Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ekim '06

 
Kategori
Bayramlar
Okunma Sayısı
574
 

Bir bayram yazısı yazamamak

Bir bayram yazısı yazamamak
 

Hayatta muzdarip olduğum en önemli şey, istediğimi zamanında yapamamak. Yapamamak ile yapmamak arasındaki farkı takdir edersiniz zannediyorum.

Yapamamak; eldeki imkanların yetersizliği ile başlar tembellik ile devam eder, neyse bi dahaki sefere ile nihayete erer.

İşte bayram yazısı da böyle bir şey. Bayram yazısı yazacağım iddiası ile başlar, tembel editörün boşluğunu dolduracağım diye kıvranmayla devam eder ve bayram hazırlıklarının telaşına kurban olur.

Kent hayatının (şehir değil) keşmekeşine kurban giden ilk şey ''düzen'' (plan değil) anlayışımızdır. Kentli, göçebe ile yerleşiklik arasına sıkışmış, gelenek ile ''modernlik'' denen ne idüğü belirsiz şeyin arasında kalmış bizim gibi ''beynamaz'' ları tanımlamak için birebir uyan bir kelimedir.

Aslında gecekondu bir tanımlamadır kentlilik, medeniyet ve ruh yoktur, kültür ile alakasını kuramazsınız. Çünkü kültür de medeniyet de ''geçmiş'' ten başlar bugüne gelir, bir birikimdir yani.

Kentlilik tüm bu geçmişi inkar eden mirasyedi bir kavramdır ve mahalledeki tüm mirasyediler gibi ''acınası'' bir hâldir.

Sosyologlar zıplayıp, protesto edecektir; üfürme diye. Lakin benim için anlamı böyle bir şey işte.

Her şeyin yapay olduğu bir halettir ve içi boştur, ne batıdır ne doğudur mesela. Yanılsamalarla doludur; kendini batılı zanneder halbuki kökü de, dalı da doğuludur.

Batılılıktan dem vurur lakin ''ah eski bayramlar!...'' diye inler. Halbuki bayramın eskisi geçmişe güçlü göndermelerle doludur.

Herkes için ve en çok da çocuklar için…

Bayram namazı ile başlayan, kapı kapı dolaşıp şeker toplama ile ve bayram harçlığı ''ümidi'' ile devam eden, şeker pamukçusunun camına yapışıp ''nasıl oluyor da şekerden pamuk oluyor?'' sorusu ile nihayete eren bir zaman yolculuğudur bu göndermeler.

Şeker pamuğunun varoluş hikayesine verilen cevabın ve arefe günü ''kabristan'' ziyaretinin ''kabirdeki seni görür, kıble tarafına geç'' nasihatlarının hayatımızın tam orta yerinde üstelik irrasyonelliğini yitirerek varolması ''kentlilik'' oyunumuza vurulan en büyük darbe değil midir?

Ve her bayram kabir başlarına gidişimizin sebebi ''ölen bekler'' inancı değil midir?

Zavallı kentli…

Yukardan aşağı, baştan sona kendini rasyonel zanneden, hiçbir ''batıl'' ı olmadığına inanan ve bunu sanki bir haltmış gibi izah etmeye çalışan topluluk.

Yukarıdaki gibi bir ''kabristan'' hikayesinden mahrum, teravih namazından ''kaçış'' hatırası olmayan, arefe günü ''yarın kahvaltı yapacağım'' ümidi ile yanıp yakılamayan, ''bayram günü hasılatı'' beklentisinin hazzını yaşayamayan zavallı bir topuluk.

Sıkıştığı anda kaçabileceği irrasyonel bir alandan mahrum bir insan düşünebiliyor musunuz? Etrafınızda varsa, onlara acıyın…

Geçmiş bayramınız kutlu olsun…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 31
Toplam yorum
: 25
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 1144
Kayıt tarihi
: 06.07.06
 
 

Memleketi ve kendini ilgilendirenler üzerine yazmayı "tutku" edinmiş bir fen bilimci, konuşmaya v..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster