinlerimizi kaderciliğe kurban etmeyelim ki umut ettiğimiz çözüm yollarının bulunmasında Hakkari insanı baş rol oynayabilsin.

''Saldım çayıra mevlam kayıra.'' zihniyeti, içinde olduğumuz hazineleri keşfedecek kudretten uzaklaştırıyor bizi. Hakkari'nin sahip olduğu pek çok değerin farkında olmadığımızı düşünüyorum. Bir farkındalık yaratmak gerek. İşte bu farkındalık hem kendi içimizdeki bir uyanışın eseri hem de bahsettiğim anlamda bilimsel bir araştırmanın sonucunda ortaya çıkabilir ancak. Varsa bir değerimiz onu keşfe çıkalım. Araştırın, kovalayın, bulun ve yakalayın. Başka çaremiz yok! Yetkisi olanlara diretin, yol isteyin yordam sorun. Takip edin ayaklarınızın dibinden kayan hayatı ve getirdiği fırsatları. Ama yüzü koyun değil; gözünü dört açarak. Her taşın altına elini sokarak.

Hakkari'nin değerleri demişken, uzun zaman önce devlet sermaysi ile kurulan ve ürettiği uluslararası kalitede kilimlere rağmen hakkettiği yere bir türlü ulaşamayan Hisaş (<ı>Hakkari Kilim ve İplik Sanayi A.Ş)' ı örnek vermek istiyorum. Söz konusu şirket Hakkari'nin göbeğinde devlet eliyle kurulmuş bir kuruluş. Amaç yörede kısmen de olsa istihdam sağlamak. İstihdam edilmek istenen kitle, buna en çok ihtiyaçları olduğunu düşündüğüm bir kesim; kızlar. Ancak çok uzun yıllar, içindeki pazarlama eksikliğinden dolayı üstün kalitede kilimler üretmesine rağmen dışarıya açılamamış Hisaş. Bu başarısızlığın en önemli nedeni ise Hisaş'ın sahip olduğu pazarlama beceriksizliğiydi. Tabi bu başarısızlıkta devletin kuruluş içindeki yönetim grubu kadar yöredeki insanlar da rol oynamıştır. Çünkü özgüven sahibi iyi bir girişim örneği gösterilse, söz konusu kilimleri dünya piyasasına sunup yüksek bir gelir elde etmek içten bile değildi.

Hisaş'ın üretim kalitesi ve sahip olduğu pazarlanabilme potansiyeli Türkiye'de pazarlama konusunda işinin ehli olan Boyner grubu tarafından keşfedildi. Tabi bunda araştırdığım kadarıyla vali Nasuhbeyoğlu'nun ve ÇYDD( <ı>Çağdaş Yaşamı Desrekleme Derneği) 'nin bir iş birliği söz konusu. Bu anlamlı işbirliği sonucunda ve Boyner'in akıllı pazarlama politikası sayesinde Hakkari kilimleri şuanda tüm dünyaya pazarlanabilir duruma getirildi. Boyner metropol şehirlerde kurduğu sergilerle, söz konusu ürünü geniş bir kitleyle buluşturma olanağı yakaladı. Gene aynı şekilde Kültür ve Turizm Bakanlığı Tanıtım Fonuyla, Hisaş'ın ürettiği kilimleri dünyaya daha iyi ve daha hızlı tanıtıp pazarlayacak bir internet portalı kuruldu. Valiliğin girişimiyle yapılan bu akıllı pazarlama politikası sayesinde söz konusu ürünler 6 farklı dilde internet üzerinden tanıtılıp pazarlanıyor. (www.hakkari-kilim.com.tr)

Bu başarı bana göre geniş bir araştırma ve azmin sonucunda ortaya çıktı. Bir çaba vardı ortada, meyvesini aldı. Bu sadece bir örnek. Aynı şekilde pazarlanmayı bekleyen bir çok değerimiz, bir çok ürünümüz var. Ama günümüz pazarlama anlayışından çok uzak, yerele indirgenen ve klasik anlayıştan sıyrılamayan bir zihniyet var malesef. Araştırma, takip ve en önemlisi örnek alma yok. Biz sadece internet cafelere gidip okuduğumuz yazıların altına yorum yapmayı biliriz. Ne işimize yazarayacaksa!

Tüm bunları neden anlattım; çünkü bir başarı hikayesi duyun istedim. Şayet duymayanlarınız, bilmeyenleriniz varsa. Hem de yanı başınızda ve bizim imzamız ile yapılabilecek bir girişim olmasına rağmen, neler kaçırdığımızı bilin istedim. Yanlış anlaşılmasın! Söz konusu girişimin bu haliyle de gene en karlı çıkan elbette yöre halkıdır. Bölge insanına istihdam olanağı sağlanması taktire şayan bir başarı ve aynı ölçüde sevindirici bir girişimdir. Üstelik bölgede ayakları üzerinde durmaya en çok ihtiyacı olan kızlara yönelik bir istihdam alanı yaratılıyorsa. Ancak ''neden bunu gene yöredeki insanlarımız yapmıyor, yapamıyor?'' diye hayıflanmaktan alıkoyamıyor insan kendini. Araştırın, kovalayın, bulun ve yakalayın: Başka çaremiz yok!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Şehirlere yatırım yapılması önemli fakat görmezden gelinen, bırakın yatırımı 30 yıldır yolu bile yapılmayan bir memleketin insanı olarak, açıkcası devletten çok birşey beklenmiyeciğini biliyorum, özel teşebbüslerde yatırımlarını batıya yapmakta ama Hakkari adına mutlu oldum biraz çaba ve emekle nelerin olabileceğini ortaya koymuşlar.Sevgiler

Meyman 
 19.10.2007 12:20
Cevap :
Size katılmamak mümkün değil. Yöre insanının yapacağı girişimlerle bu makus talihi değiştirebiliriz. Başka çaremiz yok!! Güzel fikirleriniz için teşekkür ederim.  19.10.2007 13:51
 

İmkan çok... Sözünü ettiğiniz kuruluş "Hisaş"ın ürettiği kilimler, kalilet olarak kilimde ulaşılabilecek en yüksek düzeyde. Daha fazlası "Kilim"de olmaz. Bu kurumun başında "Amatör" ve "İyi niyetli" kişiler vardı bir zamanlar, yani benim bildiğim dönemlerde (4-5 sene önce). Zevk ile, aşk ile en iyisini başarmak için çalışıyorlar. Lakin: Sonuçta ne kadar iyi niyetle olursa olsunlar "Memur" mantığının önüne geçemiyorlar. Kilimi "Özel sektör" olarak yapsalar, bu kez bu kaliteyi bulamıyorlar. Sadece, tüm iyi niyetleri ve özverili çalışmaları ile "Başarı"yı yakalamaya çalışıyorlar. Elbette daha iyiye doğru yapılacak abir çok şey var. Ama onu yapmak için "Dürüstçe" oraya ve oralara yardım edecek "Yürekli" insanlara ihtiyaç var. Oradakilerin yüreği tam da, uzun soluklu koşuya yetemiyorlar... Saygılarımla... İBRAHİM PEKBAY

İBRAHİM PEKBAY 
 18.10.2007 12:44
Cevap :
Öncelikle güzel yorumunuz için teşekkür ederim. Uzun soluklu koşuya gelince: ''O koşuyu kazanırım!'' gözüyle bakmalıyız ki kazanabilelim. değişebilmek ve bu değişimle gelişebilmek hiç de zor değil. İstemek yetiyor. Saygı ve sevgiyle hocam...  18.10.2007 12:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 19
Toplam yorum
: 12
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 755
Kayıt tarihi
: 05.12.06
 
 

İstanbul'da oturuyorum. Marmara Üniversitesi İşletme Bölümü 3. sınıf öğrencisiyim. Tabi bu iktisadi ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster