Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Aralık '08

 
Kategori
Bayramlar
Okunma Sayısı
318
 

Bir bayram gününün düşündürdükleri

Bir bayram gününün düşündürdükleri
 

Dostlukla, mutlulukla geçen her an bayram sayılır.


Bir Bayram Gününün Düşündürdükleri

Bayram her eve ayrı gelir… Herkes kendi penceresinden bakar bayrama… Küçük çocuklar en çok tadını çıkarır bayramın. Yaşam onlara zalim yüzünü göstermemiştir daha. Bir çift ayakkabı, yeni elbiseler, birkaç kuruş harçlık ve büyüklerin her durumda bir bahane bularak söylediği birkaç aferin. İşte mutluluk bu. Yaşam sanki hep böyle devam edecek gibi.

Büyükler gıptayla bakarlar çocukların çocuksu bayram coşkusuna. Gizli gizli özenerek… “yaşama sırası onda”diyerek... Özlemle hatırlarlar çocukluklarındaki bayramları ve anlatmadan duramazlar… Alamazlar kendilerini “nerede o eski bayramlar” lafının arkasına saklanan övünme payını vurgulamamakdan… Madem o kadar iyi yaşadın, kendi çocuğuna yaşatmamana sebep mi var? Sorusunu da dert etmeyerek.

Ama bir de bozulduysa ağızların tadı… Donuklaşan görüntüler yüzlerde maskeleşir... Dillere “…bayram gelmiş neyime..” deyişi yerleşir... Gerçekten başlar hüznün saltanatıyla tetiklenen “… hep alemler güler oynar…” söylemleri...

Yaşam, yaşanmak zorunda olunan yaşama dönüşmeye görsün bir kere… Anne babanın yüzüne bakan çocuklar unutulur hem de yaşama sırasının onlarda olduğu da hatırlanmadan… Gerçekte bir tür bencilliktir büyüklerin yaptığı.

Elbette söylemesi kolay. Bir de yaşamak var.. Ancak yaşayanın bilebileceği… Bizimkisi söylemenin kolaycılığı. Bu kadar kolay olaydı insan duygularını dondurucuda şoklamak, en zorlu acılar bile bir söylem tedavisiyle son bulurdu. Hatta acıların koyuluğu bile aydınlanırdı verilen aklın ışığında… Herhalde insan olmanın bedeli olsa gerek yaşananları yaşamak...

İnsan ayırmıyor gelen bayram. Olağanüstü durumları da dikkate almıyor. Yetimhanedeki bebekle annesinin kollarındaki el bebeği gül bebeği bir tutuyor. Garipleri, kimsesizleri, yalnızları da dikkate almıyor. Acısı olanla olmayanı ayırmıyor sözlüklerdeki bayram tarifi.

Bir de ateş düşmeye görsün… Bayramda da yakar seyranda da…
“…. dünyada ayrılıktan beter ne var?... yaz akşamı seni bu Nigar… hazin hazin yad’a saldı neyleyim” … bir Azeri hüzün şarkısı… şehidin ardından söylenen… Çaresizliğin, yokluğun en anlamlı ifadesi...

Anne, mezar temizliği yapacağını söylüyor, bayram hazırlığı olarak… Küçük kızı annesinin her gittiğinde ağladığını, eve döndüğünde de ağladığını anlatarak “ağlayacak ne var ki? Abim şimdi cennette.”… diyor. Belli ki bu üzüntüyü kaldıramıyor küçük yüreği... Abisinin yokluğuna belki alışabilir, şehit olmak bir kerelik… Sürekli olan ise annesinin acısı… hiç dinmiyor… gözler hep yaşlı.. Gülmenin unutulduğu çok olmuş… ama küçük kız, gülsün istiyor annesi… annesi gülsün ki kendisi de gülebilsin… Annesinin bu haline dayanamıyor… ve çocuk haliyle teselli etmeye çalışıyor… "acı insanı olgunlaştırırmış" sözünün doğruluğunu ispatlarcasına… “İnsan cennete gidene ağlar mı”? " diye sorarak...

Giden sadece bir şehit değil… kaybolan yaşamlar… yaşanmayacak çocukluklar… öpülemeyecek eller… kutlanamayacak bayramlar… gülünemeyecek şenlikler… eğlenilemeyecek düğünlerdir… Her gidenle birkaç kişi birden gider hem de canlı canlı… Başlamıştır onlar için “…hiç bitmeyen sükunlu gece… “ hem de “kanatları boşlukta simsiyah açılan bir büyük kapıdan” geçmeden…

Bunlar bir bayram günü yaşanıyor… Şehitlikler tam anlamıyla “ana baba günü”. Bir tür mahşer görüntüsü yaşanan. Herkes en temiz duygularıyla hesap vermeye hazır. Şehit evlatlar bir tür güvencesi olmuş ahiretin… Okunan dualar ile şehide adanan kurbanlar ise köprü...

Bayramlaşma niyetiyle konuşuluyor komşu mezardakilerle paylaşmak için acılarını… Kendilerininkini çözdüler ya… Evli miydi, bekar mıydı? diye soruluyor.. Daha sonra nerede nasıla?.. sıra geliyor... Öyle ya işin bu kısmı teferruattı… Vatan her yerde vatandı…

Doğarken sorulmadı. Giderken de ne zamanı, ne zemini ve ne de nedeni sorulmayacak. Hatta belki de çok az şeyde “kendim ettim kendim buldum” deme lüksüne sahip olacağız.

Geldiğimiz ortamı da biz düzenlemedik, biz seçmedik. Başımıza geleceklerden de tamamen sorumlu olduğumuz iddia edilemez. Bize biçilenleri ise yok sayamayız. “Çivici katilin” kurbanları çiviciyle aynı zamanda ve ortamda yaşamak için rüşvet mi verdiler. Onlara sorulsaydı bunu mu tercih ederlerdi kendilerine kader olarak?

Acısıyla tatlısıyla, zenginiyle yoksuluyla, iyisiyle kötüsüyle, güzeliyle çirkiniyle, sağlığıyla hastalığıyla, akıllısıyla delisiyle, kaderlisiyle kadersiziyle, bahtlısıyla bahtsızıyla, meleğiyle şeytanıyla birlikte yaşamak zorunda isek ve yaşam bizim içinse, yaşamak sıraylaysa ve yaşamak bir sanatsa… vay ki sanatkar olmayanın haline…

Herkes yaşama sanatının ustası olamayacağına göre ne mi yapalım… İyiler kötülere, güzeller çirkinlere, akıllılar akılsızlara, zenginler fakirlere, melekler şeytanlara, varlar yoklara… yardım etsin…

Kopan küçük kıyametlere rağmen yaşam devam ediyor. Ağzının tadı yerinde olanlar çıkarsınlar tadını bayramın. “…bayram gelmiş neyime…” diyenleri de unutmayarak. Gülerken gülmeyi unutanları da hatırlayarak. Birisinin göz yaşını silerek, birisinin karanlığını aydınlatarak, birisinin elinden tutarak… Ve yaşadığımız her bayramda birilerinin de payı, birilerinin de hakkı bulunduğunun bilinciyle ve mutlu bir çocuğun sevinciyle yaşayarak…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

içsel zenginliklere,bir bayramın düşündürdükleride bu kadar derin,düşündürücü olur.Saygılar.

Şerife Mutlu 
 16.12.2008 22:21
Cevap :
teşekkür ederim. saygılarımla.  17.12.2008 15:33
 

Onlara ererken, eremeyenleri de bağrına basabilmek, şekerin yanında isot acısı bir hayatı da paylaşabilmek değil midir... Sevgiler değerli insana...

yeşilsoğan 
 10.12.2008 20:14
Cevap :
Katkınız için teşekkürler.  11.12.2008 1:04
 

sizi, bu güzel yazı için.

Fatma Güneş ERGEN 
 08.12.2008 17:52
Cevap :
Teşekkür ederim.  08.12.2008 23:00
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 193
Toplam yorum
: 1060
Toplam mesaj
: 41
Ort. okunma sayısı
: 968
Kayıt tarihi
: 01.08.07
 
 

Bilecik doğumluyum. Emekli Eğitimciyim. Ankara'da ve yazları Kuşadası'nda yaşıyorum Günlük uğraşl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster