Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Aralık '10

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
507
 

Bir Başına....

Bir Başına....
 

Yalnız yaşamanın bütün kurallarını koydum önüme, seçtim en güzel elbiselerini, giyindim teker teker…

Her birini bir başka yakıştırdım. Renklendim, süslendim, beğendim aynada ki aksimi…

Yalnızlık pek bir yakıştı bana.

Yalnızlıkla kapışmadık, alt üst etmeye çalışmadık birbirimizi, beraberce yol alacak, yormadan, saygıyla, sınırlarımızı bilerek yaşamalıydık antlaşmayı imzaladık…

Kuralları çiğnemeden devam ettik.

Farklı düşüncelere dalmak yasak!

Başka alternatifler değerlendirmek yasak!

Acaba demek yasak!

Evveliyatı anmak yasak!

Özlemek yasak!

Slov müzik dinlemek yasak!

Yalnızlığa isyan eden şiirler okumak yasak!

Hep barışık, durumu kabullenmiş, sızlanmadan, ağlamadan, tepinmeden yaşamaya devamdı….

Ta ki bütün bu yasakların hepsini aynı anda karşıma çıkaracak o konuşma olana dek…

Bir arkadaş sohbetinde; ‘ birine inanmanın artık imkansız olduğu, herkese şüpheyle yaklaşıldığı, güvenmeden inanmadan da bir insanla bir ömür geçirilemeyeceği’ konusuna tam ortadan dalmışken aksini hafiften kinaye ile bir arkadaş anlatana kadar…

Hep böyle geçeceğine inandığım daha doğrusu böyle devam etmesini istediğim bir hayattan bahsederken bana ‘ geceleri korkuyla uyandığın bir rüyada yanında seni sakinleştirmesini, yanında oldup korkularını dindirmek için sarılacağın bir beden yerine, bir yastığı tercih etmek daha sevgi dolu, güven vereninden, bunu istemek de önemli, en güçlü kadın figürü, yanında biri olmadan da bir ömrü geçirirsin, sözüm ona güçlüsün ya, kimseye ihtiyacın yok ya, mutlu olursun, devam et böyle’ sözleriyle tüm gerçekliği yüzüme acımasızca belki de geç kalmadan beni döndürmeye çalışmasıyla fikrimden, kendime oynadığım oyundan uyandırıldım….

Şimdi korunaksız, çıplak, savunmasız hissediyorum kendimi. Tüm inandıklarım, gerçekten kendime hazırladığım bir oyun muydu? Olamaz mı yalnız başına bir ömür? İlla bir sevgili, eş mi gerekir bu hayat gailesinden en az zararla kurtulmak için? Oysa yanımızda olanlarda bazen bu hayattan daha fazla acıtmıyor mu, yalnızlık sığınılacak en güvenilir kucak gelmiyor mu böyle zamanlarda?

Ya da zaman, sadece birazcık zamandır belki, tüm yangınları söndürmek için, yanarken küle dönüp yeniden küllerinden doğmak için. Yanan ruh da, beden de cehennemden önce bu dünyada yandığı için daha bir katılaşır belki, unutup acılarını, yaralarını, dokunmadan, elleşmeden acılarına olgunlaşarak, ham meyveyken kaybettiklerini, olgunlaşınca kazanır belki….

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Eminim ki bir çok insanın duygularına tercüman olan bir yazı yazmışsınız. Yani bana çok uydu:) Bazen ben de yalnızlığı güçlülük sayarım.Güçlüyüm ya, yalnız kalabilirim.Güçlüyüm ya, kimseye ihtiyacım yok:) Yalnızlığımla da hep kavga içindeyimdir aslında. Oysa,zayıf anlarımda, öyle zayıfımdır ki,başımı yaslayabileceğim biri yoksa, kaybolup giderim herhalde. Neyse çok dökülmeden kaçayım:) Çok beğendim yazınızı.Sevgilerimle.

SINIR 
 24.12.2010 22:59
Cevap :
Teşekkür ederim, iç çekişmeler yaşıyoruz kendimizle. Yalnızlık mı yoksa beraberlik mi karar veremiyoruz. Sanki bir beraberlik cesaret ister gibi geliyor bana, yalnızlık güçlülük değilmiş gibi. Duruma göre değişiyor tabi bu düşünceler :) Sevgiler...  27.12.2010 11:23
 

Maskelere, başkalarına kendimizi güçlü göstermek için oynanan oyunlara ne gerek var… Erkek olsun, kadın olsun, her kalbin kendini sevecek, sevebileceği bir kalbe, her tenin sevgi dolu sıcağında ısınabileceği bir tene ihtiyacı vardır, bundan doğal ne olabilir ki ? Bir başınalık, kendi kendine yetmeyi bilmek, bir yere kadar önemli ve belki de gerekli. Ama ötesi; sonsuz bir boşluk, karanlık ve şu an olduğu gibi; cama vuran hüzünlü damlalardan başka bir şey değil… En içten sevgilerimle Özge’cim.

Mor Okyanus 
 13.12.2010 21:10
Cevap :
Aslında başkalarını kandırma ya da maske durumu değil. Bir başına olmak keyif veriyor çoğu kez ama bazen yanında birini aramamak elde değil. Doğru yaşanmamış, yaşanamamış ilişkilerin, yalnızlığı cezbeder hale getirmesinden kaynaklanıyor diye düşünüyorum. Teşekkür ederim Okyanus, seni görmek güzel...  13.12.2010 22:50
 

En yakın olduklarınla bile ne kadar paylaşırsan paylaş hep yanlızsın aslında...ama insanlı yanlızlık başka insansız yanlızlık başka...sevgilerimle...

ümitümit 
 13.12.2010 10:46
Cevap :
Hep yalnızlık var sonunda, Yalnızlık ömür boyu... Teşekkür ederşm, sevgiler...  13.12.2010 12:48
 

Değerli hemşerim öncelikle çukurovamızın sımsıcak güneşinin daima üzerine olmasını dilerim.Yalnızlık Allaha mahsus olup insanlar paylaştıkca ruhen rahatlayacağını bir başına kalıpda sadece kendini dinleyenlerin sorununa,derdine hatta sevincine katılımsız olması durumunda nasıl acı çekebileceğini hatırlatmak ister saygılar sunarım.

AHMET KAPLAN 
 09.12.2010 11:33
Cevap :
Teşekkür ederim bu güzel katkınız için. Sevgiler saygılar hemşerim...  11.12.2010 1:03
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 127
Toplam yorum
: 448
Toplam mesaj
: 26
Ort. okunma sayısı
: 796
Kayıt tarihi
: 22.09.07
 
 

Sıcağıyla bilinen memleketimde bir kış gününde geldim dünyaya. Bütün tezatlıklar hayatımda farklı r..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster